şükela:  tümü | bugün
  • nispeten hareketlice bir erzurum türküsü, eşle dostla çalıp söylemesi güzel, iyi söyleyenden dinlemesi daha güzel.
    aşık hüseyin isimli aşığımızın hafiften psikopata bağlama kıvamlı, kıskançlıkta çığır açan tavrı için ise sessiz kalma hakkımı kullanıyorum.
    bir ortayı bulsanız ya kardeşim, ya sevip manyağın evladı gibi delibozuk kıskançlıklar, ya da hepten kasımpaşa ekolüyle şeyine takmamalar hoş değil ki.
    türkü güzel yalnız, yanında kiraz ve çekirdekle iyi gidiyor.
    maraş tarhanası ve ceviziyle de fena değil aslında da, tarhana karında fena şişiyor, unutup da görmemiş gibi yemeyin bak.
    bi kere ayıp, ikincisi de ölürsünüz, kalbi sıkıştırıyor oğlum çok fena.

    aha burada da türkü var, sazlar aranağme yaparken bi koşu soda alın gelin, limonla rahatlatıyormuş diyorlar mideyi.

    güzeller bezenmiş toya giderler
    sizlere emanat yar oynamasın
    ben bülürem reca minnet ederler
    yengüllük`* edip ay balam tez oynamasın

    düşmanlar oturmuş bize bakarlar
    gonca güller al yanağa takarlar
    sonra söyler başımıza kakarlar
    dudağın içinde dil oynamasın

    ben seni sevmüşem sevgülü yarim
    sizlere gurbandır bu şirin canım
    demirem oynamasın oynasın hanım
    kara kaş altında göz oynamasın
  • dede korkut hikayeleri* filminin sonlarına doğru uraz kaygılaroğlu tarafından oldukça güzel yorumlanmıştır.

    buradan
  • yine yanlış bilgi. türkü erzurum değil kars türküsüdür. aşık tüccari ye aittir. detaylı bilgi için

    bkz:asık tuccari

    edit: linki kaldırırlarsa diye içeriği de ekledim. saygılar sevgiler.

    aşık tüccari

    güzeller bezenmiş toya giderler
    sizlere emanet yar oynamasın
    ben bilirim rica minnet ederler
    yüngüllük edipte tez oynamasın

    komşular oturur size bakarlar
    gonca güller al yanağa takarlar
    sonra söyler başımıza kakarlar
    dudağın altında dil oynamasın

    kuzeydoğu anadolu’da serhat şehir kars’ın yetiştirmiş olduğu, döneminin en usta ve en büyük aşığı olan tüccari, 1720 yılında selim ilçesinin şimdiki adı büyükdere olan tiknis köyünde doğmuş, 1805 yılında vefat etmiştir.

    divanları, tecnisleri, destanları ve hikayeleri ile tanınan tüccari, ahıska’ya gözlerinden tedaviye giderken, yolda seyahat destanını ve bir çok koşmasını yazar.

    yaşadığı dönemde “ustad” diye anılan tüccari hakkında ki ilk yazı kars’ta 1939 yılında yayınlanan doğuş dergisi’nde ki bir inceleme yazısıdır. prof. dr. mehmet fahrettin kırzıoğlu, nejat birdoğan, karslı m. kuzu, salih şahin gibi araştırmacılar bilgi vererek şiirlerini yayınlamışlardır.

    şiirlerinin çoğu derlenemeden yitip giden aşık tüccari’nin kayıtlara geçmiş şiiri pek azdır. halk şiirinin zor dallarından olan divan ve tecnis dalında tüccari pek usta ve hünerlidir.
    kars ve çevre aşıklarının okudukları “derbeder” makamının yaratıcısı olan aşık tüccari aynı zamanda yaralı mahmut, tahir ile zöhre gibi hikayelerin kaynak kişisidir. kendisinin dizmiş olduğu eşref bey adlı bir de hikayesi mevcuttur.

    oğuz türkmenlerinden olan tüccari’nin alevi/bektaşi olduğu, bu inanç içerisinde yetiştiği ve garip musalı ocağına bağlı olduğu bilinmektedir.

    sait küçük

    eserlerinden bazıları:

    salına salına gelen güzeller

    salına salına gelen güzeller
    tanrı selamını almaz mısınız
    mevla’m sizi süs için mi yaratmış
    hoş bir eda ile gülmez misiniz

    gurbete gidenler azığın alır
    kimisi gitmeyip sılada kalır
    kimi sevap için kâbeye varır
    kâbe kapınızda bilmez misiniz

    karadır kaşınız yaydan inc’olur
    bugün dünya yarın ahret nic’olur
    bir gönül tavafı yüz bin hac’olur
    gönülleri tavaf kılmaz mısınız

    tüccari’yim bunca derdi niderim
    başım alır diyar diyar giderim
    yarın mahşer günü dava ederim
    siz mahşer yerine gelmez misiniz

    kurban olduğum

    aheste aheste yürür
    yoluna kurban olduğum
    konuş sözünü duysunlar
    diline kurban olduğum

    burası kale bedeni
    n’olur durdurun gideni
    kemer sıkmıştır bedeni
    beline kurban olduğum

    kadere boynunu eğer
    gözleri dünyaya değer
    saçları topuğa değer
    teline kurban olduğum

    tüccari’yim can versinler
    yüzüm yoluna sürsünler
    döndür yüzünü görsünler
    halına kurban olduğum

    güzeller bezenmiş toya giderler

    güzeller bezenmiş toya giderler
    sizlere emanet yar oynamasın
    ben bilirim rica minnet ederler
    yüngüllük edipte tez oynamasın

    komşular oturur size bakarlar
    gonca güller al yanağa takarlar
    sonra söyler başımıza kakarlar
    dudağın altında dil oynamasın

    tüccari sevmişim seni cananım
    sizlere kurbandır bu şirin canım
    demem oynamasın oynasın hanım
    karakaş altında göz oynamasın

    incidir

    dü çeşmim kan ağlamaktan gözlerim yaş incidir
    kadir kıymet bilmeyenler yaren yoldaş incidir
    dinle sözüm al nasihat konuşma cahilinen
    cahil de bir kem söz var ki değse bin baş incidir

    kadir mevla’m sebepkâr et bezirgânlar kânına
    yüküm cevahir yüküdür bakır çatmaz yanına
    sarraf olan kıymet biçsin lalima mercanıma
    sarraf olmayan ne bilir sanar her taş incidir

    kamilinen haşrolmayan kendisin evla bilir
    dinleme cahil adamı özünü derya bilir
    der tüccari yar elinden çektiğim mevla bilir
    mevsim ihtiyar olunca dağları kış incidir
  • yarinin düğünde nazlı nazlı oynayarak başkaları tarafından beğenileceğine üzülen, kıskanan hatta ona nazar değeceğini düşünen aşığın diline dökülen türküdür.

hesabın var mı? giriş yap