şükela:  tümü | bugün
  • neresinin park oldugunu hala algılayamadığım mekan.ismi güven otopark olsa daha uygun olurdu bence
  • ankara kızılay meydanındaki büyük park. bir anıtı da vardır kara taştan, "türk övün çalış güven" yazar üzerinde.
  • sampiyonluk, galibiyet, kupa alma gibi futbol hadiselerinde taraftarlarin akin ettigi, heykellere tirmandigi park. bos havuzun icine dolusanlar bile olur bu gibi zamanlarda.
  • ankaranın en eski parklarından birisi. minibus durakları, ve lenin, stalin cagrıstıran heykelleri bulunan, (dut agaclarıda vardı eskiden) tam bir vedat dalokay klasigi.
  • tam bir cumhuriyet klasiği olan bu park bir zamanlar ankara nın tek çocuk parkını da içinde barindirirdi. vedat dalokay sadece kızılay meydanını düzenlerken biraz küçültmüştür.
  • taşra'dan ankara'ya* gelen herkesin anıtkabir'den sonra uğradığı, tavaf ettiği yer...içindeki heykellerin çıplak olması bir ara sorun yaratmış, ama çabucak kapanmıştı konu...

    yıllar önce amatör bir kameraman* çekim yapmak için güvenpark'daki asker heykellerinin bacaklarının altında durmuş, gelip geçen bilcümle ankaralının gülümsemesine neden olmuştu...
  • bitmeyen yapim calismalarina iyi bir ornek. surekli bi yerlerine bisyeler yaparlar, cinayet mahali goruntusu veren kirmizi beyaz cizgili seritler cekerler gecilmesini istemedikleri yerlere. bir de nasil tasarimdir, yol olmasi gereken yerlerde agaclar, cimler falan vardir, "aman cimlere basmayim" veya yagisli havalarda "of, botlar camur olmasin" gibi sebeplerle gitmek istediginiz yere yolunuzu uzatarak gidebilirsiniz ancak.
  • "...sulu sepken kara inat, kirden kayış gibi olmuş pantolonlarını çoraplarının içine sokuşturmuşlar, pembe lastik topu tepikliyorlar. birbirine koşut konulan bacağı kırık tabure ile boş salça kutusu kale direği... ''sayılmaz len'' diye bağırıyor, saçları tepesine sırılsıklam yapışmış olanı. ayağına üç numara büyük gelen ayakkabısını sallıyor
    ötekisi:

    ''nah...''

    kaleci diye diktikleri gamsız, türkü çığırıyor...

    başı önde gideni, burnunun ötesini göremeyeni, dalgını, aklında binbir tilki dolaştıranı, suratsızı, karışık işlere
    saplanmışı... geçip gidiyorlar önlerinden; güven park'ta küfürü gırla maç yapan ayakkabı boyacılarının, tentelerinin önü çocuk resmi çiçekçilerin, erken filiz veren kandırılmış çınarların, su birikintisinde gagasını temizleyen serçelerin, er geç güneşe yenik düşecek nisan soğuğunun...

    baharın ilki, ilklerin baharıdır. ateş çiçeklerinin de yanardönerlerin de aslanağızlarının da göbeğini ışığa vermiş
    sokak kedisi sarmanın da kentin gürültüsüne kapılanın da bugünün solgunluğundan yakınanın da yarındaki umarı iple çekenin de...

    güleryüzlü bahar, dirimin ılık sabahı..."
  • itfaiyecilerin tatbikat amaciyla havuzunu benzinle doldurup yaktiklari, sonra da sonduremedikleri park.
  • (bkz: south park)