şükela:  tümü | bugün
  • manipule edilebilir. güzellik algısı kapitalizm ile birlikte avrupalı ırk özellikleriyle eşitlenmiştir neredeyse. sarı saç-mavi göz bir asyalı zavallılar için güzellik sembolleri olmuş. bunun altında efendisine benzemek isteyen köle davranışı var.
  • manipule edilemez. en kıl olduğum şeydir “dayatılan güzellik algısı” kalıbı... hiçbir mecra sana “al. böyle kadınları beğen” demez. televizyonlarda, sosyal medyada hiçbir yayın organı “böyle kadınları güzel bul” diye algı ayakları yapmaz. peki neden öyle yapıldığı zannedilen kadın figürü daha çok ön planda? çünkü daha çok tercih ediliyor. tercih fazlalığı. bu kadar tercih edilmesinin sebebi ne? sebep tamamen kişisel tercih.
    örneğin, duyarcıların ve feministlerin zannettiği, tüm sosyal mecralar bize kendilerinin tasarladığı bir kadın figürünü gösteriyor, bilinçaltından “bu kadın figürü çok güzel, siz de beğeneceksiniz ulan” diyor, sonra bütün erkekler (ve kadınlar) o figürü güzel olarak kabul ediyor ve topluma bu güzellik kalıpları dayatılıyor.
    aslında olan, herkesin belli bir kişisel güzellik algılayışı var. her güzellik anlayışı birbirinden farklıdır ancak benzerlik de gösterebilir. işte bu birbirine benzeyen güzellik anlayışının çoğunluk hali güzellik algısıdır.

    anlamadım, bilal’e anlatır gibi anlat diyenler için;
    ben ve diğer 10 arkadaşım taş devrinde yaşıyoruz. doğal olarak televizyon, internet, ses cihazları ve minimum bilinçaltı mesajı verecek hiçbir teknolojik alet yok.
    biz 11 arkadaş ağaç altında otururken kendi aramızda konuşuyoruz, biri diyor “zenci kadınlara bitiyorum, mogugu çok güzel bi kadın mesela”, diğeri de diyor ki “yok be birader, sarışın kadınlar fena. sen hülele’yi görmemişsin”.
    diğer 6 arkadaş “harbiden hülele güzel bak ben de beğeniyorum” diye destek çıkıyor. diğer 2 kişi de “manyak mısınız lan mogugu‘ya çirkin demeyin çarpılırsınız” diyor.
    işte tam burada 7 kişinin hülele’yi güzel bulması “genel güzellik algısı”dır ve kişisel tercih fazlalığıdır. mogugu’nun çirkin bulunduğu anlamına gelmez. bu manipüle edilemez. sen buna ister laf at, ister çamur at, hiçbir şeyi değiştiremezsin.

    esas kritik soruya gelelim, “manipülason yoksa o zaman ağda bandı satıcıları, lazer epilatörcüler, güzellik salonları nasıl para kazanacaktı?”
    bu sıralanan şeyler klasik bakım ürünleri, şampuan gibi. kıçı kırık ağda bandı şirketi sırf ağda bandı satmak için manipülasyon yapıyor, erkekler de bu manipülasyonu yutuyor, toplumun güzellik algısı değişiyor. mantığa bak. ona bakarsak diş macunu firmaları da manipülasyon yapıyor, diş fırçası ve diş macunu kullanmamız gerekiyor normalde, manipülasyonla kullanıyoruz.

    bir de bunların “eğer kılsız olmak zorunda olsaydık kılsız doğardık. kıllı olmak doğaldır, kıl doğamızda vardır. kılsız olmak dayatılmış figürdür” diyen tipleri var ki beni benden alıyor.
    iyi o zaman, ben de diyorum ki “artık erkekler olarak sakallarımızı belimize kadar uzatıyoruz. bakımsız da gözükse hiç dokunmuyoruz. doğamızda jilet yoktur. jilet denilen alet insanların ürettiği bir şeydir. eğer olması gerekseydi sakallarımızın bir süre sonra uzamasının durması gerekirdi.”
    kılsızlık doğamızda yokmuş... toplumun kullandığı diğer sabun, parfüm, bakım kremleri, diş macunları ve diş fırçaları gibi cilt ve vücut bakım ürünleri sanki topraktan çıkıyor anasını satayım.