şükela:  tümü | bugün
  • dünyada bir yerlerde gelişim sağlanıyorken, ülkemizde kopuk entelektüel insan macerası olarak algınlanmaktadır.

    sanat, ilk dönemlerden yakın zamana kadar bir domino etkisi sayılıyordu. topluluklar, sanatsal yapıları var ediyor, bir diğer toplum geliştiriyor, farklılıştırıyor, başkalaştırıyor, özgünlüğü sağlıyor ve bulundukları zamanları, toplumlarıyla enfes yaşatıyorlardı. birbirlerinden etkilendikleri ve bir o kadar da özgün kaldıkları dönemler...

    taki 19. yüzyılda izlenimcilik(empresyonizm) sonrası modern sanata kadar. bildiklerimizle gördüklerimiz ayırmaya çalıştık. arayışlara daha fazla girdik, soktuk. zamandan, toplumdan daha fazla koptuk.

    anlamlandırmak için uğraştık. adorno'nun deyimiyle entellektüel insan olmanın zorunluluğu saydık.

    halbuki sanayide araba üzerine çizilen küçük bir yağlı boya resmi kadar yakındı sanat bize... beton duvar, görünen şantiye kablolu kafelerden önce el işçiliği mekanlar bile sanatın içinde yaşamamıza yetiyordu.

    dolmabahçe'nin girişinde birçok selfie çubuğu satıcısı varken, viyana'nın göbeğinde naturhistorisches museum'un çevresinde tek bir çubuk satışı yapan dükkanın bile bulunmaması bile özetliyor toplum bakış açısını...

    çekenlerden misiniz, yaşayanlardan mı?