*

şükela:  tümü | bugün
  • anlamı kuru, kurumuş, kurumaya yüz tutmuş bitki, ağaç veya meyve olduğu halde sesletimi ısrarla gurukaz, en fazla gurkaz olabilecek, kurukaz demenin yakışmadığı yerel sözcük. ama arayınca yok mu, kurukaz yazan yurttaşlar çıkmış, yanlıştır denemez. cümle içinde kullanım örneğini de kurukazdan verelim olsun bitsin: "yakacak olarak orman içinde kurumuş karımış kurukaz ağaçlar itina ile büyüklerimizden referans alarak kesilirdi." bu cümleden de hissedildiği gibi kurukaz kara kuru, zayıf anlamını da içeriyor, hissettiriyor.

    bana gurukaz sözcüğünü anımsatan çağrışım armut, daha doğrusu yaban armudu/ahlat oldu. ahlat zaten ufacık haliyle kurumaya yatkındır, tadını anımsayınca içimden ya gurukaz/gurkazdır, ya burkazdır diyerek köy dili danışmanlarıma sordum. o zaman hem gurukaz ortaya çıktı, burkaz dışlandı; hem gurukazın sadece meyveye değil ağacına da ilişkin özellik olduğu. kardeşimgil yakında gurukaz zeytin ağaçlarına bakmışlar, gerçekten de ağaç zeytinini beslemez olmuş, o ağacın zeytinleri de buruş buruşmuş.

    buruşuk meyve tabii akla kakı da getiriyor. meyve için sözü edilen gurukazlık biraz kaktan suluca, ara bir yerdedir. incirdeki boynuburuk akla gurukazı getiriyor; boynuburuk sadece kendine özgü bir kıvamdır. benim tad anılarımda gurukaz iyi bir yerde duruyor ama köylüler gurukazı ikinci sınıf, yeterince formunda olmayan olarak ayırıyorlar.

    (bkz: kıhlaz armut)