*

şükela:  tümü | bugün
  • en temel hak olan yaşama hakkının ne yazık ki daha ziyade güzel olan kimselere aitmiş gibi görülmesi gibi bir sorun olduğuna inanıyorum. gündemde olan yasemin kozanoğlu örneğinde görebileceğimiz gibi "ah ne kadar da güzel, yazık" tepkilerinin çoğunluğa mal olmasını buna bağlayabiliyorum. oysa bir insan sırf fiziksel güzelliği ile yaşama hakkına sahip olmalı mıdır? bir kimseye acımamızın sebebi "çok güzel" olması mıdır? aynı derecede genç ve fakat çirkinlerin o kadar da yaşama hakkı yok mudur? sarışın, uzun boylu, güzel kızın kendi gerzekçe davranışları sonucunda mahfolmasına herkes çok üzülürken, esmer, kara kuru ve, mesela geçerli olsun-olmasın inandıkları bir davanın peşinde, helak olanların ölmesi bizi o kadar da etkilememeli midir? sınıftaki sivilceli ve ezik çocuk bir kazada ölse o kadar üzülmeyiz de, basketbol takımının kaptanı olan ideal atletik gencin başına bir iş gelirse ağlaya ağlaya bir hal mi oluruz? olmalı mıyız? peki insan hayatını fiziğini bu derece öne çıkararak kaale alacak kadar mal olmalı mıyız?

    bu yaklaşım bana şimdiye kadar hayatımda duyduğum en mal beyanatlardan biri olan "o bu ortamın en güzel kızı, ama ne yazık ki ölecek" cümlesini hatırlatıyor. bu lafı eden kişi nye dayanarak bu cümleyi kurmuştu acaba, söz konusu "güzel kız" ortamın güzel kızı olmak yerine ortamın çekingen, gözlüklü, dişleri telli kızı olsa "ne yazık" olmayacak mıydı?

    bunu bir sisteme oturtup, ideolojiye dönüştürenler vardı, kim olduklarını tahmin etmek zor olmasa gerek.
  • belki bu gudik hurafeyi biraz aciklar diye veriyorum bkz'lari:

    (bkz: kaz gelecek yerden tavuk esirgenmez)
    (bkz: umit fakirin ekmegidir)
  • güzel bir kadının ölümü, kuşkusuz dünyanın en şairane konusudur.
    -edgar allan poe

    (edgar abinin gayet diyalektik bir açıklaması da vardı işte kainattaki en acı şey ölümdür, en güzel şey ise kadındır, şiir duyguları ampflike etme işidir, topla, çıkar, höh diye; burda acayip salladım ama gerçeğini okuyunca inandırıcı geliyor)
  • boris vian, ve bütün çirkinler öldürülecek kitabında pornografi ve bilim kurguyu kullanarak bu konuyu anlatmış.
  • guzel insanlar icin hayat zaten hep daha kolaydir. tembel de olsalar ilk okulda ogretmenler onlari hep daha fazla sever, butun torenlerde sesleri kotu de olsa onlar siir okur, hic acaba o da beni seviyo mu hezeyanlari yasamadan kimi istiyorlarsa onunla birlikte olurlar, cirkin kardese kimse yuz vermezken ailenin sevgilisi onlar olur, universitede baskalarindan not bulmalari hic sorun olmaz cunku zaten sirf onlara vermek icin bile not tutanlar vardir, hep en iyi proje gruplarina girebilirler ve hicbir sey yapmasalar bile kimse onlara sen neden bi bok yapmiyorsun demez, mezun olduktan sonra zaten "presentable" olduklari icin onlardan bin kat daha zeki, bilgili, dolu insanlarin arasindan hoop diye siyrilip isi kaparlar, is yerinde de bunlara yalaklanmaya merakli tipler oldugu icin bunlara hic angarya is verilmez... bu liste boylece uzayip gider. bu nimetin arada bir kulfeti de olur tabii, yasemin kozanoglu orneginde goruldugu gibi. herkesin dikkati guzel insanlarin uzerinde oldugundan, onlarin yasadigi en ufak bir maymunluk hemen agizlara sakiz olur. cunku bunlara agucuklar dagitirken, aslinda icin icin sinir olunur hayati belese getirmelirine. uzun lafin kisasi, guzel insanlarin herhangi birinden cok daha fazla, kolay yasamaya haklari vardir.
  • bir başka bakış açısı yakalayalım:

    güzel insan, evinin dışında her türlü hayvanca muameleye maruz kalan insandır. boş bulunup birine gülümsese, sonu gelmeyecek bir aptal muhabbete tutulan, eline avcuna telefon numaraları sıkıştırılan kişidir. bu tür abukluklar yaşadıkça yavaş yavaş insanlara kötü davranmaya başlayan insandır güzel insan. güzel insan hiçbir zaman tek başına bir barda oturup rahat rahat içkisini içemeyecek insandır. tek başına tatile çıkmaya korkacak insandır. mütemadiyen tutarlı olmak zorunda olan insandır. çünkü ağzından çıkan her söz "aptal güzel" tanımını destekleyecek bir delil olarak kullanılabilir. işyerindeki bir yığın abuk adama zorla iyi davranmak durumunda olan insandır kendisi. kendisiyle yemek yemek için ısrar eden bir kocaman yavşaklar ordusu arasında, sıcak evini, kedisini, okuyacağı kitabı düşünüp de içi sızlayan kişidir güzel insan. herkesin hayatını "bir tatlı yaz esintisi" sandığı insandır güzel insan. oysa hayatında ortalama insandan daha çok kısıtlama vardır.

    evet, günümüzün güzelliğe prim veren toplumunda, güzel insanların yaşama haklarını bir gözden geçirelim.
  • bu olay aslinda insan psikolojisinde var. butun yaratiklarin- insan da dahil- yavrulari cok tatli, sirin olur. bunun tek amaci anneyi bebegi beslemeye itmektir, yavrular sirin olmasaydi annelerin cocuklarini inkar etme olasikliklari daha fazla olacakti. yani tamamen evrimin bir sonucu.
    ee daha bebeklikten gelen bir aliskanlik 20 yasina geldikten sonra degistirilecek degil ya?
  • (bkz: platon)
    (bkz: devlet)
  • guzel insanlarin hayati disardan bakildigi kadar kolay degildir, onlar orda burda sozlu - fiziksel tacize ugrayacak ilk insanlardir, bu yuzden bir sure sonra kendileriyle goz goze gelen her erkekten korkar olurlar. herkes onlar icin potansiyel sapik durumuna gecebilir. hem cinsleriyle veya karsi cinsleriyle olan iliskilerinde temkinli olmak durumunda kalirlar, cunku kadinlarin onlarin popularitelerinden yararlanmak icin yalakalik yaptiklarini, erkeklerinse kendileriyle sadece dis gorunusleri yuzunden ilgilendiklerini dusunurler. bu belki biraz dogru, belki de biraz paranoyakca bi dusuncedir, ama insanlara guvenememelerinin sebebidir.

    presentable olduklarindan is bulmalari kolay olabilir evet, bu yuzden de cok guzel olmayan insanlar arasindan bilim adamlari, buyuk is adamlari, yuksek kariyer sahibi insanlar cikmistir, cunku cirkin insan calismak zorunda olandir, hirs onlari basariya ulastirir.

    nasil bazi insanlarin ozelligi guzellikse, bazilarinin da dahiliktir. bazilari sanat dallarinda basarilidir, bazilari sporda. elbet hepimizin bi meziyeti vardir, bunu kullanarak yasamimizi kolaylastiririz.

    ancak icinde bulundugumuz toplumun yasam - dusunce tarzini da inkar etmemek gerekir, bu ulkede sanata, bilime onem verilmez, boyle insanlar prim yapmaz. onlarin sansizligi burada dogmus olmalarindandir, guzel olmamalarindan degil.