şükela:  tümü | bugün
  • yazar kitabın özet cümlesi olarak şunu söylüyor: “tarih farklı halklar için farklı yönde gelişti ama bu çevresel farklardan dolayı böyle oldu, o halkların biyolojik farklılıklarından dolayı değil.”
  • tüfek mikrop ve çelik, insanlık tarihini anlamak açısından en az harari'nin hayvanlardan tanrılara sapiens'i kadar önemli olduğunu düşündüğüm bir başucu eseri(genelde sapiens'i okumayanı dövüyorlar diye karşılaştırdım yoksa o da güzel kitap:) . jared diamond'un çok uzun araştırmalar neticesinde özenle kaleme aldığı, pulitzer ödüllü ünlü kitabı.

    temelde dünya tarihini değiştiren ve ülkelerin/toplumların bugünkü konumlarını, gelişmişlik/geri kalmışlık düzeylerini belirleyen tüm kritik faktörleri ele alan bir eser. kitapta değinilen konuları aklıma geldiğince özetleyecek olursam: avcılık & toplayıcılık, yerleşik hayat, tarım&hayvancılık, yiyecek üretimi, evcilleştirme,antropoloji, coğrafya, nüfus, sömürgecilik, ırkçılık, sanayileşme, teknoloji, örgütlenme, silahlanma, savaşlar, göçler, genler, mikrop, virüs ve salgın hastalıklar , yazı ve tekerlek vb. icatlar, dil ve etimoloji gibi farklı konulardan bahsedebiliriz.

    kitabın pegasus yayınlarına ait çevirisinden, kendi seçtiğim ve bir nevi özet niteliğindeki bazı kritik bölümleri -yazarın türkiye'ye dair önsözü ve de son söz dahil- alıntılamaya çalıştım (copy paste değil; ama biraz uzunca ve de yazım hataları olabilir, kusura bakmayın).

    "ne kadar cesur veya zeki olursa olsun bir avcı, ellerinde metal kılıçlar, yazı, haritalar ve düzenli ordu olan bin çiftçiye rakip olamazdı. zamanla tarım sayesinde güç öğesi olan kılıçlar, tüfek, mikrop ve çeliğe evrildi: modern dünyada gücün sembolleri."

    "uzmanlar çiftçilerin ürettiği yiyecekleri yediler ve topluma yararlı işler yapmak için onlara bolca vakit kaldı. tarım sayesinde oluşan yiyecek fazlalığının önde gelen sonuçlarından biri de metal aletlerin yapımı, şef ve krallar, hemen sonrasında da yazının icadıydı. hiçbir avcı/toplayıcı toplum metal alet, merkezi yönetim ve yazıyı bulamamıştı, ancak tarımın icadıyla birkaç bin yıl içinde dünyanın birçok noktasında bu sonuçlar ortaya çıktı."

    "dünya üzerinde evcilleştirilmeye müsait, en fazla ve en değerli yabani bitki ve hayvan türünün ana vatanı, günümüzde türkiye, ırak, iran, suriyei lübnan , ürdün ve israil'i kapsayan günaybatı asya coğrafyasıdır. bu bölge eğimli, hilal ay şekline benzediği için, her ne kadar inanılmaz bereketli tarım alanlarına sahip olmasa da bereketli hilal olarak bilinir. ancak bu evcilleştirilebilir yabani türler dünyada tarımın ilk başladığı yer olmasını sağlamıştır, bu yüzden özellikle verimli olmasa da bu bölgeye bereketli hilal diyoruz. "bereketli hilal, modern buğdayın, bezelyenin, fasulyenin, nohutun (güneydoğu türkiye'ye özgüdür) ve diğer birçok bitkinin yabani atalarının ana yurdudur. buğday (aslında evcilleştirilmiş dört farklı yabani buğday çeşidi vardır) halen dünyanın en değerli bitkisidir. bereketli hilal aynı zamanda evcilleştirilmiş "büyük beşli"nin -inek,koyun,keçi, domuz ve at- atalarının da ana yurdu, bunlar da halen dünyanın en değerli evcil hayvanlardır."

    "anadolu'da türklerin hakimiyeti altına giren milyonlarca hint-avrupalı vardı: onlar yok edilmemişlerdi. genetik araştırmalar, modern türklerin genlerinin üçte birinin orta asya'dan gelen süvarilerden olduğunu gösteriyor, ama hala üçte ikisi anadolu'nun yerlisi olan hint-avrupa kökenli. anadolu'nun yerli halkı dilini kaybetti ama genlerini korudu. böylece siz türkler de, dünyanın geri kalanı gibi, bir mozaiksiniz. dil olarak tek bir halksınız (türkler) ama genetik olarak çoğunlukla başka bir halk (hint-avrupalı)."

    "birincisi, yetişkin insanlar olarak bile bizim bilişsel yeteneğimiz çocuklukta yaşadığımız toplumsal çevreden öylesine etkileniyor ki önceden var olan genetik farkların etkilerini saptamak güçleşiyor. ikincisi, bilişsel yeteneğimizi ölçen testler (örneğin zeka testleri) daha çok kültürel bilgilerimizi ölçer, doğuştan gelen saf zeka, ne demekse, onu değil."

    "gazeteciler yazarlardan koca bir kitabı bir tek cümleyle özetlemesini isterler her zaman. işte bu kitap için o cümle şu: "tarih farklı halklar için farklı yönde gelişti ama bu, çevresel farklardan dolayı böyle oldu, o halkların biyolojik farklılıklarından dolayı değil."

    "insanlık tarihi bundan 50.000 yıl önce, benim büyük sıçrama dediğim şeyle birlikte başladı. bu sıçramanın ilk kesin işaretinin doğu afrika'da, bir örnek taş aletlerinin ve günümüze kadar ulaşmış ilk süs eşyalarının (deniz kabuğu kolyelerin) bulunduğu yerleşim yerinde görüyoruz. benzer gelişmeler kısa süre sonra ortadoğu'da, güneydoğu avrupa'da, daha sonra (40.000 yıl kadar önce) güneybatı avrupa'da meydana geldi, burada bulunan pek çok sayıdaki eşya, cro-magnon olarak adlandırılan insanların tam anlamıyla bugünkü insanlarınkine benzeyen iskeletleriyle ilişkilendirildi."

    "eskiden avustralya/yeni gine'de dev kangurular, diprotodon denen ve büyüklüğü bir inek büyüklüğünü bulan, gergedan benzeri keseli hayvanlar ve keseli "leopar" da içinde olmak üzere çeşitli büyük boy memeliler vardı. eskiden ayrıca 200 kilogram ağırlığında devekuşu benzeri uçamayan kuşlar, bunlardan başka bir tonluk kertenkele, dev piton, karada yaşayan timsah gibi şaşırtıcı derecede büyük sürüngenler vardı. avurstralya/yeni gine'nin bütün bu devleri (diğer bir deyişle mega-faunası) insanlar buralara geldikten sonra yok oldu.

    "moriorilerin felaketi hem çağdaş dünyada hem de eski dünyada yaşanmış başka pek çok felakete benziyor, iyi silahlanmış çok sayıda insanla iyi silahlanmamış az sayıda insan kapıştığı zaman bu felaketler çok görülmüştür. maori-moriori çatışmasının bizim için aydınlatıcı yanı, aynı ortak atadan gelen bir iki halkın bin yıldan az bir zaman içinde farklılaşmış olmasıdır.

    "atahualpa'nın ölümünden sonra ispanyollar ile inkalar arasında gerçekten savaş başladığında ispanyol güçleri daha amansızdı. atahualpa'nın esir düştüğü çağdaş tarihin en büyük çatışmasında belirleyici bir an olarak bizi özellikle ilgilendiriyor."

    "mö 4000 yıllarında karadeniz'in kuzeyindeki steplerde atların evcilleştirilmesiyle birlikte savaşların şekli de değişmeye başladı. atlar at sahiplerine yaya olarak gidebileceklerinden çok daha uzak yerlere gitme, birden saldırıya geçme, karşı taraf üstün bir savunma gücü toparlamadan önce kaçma olanağı veriyordu."

    "bağışıklığı olmayan insanlara önemli derecede bağışıklığı olan istilacılardan bulaşan hastalıklar. çiçek, kabakulak, grip, tifüs, hıyarcıklı veba gibi avrupa'da her zaman görülen bulaşıcı hastalıklar başka kıtalarda pek çok insanın ölümüne yol açarak avrupalıların fetihlerinde önemli rol oynadılar."

    "evcilleştirilmiş büyük memeli hayvanlar, 19.yüzyılda demiryolları ortaya çıkana kadar karada tek taşıt aracımız olarak insanların hayatında büyük bir devrim yarattılar. hayvanlar evcilleştirilmeden önce karada yük ya da insan taşınacağı zaman sırtta taşınırdı. memeli büyük hayvanlarla birlikte bu değişti: insanlık tarihinde ilk kez çok miktarda ağır şeyleri ve insanları kısa zamanda uzak yerlere taşımak olanağı doğdu."

    "kısacası bitki ve hayvanların evcilleştirilmesi daha çok yiyecek, bunun sonucunda da daha yoğun nüfus anlamına geliyordu. yiyecek fazlalığı ve (bazı bölgelerde) bu yiyecek fazlasını hayvanların çektiği taşıtlarla nakletme olanağı yerleşik hayata geçilmesinin ve siyasal olarak merkezileşmiş, toplumsal olarak katmanlaşmış, ekonomik olarak karmaşık, teknolojik olarak yenilikçi toplumların evcilleştirilmesi imparatorlukların, okuryazarlığın, çelik silahların niçin ilk önce avrasya'da geliştiğini kesin biçimde açıklamaktadır."

    "insanlık tarihi boyunca çiftçiler, avcı/yiyecek toplayıcıları ilkel bularak küçümsemiş, avcı/yiyecek toplayıcılar çiftçileri cahil diye küçümsemiş, hayvan yetiştiricilerse ikisini de küçümsemiştir. bütün bu öğeler insanların yiyeceklerini nasıl elde edecekleri konusunda ayrı ayrı verdikleri kararlarda rol oynamıştır."

    "sonuç olarak, dünyanın yiyecek üretimine elverişli bölgelerinin çoğunda avcı/yiyecek toplayıcıları bekleyen yazgılar şu ikisinden biriydi: ya yerlerini yiyecek üreticisi komşularına bırakmak ya da kendileri yiyecek üretimine geçerek varlıklarını sürdürmek."

    "çiftçiler doğal seçilimin yönünü 180 derece değiştirdiler: daha önce başarılı olan gen birden öldürücü oldu, mutasyona uğramış öldürücü gen başarılı. on bin yıl önce insanlar ufalanıp dökülmeyen buğday ve arpa başaklarının seçiliminde bilmeden etkili olurken, besbelli bu olay herhangi bir bitkide insan eliyle yaratılmış en büyük "gelişim"di. bereketli hilal'de tarımı başlatan şey bu oldu."

    "tahıl bitkilerinin hızlı büyümek, yüksek oranda karbonhidrat içermek, işlenmiş toprakta hektar başına bir tona varan oranda yenebilir ürün vermek gibi üstünlükleri vardır. bunun sonucu olarak bugün insanların tükettiği toplam kalorinin yarıdan fazlası tahıllardan sağlanır ve çağdaş dünyanın başta gelen on iki ürününden beşini oluşturur (buğday, mısır, pirinç, arpa, süpürgedarısı). tahıl ürünlerinin çoğunda protein oranı %25'tir. (soya fasulyesinde bu oran %38'i bulur). dolayısıyla tahıllarda baklagillerde dengeli bir beslenme için gerekli besinlerin çoğu vardır."

    "insanlık tarihinin temel olgularından biri, güneybatı asya'nın bereketli hilal denen kısmının tarihte ilk önemli bölge olmasıdır. kentlerin, yazının , imparatorlukların, (iyi ya da kötü) uygarlık dediğimiz şeyin ve uzun bir zincir oluşturan bütün gelişmelerin başlangıç noktası burası olmuş gibi görünüyor. gelişmelerin kökeninde yatan şeyse, çiftçilik yapmayan uzmanları tarım ürünü ve çiftlik hayvanı biçimindeki yiyecek üretimi sayesinde doyurabilme olanağı, depolanmış yiyecek fazlası ve kalabalık nüfustur."

    "... bunun yanıtı anna karenina ilkesinden çıkıyor. evcilleştirilebilmek için yabani adayın pek çok farklı özelliklere sahip olması gerekiyor. bu gerekli özelliklerden birinin bile eksikliği evcilleştirme çabalarını boşa çıkarıyor, tıpkı mutlu bir evlilik kurma çabalarını boşa çıkardığı gibi. zebra/insan çiftine ya da başka uyumsuz çiftlere evlilik danışmanlığı oyunu oynayarak evcilleştirmeyi engelleyen en az altı grup neden sayabiliriz (beslenme, büyüme hızı, bir yere kapatarak yetiştirmenin zorlukları, kötü huyluluk, korku ve telaş eğilimi, toplumsal yapı)." "yabani memeli türlerinin küçük bir yüzdesi, tek tek bütün bu maddeler açısından uygun oldukları için insanlarla mutlu evlilikler kurabildi."

    "haritaya öyle bir göz atmakla kolayca anlaşılabilecek enlemler üzerinde duruyorum çünkü mevsimler, büyüme koşulları, yiyecek üretiminin yayılma kolaylığı üzerinde belirleyici rol oynayan bir etmen bu."

    "eksenlerinin yönü bakımından kıtalar arasında bulunan farklar yalnızca yiyecek üretiminin değil, başka teknolojilerin ve buluşların yayılmasını da etkiledi."

    "insanlık tarihinin en büyük salgını birinci dünya savaşı'nın sonunda 21 milyon insanın ölümüne yol açan grip salgınıydı. kara ölüm (hıyarcıklı veba) 1236 ile 1352 tarihleri arasında avrpa nüfusunun dörtte birinin ölümüne yol açtı, bazı kentlerde ölüm oranı %70'i buluyordu."

    "hiç kuşku yok ki avrupalılar egemenlikleri altına aldıkları avrupalı olmayan halklar karşısında silah, teknoloji ve siyasal örgütlenme açısından büyük bir üstünlüğe sahipti. ama yine de çok az sayıdaki avrupalı göçmenin amerika kıtalarındaki ve dünyanın başka yerlerindeki ona yerel nüfusu yok etmeyi başarmasını bu üstünlükle açıklayamayız. avrupalıların öteki kıtalara götürdükleri bu armağan olmasaydı -avrasyalıların evcil hayvanlarla nicedir içli dışlılığı sonununda evrimleşmiş mikroplar olmasaydı- bunların hiçbiri olmayabilirdi."

    "belki de yazının tarihindeki en önemli adım sümerlerin başlattığı sesçil simgelemelerdi, (resminin çizilmesi olanaksız) soyut bir adı başlangıçta sesçil söylenişi aynı olan ve resmi yapılabilen bir adın göstergesi aracılığıyla yazarak bunu başardılar. örneğin, tanınabilecek bir ok resmi yapmak kolaydır da hayatın tanınabilecek bir ok resmini yapmak güçtür ama her ikisi de sümercede ti olarak söylenir, bu yüzden ok resmi hem de hayat anlamına gelmeye başladı. bu durumun yaratabileceği belirsizlik, amaçlanan nesnenin ait olduğu adların kümesini belirten ve tamamlayıcı denen sessiz bir gösterge eklenerek ortadan kaldırıldı. dilbilimciler bu çok belirleyici olan ve günümüzün sözcük oyunlarının altında yatan yeniliği resimli bilmece ilkesi olarak adlandırdılar."

    "soyut sözcükleri gösteren logogramlar çoğu kez resimli bilmece ilkesine dayanır. yani soyut bir sözcüğü yazmak için, okunuşu o sözcükle aynı ama farklı olan, resmi kolayca çizilebilen sözcüğün göstergesi kulanılırdı."

    "insanlar milyonlarca yıl yazısız yaşadıktan sonra bütün bu akdeniz ve ortadoğu toplumlarında birbirlerine göre birkaç yüzyıllık farklarla bağımsız olarak yazı düşüncesi birden boy göstermiş olsaydı bu çok şaşırtıcı bir rastlantı olurdu. bu yüzden de, sequyah'ın hece yazımında olduğu gibi, düşüncenin duyulmasıyla yazının yazıldığı yorumu bana olanaklı görünüyor. yani mısırlılar ya da başka halklar sümerlerden yazı düşüncesini ve belki de bazı ilkelerini öğrenmiş, daha sonra daha başka ilkeleri ve harflerin belli biçimlerini kendileri bulmuş olabilirler. "

    "eski sümer kralları ve rahipleri yazının uzman yazıcılar tarafından vergi borcu olarak koyunların kayıtlarının tutulması için kullanılmasını istiyordu, yoksa kitlelerin şiirler yazmasını, kumpaslar kurmasını değil, insanbilimci claude levi-strauss'un dediği gibi, eski zamanlarda yazının en önemli işlevi "öteki insanları köle etmeyi" kolaylaştırmaktı."

    "yazı bağımsız olarak bereketli hilal'de, meksika'da ve belki de çin'de ortaya çıktı çünkü bu bölgelerin her biri bulundukları yarım kürede yüyecek üretiminin ilk başladığı yerlerdi. yazı o birkaç toplum tarafından bir kez icat edildikten sonra, ticaret, fetih ve din yoluyla, aynı ekonomik ve toplumsal örgütlere sahip başka toplumlara yayılmaya başladı."

    "teknoloji tarihçileri için phaistos diski daha da kafa karıştırıcı; mö 1700 olarak hesaplanan tarihine bakılırsa dünyada ilk basılı belge olması gerekiyor."

    "çoğu kez icat ihtiyacın anasıdır, ihtiyaç icadın değil."

    "benim çıkardığım iki temel sonuç var: birincisi, teknoloji toplam olarak gelişen bir şey, tek tek kahramanların eylemleriyle değil; ikincisi, teknoloji öngörülmüş bir gereksinimi karşılamak için icat edilmiyor, icat edildikten sonra kullanım alanı bulunuyor. bu sonuçlar hiç kuşkusuz geçmiş çağlardaki belgelenmiş teknoloji için daha da geçerli."

    "toplumlar yeni bir teknolojiyi, o teknolojiyi icat etmiş toplumlardan çok farklı şekillerde alabilirler. bunların arasına (1954'te transistörün amerika birleşik devletleri'nden japonya'ya yayılmasında olduğu gibi) barışcı ticaret, (ms 552de ipekböceğinin güneydoğu asya'dan ortadoğu'ya kaçırılmasında olduğu gibi) casusluk, (fransa'dan 1685'te kovulan 200.000 fransız protestanı aracılığıyla fransız cam ve giyim üretimi yöntemlerinin avrupa'ya yayılışında olduğu gibi) göç ve bir de savaş girer."

    "merkezi yönetim ile örgütlü bir din sahibi olmayı en erken başaran toplumların torunları sonunda çağdaş dünyanın hakimi oldular. yönetim ile din bileşimi, mikroplar, yazı ve teklonojiyle birlikte tarihin genel seyrini belirleyen en yakın dört ana etmenden biri olarak işte böyle işlev gördü."

    "soruyu böyle, o mu yoksa bu mu diye sorarsak asıl önemli noktayı gözden kaçırırız. yoğun yiyecek üretimi ile toplumsal karmaşıklık birbirlerini ateşlediler, birbirlerini hızlandırdılar. yani nüfus artışı toplumsal karmaşıklığa yol açar, daha sonra tartışacağımız düzenekler aracılığıyla, toplumsal karmaşıklık da yoğun yiyecek üretimine ve giderek nüfus artışına."

    "dil değiştirmenin en yakın nedenleri, istilacı avrupalıların amerikan yerlilerine karşı sahip oldukları teknoloji ve siyasal düzen üstünlüğüydü, ki bu da yiyecek üretimine erken başlamalarından kaynaklanıyordu. "

    "doğu asya ve büyük okyanus halkları, coğrafi anayurtlarına bağlı olarak, evcilleştirilebilir mevcut bitki ve hayvan türleri ve başka halklarla bağlantıları açısından farklılık gösterirler. yiyecek üretimi için gerekli önkoşullara sahip olan, başka yerlerden yayılan teknolojilerin kolay ulaşabileceği yerlerde yaşayan insanlar bu üstünlüklere sahip olmayanları her zaman ortadan kaldırdılar. tek bir dalga halinde farklı çevrelere dağılan insanların torunları çevre farklılıklarına bağlı olarak her zaman farklı şekilde değişti."

    "kolomb zamanında avrasya toplumları yiyecek üretimi, mikroplar, (silahlar da içinde olmak üzere) teknoloji, siyasal örgütlenme ve yazı bakımından yerli amerikan toplumlarına göre çok üstündü. kolomb sonrası meydana gelen çatışmanın sonucunu belirleyen nedenler işte bunlardı."

    "birkaç binyıl öncesine kadar bugünkü kara afrika'nın çoğu bölgesinde çok farklı halklar yaşamış olabilir ve kara afrikalı denen insanların kendileri de ayrışıktır. beyaz sömürgeciler gelmeden önce bile afrika'da yalnızca siyahlar değil (daha sonra göreceğimiz gibi) dünyadaki belli başlı altı grup insandan beşi yaşıyordu ve bunların üçü afrika'dan başka yerde bulunmayan afrika yerlileriydi. yalnızca afrika'da dünyadaki dillerin dörtte biri konuşulmaktadır. yeryüzünce bu kadar insan çeşitliliğine sahip bir başka kıta daha yoktur."

    "bu iki büyük halk ortak noktada buluşmazlarsa bu doğu asya'nın geleceği için hiç iyi olmaz. ortak bir buluşma noktası bulunması için de her şeyden önce japonların gerçekte kim olduklarını, yakın akrabaları olan korelilerden nasıl farklılaştıklarını doğru anlamak gerekiyor."

    "ben yali'ye şu yanıtı verirdim: farklı kıtalardaki halkların uzun dönemli tarihleri arasındaki farklar, söz konusu halkların insanları arasında doğuştan gelen farklardan kaynaklanmaz, yaşadıkları çevrelerin koşulları arasındaki farklardan kaynaklanır. geç pleyistosen bölüm'de avustralya'nın yerli nüfuslarıyla avrasya nüfuslarının yerlerini değiştirmek mümkün olsaydı, bana kalırsa bugün avrasya'nın da amerika kıtalarının ve avustralya'nın da büyük bir bölümünde eski avustralya yerlileri yaşıyor olurdu, eski avrasya yerlileriyse bugün avustralya'da yaşayan o mazlum küçük toplulukların insanları haline gelirdi."

    "ama olası bütün farklılıkların ayrıntılı bir listesi tek başına yali'nin sorusunun yanıtını oluşturmaz. benim önemli olarak gördüğüm dört grup fark var."
    "birincisi, evcilleştirmenin başlangıç malzemesi olarak mevcut yabani hayvan ve bitki türleri arasındaki farklardır." "ikinci grupta, kıtalar arasında büyük farklılık gösteren yayılma ve göz hızını etkileyen nedenler vardır." "kıtalar içinde yayılmayı etkileyen bu nedenlerle bağlantılı üçüncü bir grup neden vardır, bunlar evcillerden ve teknolojiden oluşan yerel bir havuzun meydana gelmesine yardımcı olabilecek olan kıtalar arası yayılmayı etkileyen nedenlerdir. kıtalararası yayılma kolaylık bakımından farklılıklar gösteriyordu çünkü bazı kıtalar ötekilere göre daha yalıtılmış durumdadır." "dördüncü ve son grup neden yüzölçümleri ya da toplam nüfus hacimleri bakımından kıtalar arasındaki farklardan oluşur. geniş yüzölçümü ve kalabalık nüfus demek olası mucitlerin, birbiriyle yarışan toplumların, benimsenecek mevcut yeniliklerin sayısının daha fazla olması demektir."

    "ekonomistler özellikle, kendi deyişleriyle "iyi kurumlar"dan öz ettikleri zaman, insanları birer birey olarak ulusal zenginliğin yaratılmasına katkıda bulunacak şekilde çalışmaya yönlendiren ekonomik, toplumsal ve siyasal kurumlardan söz ediyorlar. bu türden en az yarım düzine kurum saptamış durumdalar. önem sırasına göre dizmeden alfabetik sırayla verdikleri listede şunlar var: enflasyonun denetim altnda tutulması, eğitim fırsatları, etkili yönetim, sözleşme zorunluluğu, ticari engellerin bulunmaması, kapital yatırımlarını özendiricilik, yatırıma uygun olmak, yolsuzlukların olmaması, suikasta uğrama riskinin düşük olması, serbest kambiyo, özel mülkiyet haklarının korunması, hukuk devleti, engelsiz sermaye akışı."

    .....
    ....
    ...
    ..
    .
  • tüfek mikrop ve çelik, neden bazı medeniyetler fethetti, diğerleri ise fethedildi? sorusundan yola çıkarak, medeniyetler arasındaki farklılıkların nedenlerini inceleyen, coğrafi koşullar ile ilişkilendirerek açıklama getiren jared diamond kitabı. aynı zamanda national geographic tarafından üç bölümlük belgesel haline çevrilmiştir.
  • 3 bölümlük belgeseliyle beyaz adamın neden daha çok kargosunun olduğunu anlatan yapıt.

    tüfek, mikrop ve çelik
  • kitapyurdu'nda jared diamond eserlerine bakarken farkettim:

    2016 yılında tübitak yayınlarından yayınlanan "tüfek, mikrop ve çelik" 13 liraymış *
    2018 yılında pegasus yayınlarından yayınlanan ise 2020 yılında şu an 38 lira

    tübitak neden basmayı bıraktı, pegasus yayınları neden bu kadar pahalıya satıyor bilmiyorum. hoş değil
  • tübitak yayınlarından çıkanı diğer pek çok tübitak yayını gibi korkunç bir tercüme ile basılmıştır.

    başlığını hortlamış görünce 2007 yılında yarıda bıraktığımı, bununla da kalmayıp bu tarihten sonra taşındığım evlere de sokmadığımı hatırladım. piyasada başka tercümesi varsa hemen bugün alıp baştan başlayayım.
  • ilk başladığımda ingilizcem henüz bu kadar iyi değildi ilk 100 sayfayı okuyup bırakmıştım. ama okuduğum kadarıyla olan kısmını yorumlamam gerekirse bu kitap dururken, harari’nin sapiens’i biraz yavan kalıyor. anlatım dili daha sürükleyici olduğu için öne çıkmış. hafif bir esinlenme/araklama tadı almadım desem yalan olur. kaldı ki diamond reis yine büyüklüğünü göstermiş, sapiens’in arka kapağına güzel bir yorum yaparak ne kadar yüce gönüllü bir zat olduğunu tekrar kanıtlamıştır. ırkçılık denilen olayın nasıl bir beyinsizlik olduğunu anlamak için ilk 30 sayfayı incelemek yetiyor. ormanda yaşayan kabile üyeleri size ilkel gibi görünebilir ama siz de bir ormanda hayatta kalmaya çalışırken onlara aptal gibi görünürsünüz diyor. açıkçası kimsenin kimseden bir üstünlüğü yok, sadece doğduğun andan itibaren neye maruz kalıyorsan o yönde gelişiyorsun diyen kitaptır.
  • bayılarak okuduğum kitap. aklimizdaki soruların çoğuna cevap veriyor
  • sapiens ile why nations fail'in bir potada erimiş hali gibi. bir yandan insanlık tarihini okurken aynı zamanda farklı coğrafyalardaki eşitsizliklerini nedenlerini de güzel vermiş yazar. sapiens'e göre daha uzun ve yavaş bir kitap olmasına rağmen kendisini sapiens'den iyi yapan bir detay var.
    sapiens insanlık tarihini güzel bir şekilde olgulara dayandırarak açıklıyor, bu kitap ise bu olguların nedenlerini de irdeliyor. misal, yiyecek üretimi m.ö. 10.000'de güneybatı asya'da başladığını sapiens'de de okuyoruz ancan ggs'de neden m.ö. 10.000'de ve neden güneybatı asya'da başladığını da okuyoruz.
  • tuttuğum notları sözlükle de paylaşmak istiyorum.

    önce genel bir değerlendirme yapalım:

    kitap, avrupalıların nasıl askeri güç,mikroplar ve yüksek teknolojiye sahip olup dünyanın geri kalanına hükmettiği sorusuna yanıt arıyor. onları diğerlerinden farklı kılan neydi? bu üstünlüğü ne şekilde sağladılar? neden amerika yerlileri avrupayı değil de avrupalılar amerikayı keşfetti? bu eşitsizliğin kaynağı neydi?

    *
    jared diamond, kısaca dünya üzerindeki farklı toplulukların bu denli farklı gelişmişlik düzeylerine sahip olmalarının nedeninin bu toplulukların başlangıçta sahip oldukları coğrafi avantaj ve dezavantajlar olduğunu söylüyor. verimli bitkilere, evcilleştirilebilecek hayvanlara sahip olan ortadoğulular kısa sürede büyük topluluklar haline geldi ve bu topluluklar benzer coğrafi avantajlara sahip bölgelere yayılıp büyük medeniyetler inşa ettiler. avrupalılar daha akıllı,daha üstün oldukları için değil, ataları buğday-arpa gibi verimli ürünlere ve tarlalara sürülebilecek hayvanlara sahip olduğu için hükmeden taraf oldular.

    *
    avcı toplayıcılar zamanlarının büyük çoğunluğunu yiyecek bulmak için harcıyordu. ancak büyük tarım toplumlarındaki ürün bolluğu bazı kişilerin yiyecek için çalışmaya gerek duymadan zamanlarını belli konularda uzmanlaşmak ve teknoloji geliştirmek için ayırmasına fırsat verdi. bu sayede bu toplumlar kompleks hale geldi ve yeni teknolojiler elde edildi.

    notlar:

    *
    avcı-toplayıcılar belli bir çevrede elde edilebilecek yiyecek miktarının kısıtlılığı sebebiyle büyük gruplar halinde değil küçük gruplar halinde yaşarlar.

    *
    13 bin yıl önce son buzul çağının etkileri son bulmuştu. dünya daha sıcak ve nemli hale geliyordu. ortadoğu bugünkünden çok daha az kuraktı. buradaki insanlar dünyanın geri kalanındakiler gibi avcı-toplayıcı küçük gruplar halinde yaşıyordu. ortadoğu'da ağaçların arasında yabani olarak yetişen arpa ve buğday vardı. bunlar yeni gine'deki (ortadoğu ve avrupayla kıyaslanan bölge) avcı-toplayıcı grupların sahip olduğu sagu'dan( bir bitki) çok daha bol ve besleyiciydi.

    *
    12.500 yıl önce buzul çağı şartları geri döndü. dünya daha soğuk ve daha kurak bir yer haline geldi. ortadoğulular bin yıl süren bu kuraklık süresince gezici yaşam tarzını sürdüremeyince bulabildikleri su kaynaklarına yakın yerlerde kaldılar ve çervelerinde arpa ve buğday tarlaları oluşturdular. arpa ve buğday bu kurak koşullarda hayatta kalabilecek kadar dayanıklıydı.böylelikle ortadoğulular dünyanın ilk çiftçileri oldular. ekme ve hasat döngüsünün her seferinde en büyük,en lezzetli buğday ve arpay tanelerini seçerek farkında olmadan bir yapay seçilim oluşturdular.

    *
    tarım, ortadoğudan kısa bir süre sonra çin'de ortaya çıktı (pirinç) ve ardından dünyanın farklı birkaç bölgesinde daha: amerika(mısır,kabak ve baklagiller) afrika( süpürge darısı,akdarı,yer alması)

    *
    tarımın görüldüğü yerlerin çoğunda tarımı görece büyük ve gelişmiş bir medeniyet izledi. ancak bu durum yeni gine için geçerli değildi. dünyanın geri kalanıyla aşağı yukarı benzer zamanlarda tarımı keşfetmiş bu insanlar, diğerleri kadar gelişmiş bir medeniyet kuramamıştı. çünkü tarımını yaptıkları "taro" adındaki bitki buğday veya arpaya göre ekimi oldukça zor, uzun süre depolanamayan, protein oranı düşük bir bitkiydi. buradaki insanlar protein elde edemiyorlardı. yani yaşadıkları çevre gereği sahip oldukları bitkiler diğerlerine göre bir "dezavantaj" yaratıyordu.

    *
    tarım insanlar arasındaki eşitsizliğin sebebini anlamak için çok önemlidir ve burada tarımın yapılması kadar yapılan tarımın türü de önem taşır. en verimli ürünlere ulaşımı olan insanlar en üretken çiftçiler haline gelmiştir . (coğrafi şans)

    *
    asırlarca daha besleyici ve daha bereketli ürünlere sahip olan amerikalılar, yeni gine'leri göre daha avantajlıydı. bugünkü modern amerika'nın zenginliği, taro ve muzla sağlanamazdı.

    *
    avcı-toplayıcı olarak kalan insanlar dünyanın hiçbir yerinde tarım yapanlar kadar yiyecek sahibi olamadılar. bu kronik bir dezavantajdı.

    *
    9 bin yıl önce, ortadoğudaki ilk yerleşim alanları yerlerini çok daha büyük köylere bırakmıştı ve etrafını tarım alanları kuşatan bu köylerde insanlar hayvanları evcilleştirmeye başlamıştı. keçi ve koyun antik dünyada avcilleştirilen ilk hayvanlardı. bunları büyükbaşlar takip etti. ilk başlarda et ve süt için evcilleştirilen bu hayvanlar saban takılıp tarla sürmek için kullanılınca tarım verimliliği çok büyük oranda arttı. yeni gine'de ve dünyanın başka yerlerinde insanlar bu tür hayvanlara sahip olamadılar. çünkü evcilleştirecek hayvan yoktu. yalnızca insan gücü kullanmak zorundaydılar. 10 bin yıllık evcilleştirme çabası sonucunda yalnızca 14 tür evcilleştirilebilmiştir. bunların hiçbirisinin atası yeni ginede veya avustralyada değildir. biri hariç (lama-güney amerika) asya,avrupa ya da kuzey amerika'dır.

    *
    dünya'daki en iyi ekinlere sahip olan bölge aynı zamanda en iyi havvanların da (inek,domuz,koyun,keçi) anavatanıydı. (bereketli hilal) (coğrafi şans)

    *
    köyler büyüdükçe tarlalarda çalışacak daha çok insan oldu ve daha fazla insanı besleyecek ürün üretilebildi. bu sayede topluluk içindeki bazı kişiler tarım yükünden kurtulurak birtakım özel işlerle ilgilendiler. yeni yetenekler ve yeni teknolojiler geliştirdiler.

    *
    kırılgan iklim ve çevreninin aşırı istismarı sonucu ortadoğu verimliliğini kaybetti. insanlar göç etmek zorunda kaldı. göç bereketli hilalin doğusuna ve batısına oldu. buralar bereketli hilalle benzer enleme sahiptiler. dolayısıyla benzer iklim koşulları ve bitki örtüsü vardı. bereketli hilaldeki hayvan ve bitkiler avrasyanın doğu batı eksenindeki başka yerlerde de gelişti. ( kuzey afrika,avrupa,hindistan) buralarda büyük medeniyetler ortaya çıktı.