şükela:  tümü | bugün
349 entry daha
  • obur ve şirin varlık.

    bu canlının karşı cinsin hoşuna gitmeye, gönlünü kazanmaya yönelik belirli bir davranış şekilleri vardır: tüylerini kabartıp kura başladıkları dişinin etrafında dört dönerken boğazdan bir ritimde ses çıkartmak. bu ses koro halinde olursa sesin geldiği yerde güvercin cümbüşü vardır.

    bu davranışlarının tek sebebi belirli bir dişiye yönelik kur hareketi olmayabilir. çünkü gözlemlerime göre güvercinler belli belirsiz de tüylerini kabartıp, kendi etraflarında ses çıkararak dönebiliyorlar. geçmişte yaralı bir güvercinin tedavisi ile ilgilendim. bir-iki ay baktım. sağlığına kavuşup gürbüz hale gelince tek başına kalmasına rağmen bu hareketleri yaptığını gördüm. benden başka kimseyi görmüyordu. bu hareketleriyle bana yürüyecek hali yok. bu yüzden bu davranışlarının kaynağı tümüyle içgüdüsel iken, bu hallerini sadece çiftleşmeye yönelik isteğin dışa vuran hareketliliği olarak görmek de doğru mu bilmiyorum. belki kediler gibi güvercinlerin de bu duygularının net olarak belirginleştiği bir dönem vardır. ama benim gözlemlediğim güvercinler yılın her mevsimi, her ayı, her allah'ın günü böyle haller içindeler.

    eşlerini bulana dek geçici aşklar ve ilişikler peşinde koşuyor gibi görünebilirler. bu esnada çiftleşme güdüleri onların hareketlerini, düşünenler (hiç düşünmez misiniz) için acımasızca ve korkunç gösterecektir. diğer yandan eş olarak göz koydukları bir dişinin peşine amansızca takılabilirler. bu takip sırasında dişinin başının etini yerler. dibinden ayrılmazlar. bu takipten, ilgiden bunalan dişiler kaçmaya yönelik hamleler, manevralar yaparlar.

    kumrular da aslında güvercinlerle bu mevzuda benzer karakter özelliklerine sahiptirler. bir dişiye kur yaparken onların da belirli bir usulde yaptıkları kur davranışları vardır. "gukguk guk! gukguk guk!" şeklinde bir ritimde ses çıkartırlar. tabi bu sesi tümüyle kura yönelik yormuyorum. başka gerekçelerle de buna benzer sesler çıkartıyor olmalılar. zira yalnızken de onları bu tür sesler çıkartırken görüyorum. ayrıca kumruların da kur esnasında ısrarlı takipleri ve acımasız davranışları bulunabilir. tabi bu düşünenler için böyledir.

    insanlarla ilişkileri bakımından gözlemlerim ise güvercinlerin insanlara kumrulara göre daha çok alıştığı. bu bakımdan kumrulara göre kıyas dahi kabul edilemeyecek derecede pervasız olduklarını söyleyebilirim. bu pervasızlıkla tepenize bile çıkabilirler. evinize, odanıza dalabilirler. bir sabah uyanınca size anlamlı anlamsız bakan bir güvercinle karşılaşabilirsiniz. tabi güvercinler arasında da bu konuda belirli bir ayrım var. bazısı daha cesur, utanması çekinmesi daha az. daha ağır, mesafeli, utangaç olanları ise ayrı bir sevimli. ayrıca bunlar daha kibar ve mesafeli besleniyorlar (hasta olanlarla ilgisi yok). diğerleri ise kıtlıktan çıkmış gibi saldırırlar ve bu esnada birbirlerini ezmekten, birbirlerinin üzerine çıkmaktan sakınmazlar.

    güvercinlerin havada gördüğüm düşmanları martı, atmaca, karga. martı'yı pek çok sefer güvercin avlarken ve yerken gördüm. bir iki güvercini elinden kurtardım. bir sefer de bir atmacanın elinden bir güvercini kurtarmıştım. daha doğrusu atmaca beni görünce boğmakta olduğu güvercini bırakıp tüydü. martılar özellikle körpecik, biraz hasta, güçsüz, yaralı güvercinleri hedef alıyorlar. acımasızca boğazını kırıp karnını deşiyorlar ki bu gözlemlerimin ardından martılar ile arama soğukluk girdi. çocukken bu kuşlara sadece vapur tepesinde dört dönen, beyaz bedenleriyle denizin üzerinde tabiatı şenlendiren varlıklar olarak bakardım. gerçekler böyle değilmiş. bizzat gördüm. gerçekler acı. ama tabiat işte. son olarak kargalar. gökyüzünün sırtlanlarından biri. gürültü çıkartıp, kalabalık hale gelip martıların elinden bir iki avlarını çaldıklarına şahit oldum. güvercinlerin yerdeki düşmanları ise malum kedi ve ayrıca bazı "insanlar".

    havada karşılarına aniden çıkan bir şeye çarpmamak için gösterdikleri manevra hayli seri ve güçlü. son olarak belirledikleri bir hedefe konuşu tamamlarken sahip oldukları koordinasyon harikulade.
  • hakkında yazılanlara eklemeler yapmak istediğim, öterken gagası kapalı olan, şahsen üç farklı ötüş şekli olduğunu gözlemlediğim şirin kuş.

    birinci ötüş: yerine göre hem kavga marşı hem de serenat olarak kullanılabilen "guguguk-guuuk" benzeri bir ritmi olandır. tüyler iyice kabartılır, bir sağa bir sola döne döne ötülür. "hoşlanılan dişi" veya "rakip erkek" bu dans esnasında kovalanır. erkek güvercinler yapar bunu. dosta güven, düşmana korku verir. eğer arada husumet olan diğer erkeğe ötülüyorsa gözdağı vermek için tıpkı bir boksör gibi kanat atılır. hatta çok şiddetli düellolarda erkeklerin birbirlerinin boğazlarını gagayla sıktığı da olur maalesef. hiç unutmuyorum, güvercinlerin cam önü muharebelerinin birinin sonunda kan görmüştüm. "hşşşt! beyler! yapmayın, öldüreceksiniz birbirinizi!" diye camı açıp elimi her iki güvercinin arasına tampon bölge olsun diye koyduysam da söz dinletemedim delikanlılara. birbirlerine kanat atmaya devam ettiler, o hengamenin arasında benim elim de kanat darbelerinden nasibini aldı. küçücük kuşlar ama epey güçlü vuruyorlar birbirlerine sözlük. şaşırtıcı. oysa yiyecek bol, yer genişti ama belli ki anlaşamıyorlar. ikisi de evli kuşlardı ve eşleri yanlarındaydı. beyler birbirlerini parçalamaya çalışırken hanımlar sakin sakin yemleniyorlardı. güvercinin bile erkeği, dişilerden çok daha agresif.* güvercinler, ördekleri birazcık andırır. bu ötüş esnasında bazı durumlarda "guguguuuk-guuuuuuk"ların arasına belli belirsiz bir "vak vak" da sıkıştırdıkları olur. ördek vak vak'ı gibi değildir bu lakin azıcık benzer.

    ayrıca, birinci ötüşün kur amaçlı versiyonunda kuyruk yelpaze gibi yerde sürüklenir. eğer dişi fazla kaçmaz da bir yakınlaşma olursa erkek, gagasıyla belini kaşır. bunun nedeni, kuşun, belindeki yağ bezlerini iyice aktifleştirerek tüylerinin daha parlak görünmesini sağlamayı amaçlamasıdır. tıpkı tüy kabartma gibi bu da dişiye güçlü/bakımlı/sağlıklı görünmek içindir. gençler aralarında anlaşır da çiftleşmeye karar verirlerse şayet, bu olay, erkeğin kendi belini gagalamasından sonra öpüşme ve son olarak da çiftleşme şeklinde vuku bulur. bu arada güvercinler tek eşlidir.

    ikinci ötüş: pek bilinmeyen bir ötüş. nedenleri hakkında tahmin yürütecek olursam bazı durumlarda, uzaktaki eşe haber salmak "hanım, çocuklar nasıl? ben de geleceğim birazdan, sabret, nöbeti devralacağım hele şu yiyeceği bir bulayım da" demek için -güvercinler, bebeklerini kursaklarından nöbetleşe besliyorlar- boğuk ve biraz hüzünlü bir sesle, birkaç saniye aralıklarla "guuuuuuuuk!" diye ötülür. ilk kez duyduğumda "güvercin üzgün mü, hasta mı, acı mı çekiyor?" diye endişelenmiştim, o kadar kasvetli bir ötüştür. bu ötüşte tüy kabartma yapılmaz, sadece anatomik nedenlerden dolayı kursak, doğal olarak, kabarır. kuş bu esnada ağır başlı tavırlar içindedir. bu ötme biçiminin, bekar güvercinler için çevreye "bakın burada biri var" mesajı vermek gibi bir işlevi de vardır. vaktiyle bir makale okumuştum: şehirlerde yaşayan güvercinler, araba gürültüsü gibi sesler nedeniyle ötüşlerini karşı cinse fazla duyuramıyorlarmış. bu yüzden, eş bulmaları zorlaşmış. bu da kuşların nüfusunu azaltmış. kim bilir, belki de "gözden uzak olan gönülden de ırak olur" anlayışıyla, eşlerini veya flört ettikleri adayları kaçırmamak için birbirlerine yakın yerlerde, kümelenmiş olarak duruyorlardır. ha, can güvenliği için de kalabalık halde dururlar tabii. "düşmanı birimiz görmese diğerimiz görüp uçar. bunu fark edince biz de kaçarız" diye düşünüyor olmalılar. zaten fark ettiyseniz eğer, topluca duran güvercinler hep beraber uçup hep beraber konmayı tercih ederler.

    üçüncü ötüş: bunu genelde hanımefendiler yapar, taarruzdan ziyade savunma amaçlıdır. eğer dişi korkarsa yavaşça, kısık bir sesle "guk" der, bir ünlem gibi kısa ve ani bir tepkidir. kadınların korkunca çığlık atmasına benzer bir harekettir. eğer güvercin, çok korkmuşsa kanatlarını yukarı doğru yavaşça kaldırır ama kanat atmaz (veya "çok nadiren kanat atar" diyelim) belgeselde, kuluçkaya yatmış dişinin, kameramanın ve sunucunun yuvaya çok yaklaştığını gördüğünde bu şekilde bir tepki verdiğini gördüm.