şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: öğle uykusu)
  • bilumum hatunun, suratlarina hiyar sutu surup $ekerleme yapma eylemine verdikleri isim.
  • benim dozu kaçırmamdan dolayı artık uyuşuk uykusu halini almış olay.(günde 17 saat de uyunmaz ki arkadaş yuh bana yani....)
  • erkeklerin sevgililerine senin güzellik uykusuna ihtiyacın yok diye kompliman yapmasına fırsat tanıyan kavram.
  • afrodit psykhe'ye kıldır ezelden ve oğlunun (eros) peşinde delidivane olan bu dünyalı hatuna birsürü gıldır gıcık işler vererek azap çektirir - bu işlerle zorlanıp çirkinleşir belki diye de umut eder. bu görevlerden biri de persepone'ye gidip güzelliğinden biraz alıp afrodit'e getirmektir. psykhe persepone'den aldığı kutuyu afrodit'e getirirken kutunun içinde ne olduğunu merak eder (ne geldiyse zaten başına meraktan gelmiştir ve eros'tan diyelim). kutuyu açtığında içinde hiçbirşey olmadığını görür ama birden uykusu gelir. işte güzellik uykusu yunan mitolojisinde böyle anlatılmıştır.
  • küçükken öğlen uykusuna ikna etmek için annemin bana "güzellik uykusu vakti" diye dil dökmesine konu olan bir nevi yerli siesta
  • bilimsel araştırmalara dahi konu olmuştur.

    ilgili fotoğraf için buyrun.
  • "-seyrek gülüş sen ne güzel bir şeysin-
    -nazlanırsın ama bir gün gelirsin-

    düşen bir yaprağa bağladım hayatımı
    olsun artık diyorum ne olacaksa
    paralı asker miyim neyim ben
    ekleyip duruyorum sabahları akşama
    ve kendimi arıyorum meşgul çalıyor
    gerçi söylenmez böyle şeyler uluorta
    aşk diyor başka bir şey demiyor kalbim
    nasıl bir dostluk ki bu, hem kadim
    hem de mayhoş elma tadında.

    kendimi de koysam ayağımın altına
    yine de yetişemiyorum ey aşk,
    omzunun hizasına.
    çünkü bende birikiyor her şeyin tortusu
    ve ayağını kaldırıyor dünya, konuşurken benimle.
    budanan oğullar gibiyim sessiz ve narin
    nereye konsam geri sayım başlıyor
    kurcalıyor beni bir çırağın elleri
    ah, unufak olsam ve desem ki
    ağzın tat görmesin hayat
    kandırdın beni.

    sorma,
    elim kırılsın bir daha
    dokunursam güneşe.

    kılpayı kaçırılmış bir şeyin
    bıraktığı ardında
    neyse oyum ben.
    yaralı serçe, benim için dua et:
    gök bir kayalık gibi şimdi üstümde
    dr. şükrü öncüoğlu’ndan
    üç ayda bir reçete.

    acıyan bir şeyim ben burdan çok uzaklarda
    ve koskocaman bir hansın sen uğraşma bu çocukla
    çünkü nasıl bir şey biliyorum itin taştan korkması
    bir yastık arıyorum kuş seslerinden
    mühim değil sonrası.

    sorma,
    yangın sönseydi suyla
    denizler her akşam böyle yanmazdı.

    yakartop oynayan melekler gördüm güneşle
    ve büyük çiftçiler gördüm dağları biçen
    yolundaydı herşey, ben bile yolundaydım
    ama
    kıyıya vardığımda
    kendimi unuttuğumu anladım
    karşı kıyıda.

    şiirler söyledim belki duyarsın diye
    çığlığıydım içinde dilsiz bir şehzadenin
    sana seslendim durdum bu küçücük odadan
    acımı duy, sensin pusulam benim
    ki dünya
    silinmiş bir harita
    gibi yabancı bana."