şükela:  tümü | bugün
  • sağlık iyi yaşamaya yeter ama güzel yaşamaya yetmez. güzel yaşamak için mutluluk, dahası huzur gerekir. beden sağlam olacak evet ama ruh da güçlü olacak. bir şeylere inanacaksın. maneviyatın dayanıksız olmayacak, mütevekkil olacaksın. bu doğuya özgü bir özelliktir, batılılarda tevekkül diye bir şey yoktur, kıymeti bilinmeli.

    geçmiş sıkıntılar geçmişte kalmalı. hep olumlu düşünmeli. ''bu da geçer ya hu'' nefis bir sözdür ve o da bize özgüdür. şükür önemli. yetinmek önemli.

    yaşadıklarının farkında olup onlardan haz duyacaksın. coşkulu olmak önemli bir avantaj.

    hataları mümkün mertebe hoşgörmek iyidir. affedici olmaktan zarar gelmez. böylece herşeyden önce kendi kafan rahat olur. az eleştiri yapmalı, onun yerine övgüyü, teşekkürü arttırmalı. bunlar her kapıyı açar, kapıların gereksiz kapanmasına da mani olur. ayrıca teşekkür, iyileştirir.

    sade olmalı. az eşya kullanmalı. az, çoktur ne de olsa. ihtiyaçtan fazla mal haramdır, hırsızlıktır. mülkiyetin tamamı değil ama fazlası hırsızlıktır. lüks, zararlı bir eğilimdir. gerektiği kadar edin. her şeyi. lüks, kariyer, daha fazla para, statü peşinden koşanlar hep mutsuz, doyumsuz insanlar.

    yavaş yaşamalı. farkındalık böyle gelir. hız felakettir. öfke, kıskançlık ve hiddet de hıza bağlanabilir. durup düşünmeden, oturup tartmadan kapınılan kızıl duygular..

    daha çok kişi biriktirmeli. sevgili, arkadaş, komşu, dost, hemşehri, ahbap, hatta gündelik ilişkiler, mesela bakkal çakkal. aile ve akrabalar zaten default. insanlar fıtraten yalnızdırlar ama hayatlarını beraber geçirmeliler. ilişkilerin güçlenmesi yalnızlığı önler. yalnızlık korkulacak şey değildir ama bedel ödeten, zorlayıcı ve uzadığı zaman bazen bir kötü alışkanlıktır. iyi gün kötü gün diye bir şey var. yanlarında ol, yanında olsunlar.

    sakat hayvanın duy kederini. çocuk, yaşlı, yoksul, engelli ve öğrencilere yardım et. karşılıksız vermek büyük bir huzur doğurur. birini karşılıksız sevmek bile acıdır ama yine de güzeldir.

    hayatı hissetmeli. her an.

    güzel hayat: her nefeste hayat..
  • tanımı yapılan anlamlarla gerçekleşir.

    görece hiçbir şeye sahip değilim.
    ne evim, arabam, lüksüm ne de bir sevgili, arkadaş, ailem var.
    çok zaman huzurlu ve dingin hissederim.
    kitap alacak param yok; fakat kütüphaneler var.
    film arsivim yok;fakat güzel filmler izleyebilecek bir internetim var.
    müziği premium dinleyemiyorum; fakat keşif listemden birçok şarkı bulabiliyorum.
    ruh halime göre giyinip renk katamasam da günüme, her gün aynı şeyleri giyinip insanların bakışlarına da maruz kalmıyorum.
    şarabın iyisini hiç içemesem de keyfim isterse mumumu yakıp bir kadeh deviririm uyumadan önce.
    tatil günlerimde sabah kalkmak için bir nedenim olmasa da çok
    uykumu kaçıracak hiçbir şeye de sahip değilim.

    güzel yaşıyoruz hasılı.
    hem
    çok bağlanamadığın bu hayat
    fena değildir.
    üstü kalsın.*
  • bir sallanan sandalyede, huzurla, kitap okumaktir..
  • sorulmadan içine fırlatıldığım zaman dilimi ve yerde sağlamanın imkânsız değilse de, çok zor olduğuna inandığım akış hâli.

    izlemekte olduğum ve elegan detaylarla bezeli, ince düşünülmüş, tam anlamıyla şık bir prodüksiyon diyebileceğim bir dizi çok başka zamanlara götürüyor ruhumu. bahsettiğim şey tamamen gerçek dışı, kusursuz zengin hayatlar filan değil. kendini bilen insana özgü olan daha soyut kavramların göze sokulmadan bana sunulduğu, üst düzey bir yapımdan bahsediyorum. güzel yaşamaktan anladığım şey hiçbir zaman "güzelmiş gibi yapanların naylon hayatları"* olmadı zira.

    izlediğim bu şeyi güzelleştiren şey başlı başına insan faktörü. hani şu köşe bucak kaçtığım, samimiyetsizine, güvenilmezine denk gelir de üzülürüm diye kendimi kapattığım, göstermediğim insan..

    hikâyenin kahramanı fiziksel, ruhsal, mental olarak şık ve sofistike. çok sevdiğim, "amaan, öyle konuşamayacak olduktan sonra ingilizce bilsem ne olacak ki?" diyerek hayranlıkla dinlediğim britanya aksanıyla konuşuyor. (galli bir aktör zaten) cep telefonu yok kendisinin. günümüzde yaşıyor ve sabit telefondan ne kadar ulaşılabilirse o kadar ulaşılıyor. aklına bir şeyler geldiğinde koşup yazmak istediği bir telefonu yok. sohbet ettiği, kısa ve öz anlar paylaştığı insanlar var. her şeyde ince, her şeye özenli. saygın. yaşanan hayatlar kolay ve creme de la creme değil, fakat şık. zorluklar ajite edilmiyor, karakterler olgun ve vakur, sadece akıştalar. düşünceler akıyor, kimse kimseye bağımlı değil, insanlar bir sorunu çözmek için dirsek teması halindeler, bilgi, gözlem ve tecrübe paylaşıyorlar, iç sesleri karizmatik, kendileriyle konuşmaları keyifli, dinlemek güzel.. insanlar bir aradalar ve birbirlerine saygılılar.. fonda çoğunlukla chopin çalıyor. sarı ışık.. göz yormayan ve sadeliğin çarpıcılığını taşıyan, karakterle bütünleşmiş kıyafetler.. özenle seçilen kelimeler.. dürüst ve olduğu gibi olup hayatı hiç zorlaştırmayan insanlar.. sıradan, farkında ve tam da bu yüzden çarpıcılar..

    insanın doğduğu yeri, aileyi, kültürü seçememesi hazin bir şey. geldiğim kültür bana hep gardım yukarıda bir şekilde yaşamaktan ve "asla güvenme!" komutundan fazlasını veremiyor. insan insan olmak kaç kişinin umurunda? kaç kişi kendini tanıyor, ne istediğini, durması gereken yeri biliyor? insanlar ne kadar özenli hayatlarına, kendilerine ve birbirlerine?

    bana öyle geliyor ki, bir hayatın güzel olabilmesi için ekranlar, telefonlar değil; insan gerekiyor. tıpkı o izlemeye doyamadığım ve tipik abd seyircisine fazla geldiği için 23 bölümde bitirilen, yüksek puanlı dizideki gibi insanlar..

    bu ülkede? ahahahahaha :)