şükela:  tümü | bugün
  • "l'écume des jours" orijinal isimli boris vian romani... ayrica (bkz: yürek söken) (bkz: kirmizi ot) (bkz: karincalar)
  • (bkz: chloe)
    (bkz: #25373265)
  • filmi de çekilmiş roman. bir klişeyi daha bize yaşatmıştır. (bkz: kitap uyarlamalarının kötü olması)
  • hakkında bu kadar az entry girilmiş olmasına şaşırdığım, bence var olabilecek en güzel metaforlara sahip, bir kere okumakla doyulmayan, her daim yanı başında taşınması gereken roman.
    şimdi bir de orjinal isimde aratalım bakalım.
  • sevgili michel gondri sinemaya uyarlamış. gidelim görelim.
    (bkz: mood indigo)
  • michel gondry tarafından çekilen filmi pek yakında vizyona gireceği için bünyede sevinç yaratmıştır.

    gondry reis yine dehasıyla benzersiz bir sinema deneyimi yaşatacak.
  • michel gondri'nin uyarlama filmi beklediğimden daha sürrealdi.

    --- spoiler ---

    ilk yarısı hiper manik, ikinci yarısı hiper depresfil olmasına rapmen, ne neşelenebildik ne de hüzünlenebildik. çünkü fazla sürrealdi ve prodüksiyonun güzelliklerine kafa yormaktan film değil de performans izliyor gibi hissettik.
    --- spoiler ---
  • haftaiçi son seansta (son dediğim çok geç değil, 21.15) ben ve +1'im dışında bir adet bayan, bir adet çift, iki adet de ayrı sap olmak üzere türkiye'nin en iyi ve en pahalı sinema salonunda gördük filmi. neden verdim salon ayrıntısını? çünkü fransız filminin en çok gelir ve hedef kitle getireceği yer anca burası olabilir.

    çift ilk yarının yarısı olmadan çıktı. tek bayan ilk yarının sonu olmadan çıktı. biz en arkada oturduğumuz için salona hakimiz, ara olduğunda öndeki iki ayrı saptan biri arkaya döndü kim var kim yok diye. film bittiğinde o eleman da ortada yoktu, hangi ara gitti anlamadım. geriye bizden başka sadece bir kişi kalmıştı. o da daha fazla dayanamadı yazılar başladığı gibi terketti salonu. filmi sonuna kadar sadece biz izledik.

    kabul etmeliyim ki, bu tip bir film için çok uzun bir süre olan 2 saat ortalamasını seçmiş olan yönetmen artık sonlara doğru seyirciyi tamamen yoruyor. ben her halükarda bir filmin olması gereken ideal süre 90 dakikayı aşmaması gerektiğini savunuyorum. 60-90 dakika arası filmler çok ağır tempolu da olsa, sıkıcı da olsa motivasyonu kaybettirmeden kendini izlettirebiliyor.

    filmin zorluğu şu: öncelikle fransızca olması sebebiyle altyazıya daha bağımlı kılıyor ve yayınlanan altyazı hem yazıtipi hem harf kalınlığı hem de harf boyutu olarak bazı sahnelerde okunmayı zorluyordu. öte yandan filmde sürekli bir hareket ve detay kalabalığı var, herşeyi takip etmeye çalışmaktan yoruluyorsunuz zaten. neredeyse herşey sürreal, rüya gibi durumlar, olgular ve nesneler var. gerçekdışı olduğu için, gerçeklerle bağlantılı bir film izlemenin rahatlığı yok, sürekli ortama hakim olmak için diken üstünde takip etmek durumundasınız.

    haliyle birçok insan da, özellikle yönetmenin tarzını bilmediği için ya da uyarlanan kitap üzerinden bilip geldiği için, veyahut fragmanına bile göz atmadan geldiği için garipsiyor ve parasını yakıp filmden çıkıyor. film dünya olarak çocuklara yönelik ama konuları sebebiyle (hastalık, ölüm, aldatma, sevişme gibi yetişkin olguları) çocuklara izletmenin anlamsız olacağı bir tarza sahip.

    yalnız uslu bir çocuk olup da sondaki yazıları da beklerseniz çok güzel iki tane daha şarkı karşılıyor sizi. henüz internette yok müzikleri, isimlerini de söylemiycem, gidin izleyin akıllı olun lan. *
    (ben shazama dinletip öğrendim ne olduklarını hehe)

    film için bu kadar açıklamadan sonra, kısaca bir fikrimi ifade edecek olursam: görsel sanatlarla uğraşan herkesin görmesi gereken bir başyapıt olmuş. yönetmenliğini dali yapmış gibi...keyifle izleniyor. ama öncesinde bir çalışma yapıp yönetmenin çektiği müzik kliplerinden (björk, vs.) ve ünlü filmi eternal sunshine of the spotless minddan bir tarzını yakalayıp, ne kadar sevebileceğinizi test etmeniz lazım.

    filmin ingilizce ismi olan mood indigo ise adını filmde sürekli geçen duke ellington bestesinden alıyor. youtubeda dinleyip huzura erebilirsiniz.

    --- spoiler ---

    doktor rolünde bir porsiyon michel gondry cameosu görüyoruz.

    --- spoiler ---
  • boris vian'ın aşk içerikli romanı.. fransız absürtlüğünü ve fantastik dünyasını kitabın içerisinde gözünüze sokmaktan çekinmez boris vian.. blues ve jazz müzik camiasına sık sık göndermelerde bulunur.. aslında aşk içerisinde varolan çoğu şeyi farklılıkla anlatabilen güzide bir romandır bu.. zaten masalsı bir dünyada yaşamaz mıyız aşık olunca.. sevgilinin ciğerlerinde nilüfer çiçeği büyür yoksa zatürre vs yakışmaz sevgiliye..