şükela:  tümü | bugün
  • ayrıntı yayınlarından çıkan, "müziğin ekonomi-politiği* üzerine" alt başlıklı jacques attali kitabı. attali, bu kitapta müzik tarihini dört evreye ayırmaktadır. kurban, temsil, tekrar, besteleme.

    kurban dönemi, müziğin sadece toplumsal ve ritüel amaçlarla kullanıldığı dönemi kapsar. attali'ye göre, bu dönemde müzik, insanın şiddetle savaşmasını, düzeni yaratmasını ve korumasını sağlamak amacıyla kullanılmıştır. gürültü, kaos ve şiddeti temsil ederken, müzik gürültüyü bir ahenge sokmayı hedefler.

    temsil döneminde, müzik bir meta haline dönüşmeye ve değişim değerine tabi olmaya başlamış olmakla beraber, halen sadece canlı performans olarak varlığını sürdürebilmektedir. bu dönemde, para ve meta kavramları toplumsal yaşama girmiştir. telif hakları yasaları da bu dönemde ortaya çıkmaya başlar. önceleri, eserleri üzerinde hak iddia edemeyen müzisyenler, zamanla bestelerine ait partisyonların satışından ve bestelerinin başkaları tarafından icra edilmesinden gelir elde etmeye başlarlar.

    tekrar dönemi, attali'ye göre, şu anda içinde yaşadığımız dönemdir. bu dönemin başlangıcı, müziğin bir ortam üzerine kaydedilmesiyle gerçekleşmiştir*. bu sayede insanlar, müzikhollere gitmeden, satın aldıkları müziği evlerinde dinleme şansına kavuşmuşlardır. bu dönem, müziğin kapitalist üretim modeli içinde sınırsız bir şekilde yeniden üretilmeye başladığı zamandır.

    son dönem olan besteleme, henüz gerçekleşmemiş olan ütopik bir gelecek tasarısıdır. attali bu dönemde, insanların sadece müzik yapmak ve bunu başka insanlarla paylaşmak adına müzik yapacağını öngörür. “müzik yapma ve müziği ücretsiz dinletme zevki, herkesin yaratacağı ve yarattıklarını değiş tokuş edeceği bir toplumun taslağını çizer” der attali.

    günümüzde, müzik üretiminin çoğu beş-altı büyük şirketinin tekelindedir. bağımsız olduğunu düşündüğümüz çoğu firma aslında bağımsız değil, başka bir şirkete bağlıdır. mp3 formatı ve dosya paylaşımı müzik endüstrisini ciddi biçimlerde sarsmış olsa da, müzik endüstrisi çeşitli yasal düzenlemelerle, bu dezavantajlarını avantaja çevirmeyi bilmişlerdir. mp3 formatı, gelecekte "elle tutulabilir" müziğin yerini alacak olurlarsa, plak şirketlerini, üretim ve dağıtım masrafları açısından çok büyük kâra geçirecek potansiyele sahiptir.

    öte yandan, mp3 ve internet teknolojileri, bizi attali'nin sözünü ettiği besteleme dönemine yaklaştırma potansiyelini de taşımaktadır. walter benjamin, the work of art in the age of mechanical reproduction"da, fotoğraf ve sinema gibi, yeniden üretime dayalı sanatların halk ve sanat arasındaki mesafeyi ortadan kaldırma, ve halkı temsil etme olanaklarına sahip olduğunu, fakat batı avrupa'da, kapitalist üretimin, modern insanın temsil edilme talebini reddettiğini belirtmiştir. internet, dijital yeniden üretimin kalesi olarak, modern insanın bu talebini karşılayabilme olasılığını taşır. amatör müzisyenlerin, çalışmalarını farklı insanlara duyurmaları, geçmişe kıyasla çok daha kolaydır artık. fakat henüz, dünya nüfusunun sadece yüzde 14'ünün internet kullanabildiği, ve hatta müzik şirketlerinin interneti yeni müzisyenler keşfedip, çarkın içine dahil etmek için bir araç olarak gördükleri düşünülürse, ütopyaya daha hala bir hayli uzak olduğumuz anlaşılacaktır.
  • bir jacques attali eseridir. tahmin ettiğiniz üzere, bilimsel konuları işleyen, dolayısıyla kanıtlara dayanan bir kitaptır. gürültünün müziğe dönüşünü, ortaya çıkan müziğin toplumları şekillendirdiğini savunur. okunması gereken bir kitaptır.
  • bir türlü bulamadığım kitap. internette gezmediğim yer kalmadı sahaflarda çare olmadı bu derde
    yardımcı olacak sözlükçülerin ellerinden öpüyorum
  • müziğin ekonomi-politiğini inceleyen kitap. jacques attali kitapta müziğin şiddeti yönlendirici, şiddeti taklit eden bir eylem olarak yazar. ilk müzik kurban ayinin takliti/temsilidir. ardından çağlar içinde din,iktidar,paranın arasında değiş tokuş olur. son geldiği hâlle de şiddetin yönlendirmesiyle alakası kalmamış, gençlik için rol model olmuştur.
  • 2. baskısı ayrıntı yayınlarınca geçtiğimiz yılda basılmış olan kitap. müzikle ilgili fikir ve faaliyet yürüteceklerin hatmetmesi gerektiği kanaatindeyim. adının yankıladığı gibi gürültünün müzikteki yerini, gürültü algısını deşeleyen bir çalışmadır.
  • jacques attali'nin okuyucuyu müzik hakkında derin düşüncelere daldırdığı hazmedilmesi-idrak edilmesi uzun süren bir kitaptır.öyle roman okur gibi hızlıca bitiren yazık eder.özellikle tekrar ve besteleme dönemi olarak adlandırdığı son iki dönem oldukça çarpıcı tespitler sunar.
    ayrıca yazar kitabın arasında yer verdiği hollandalı ressam pieter bruegel'e ait "karnaval ve büyük perhiz arasındaki savaş" adlı resmiyle sembolizmden yararlanarak koskoca ortaçağı ve ortaçağ müziğini de farklı bir perspektiften ele alabilmeyi başarmıştır.(bkz: pieter bruegel)
  • jasques attali'ye ait olan eserdir (ayrıntı yayınları, 3. basım, 2017). yazara göre, sarkacın iki ucundan birinde gürültü, diğer ucunda müzik vardır. müzik, gürültülerin biçimlendirilmesidir. kitap, müziğin insan topluluklarına paralel olarak geliştiğini ileri sürer. hatta müzik, toplumda yaşanacaklara dair aydınlatıcı bir rol üstlenir. bu bakımdan müzik, bir dönemin estetiğini yansıtmaktan öte, günceli aşarak geleceği bildirir, geleceğin eskizini oluşturur.

    attali yukarıda sözünü ettiğim ana tezi ispatlamak üzere, gürültüden müziğe doğru müziği dört dönem halinde inceler. sıradışı bir yaklaşıma sahip olan attali bu dönemleri okuyucunun beklentisi dışında farklı kavramsal temalar çerçevesinde ele alır (din, imparatorluk, ticaret ve tekrarcılık).

    müziğin özellikle ekonomipolitiği üzerine kafa yoranlar için okunması şiddetle gereklidir.
  • friedrich nietzsche'ye bir tane bile referans vermeden tragedyanın müziğin ruhundan doğuşu'ndaki bütün argümanları bir güzel intihalden geçirip yeni bir şey gibi sunan kitap.

hesabın var mı? giriş yap