şükela:  tümü | bugün
  • madam bovary romaninin fransiz yazari.

    diger fransizlar gibi bircok taninmis eser veremediginden tek kitapla sana, sohrete kavusmustur.
  • flaubert belki de sadece madame bovary romaniyla taninir ancak bir trois contes (3 hikaye) vardir ki tadina doyum olmaz. bu hikayelerde maupassant in fantastik oykulerindeki ayni ogeleri goruruz ve bir o kadar da guzeldir.
  • natüralizme kaymış olan ve natüralistlerin pek sevdikleri realist yazar.
  • genç kızları sevgilisi fransız edibiyatının pek bir ünlü ismi, dünya edebiyatı denen dangalozluğun aşk sözcüsü, tabii.

    "yeteneksiz bir çocuksun" diye aşağılanmış çocukluğunda, lisede, aynı benim gibi, tek sayfalık bir dergi çıkarmış ve madam schlesinger'e olan aşkını "duygusal eğitim" ismindeki romanında beyan etmiş.

    çıkar hesapçısı, materyalist, dar kafalı; burjuva sınıfına dair eleştirileriyle tanınıp, gerçekçiliği ön planda tutmasıyla bilinir. balkanlar'dan gelen bir bilgiye göre madam bovary'nin ölümünü gerçeğe uygun biçimde anlatabilek için, tıp kitapları okumuş, arnesiğin etkilerini uzunca incelemiştir; salammbo için kuzey afrika'yı tavaf etmesi ise onun için olağandır.

    madam bovary, halkın ahlakına ve inancına aykırı, görülmüş ve kendisinin yargı önüne çıkmasına sebebiyet vermiştir; vatan haini olarak ilan edilmesine bahane olan bu kitabı mahkemede savunurken, tek bir cümle söylemiştir: "ben size sadece bir ayna tuttum. aynada gördüklerinizden siz sorumlusunuz"... tabii sonra "gerçekleri anlattığı" gerekçesiyle beraat etmiştir, doğal.

    yine madame bovary ve diğer kitaplarında; yazarın, gençlik yıllarında dizginsizce -afedersiniz- sikişmiş bir kadına aşık oluşunun ve bunun kendinde yarattığı acıyla boğuşup durmasının etkisi görülmektetir, dolayısıyla, zaten madame bovary'i de iyice zavallılaştırarak öldürmüş, bir nevi içindeki nefreti törpülemiştir.

    yine basmakalıp fikirler sözlüğü flaubert'in okunmaya değer eserlerinden biridir. bilmiyorum.
  • "comme l'on serait savant si l'on connaissait bien seulement cinq a six livres" diyen fransız yazar (ki bilgi üni. med 251 dersini alanların hayatlarında bu cümlenin iz bırakacagı oldukça muhtemeldir)
  • "on se croit enculé d'un centime, mais on en est d'un metre" de demiştir kendileri.
    (bkz: on se croit encule dun centime)
    (bkz: enculer)
  • yerleşik düşünceler sözlüğü'nün yazarı. kitap, ekşi sözlüğün tek bir kişi tarafından yazılmış küçük bir kopyası gibidir. sözlükteki maddelerin gerçek anlamlarından çok, yazarın o konu hakkındaki düşüncelerini içeriyor. oldukça eğlenceli bir genel kültür yatırımı...birinci basımı iyi şeyler yayıncılık'tan 1996'da çıkmış...
  • "on se croit enculé d'un centime, mais on en est d'un metre" dememistir. "madame bovary, c'est moi" diyebilen insan böyle bir sey demez de haliyle...

    aslı "on se croit enculé d'un petit centimètre, on l'est déjà de plusieurs mètres" olan söz louis-ferdinand céline'e aittir ve bagatelles pour un massacre'da geçer. ayrı bir kisilik, ayri bir tarz, ayrı bir dünya görüsü. bir fransız atasözünün dedigi gibi "on ne mélange pas les torchons et les serviettes".
  • oryantalizm'in doruklarda gezdigi 19. yuzyil'da, bu akimdan etkilenmis ve solugu misir'da almis, 20li yaslarinda yaklasik 1-2 sene boyunca iskenderiye'den sudan'a kadar, yaninda de camp ile birlikte turlamis sahis. bu seyahat sirasinda tutmus oldugu notlar ve normandiya'da yasayan annesine gonderdigi mektuplar, daha sonralari belirli kaynaklardan toplanarak birlestirilmis, ingilizce'ye cevrilmis ve flaubert in egypt adi altinda yayinlanmistir.

    avrupalilar'in, vaktinde kendi kulturlerinde tabu olan herseyi ortadogu'ya atmalari ve ortadogu'yu "bizim acikca, ozgurce yapamadigimiz herseyin yapilabildigi bir yer" olarak algilamalarindan dolayi olusan dusunce akimi, ki ayni zamanda bu oryantalizm'in kokudur diyebiliriz, kendisinin de bircok ilginc olaylara karismasina sebep olur.

    ilk etnografik calismalardan biri olarak dusunecek olursak, objektif olmasi gereken yerlerde aslinda kendisinin gayet de subjektif yaklastigi, bir turlu kendisini, aklinda yer etmis olan misir imajindan siyiramadigi acikca gozukmektedir.

    etrafinda gordugu butun vahset uygulamalarini da, sanki avrupa'da hic yasanmiyormus gibi lanse etmis, saskinlikla not etmis, ancak saskinligini notlarina yansitmamaya calismistir. pek tabii annesine gonderdigi mektuplarda bu saskinlik apacik gozukmektedir.

    bana gore, kendisi yer yer abartmakta herhangi bir hata gormemistir. cinsellik de bahsi gecen tabulardan biri oldugundan dolayi, sokak ortasinda karsilastigi birtakim cinsel durumlari, bir olcude abartarak not etmistir. oyle ki sokak ortasinda cimaya girisen insanlar ve bunu carsaflari ile saklamaya calisan kadinlardan tutun, fahiselerin cirit attigi bir sehir olarak gosterdigi kahire'ye kadar, bircok ilginc detay goze carpar. isin ilginci, kendisini bu kulturden ve gorduklerinden soyutlamak yerine, fazlasiyla icine girmis, bircok cinsel iliskide bulundugundan dolayi, de camp ile birlikte geri donduklerinde cinsel hastaliklara maruz kalmislardir.