şükela:  tümü | bugün
  • şu sıra arkadaş grubumuzdan iki çift boşanma aşamasında. bu çiftlerden birincisinde kadın inanılmaz güzel, ceylan gözlü, uzun boylu, ince belli, kusursuz tenli. eşi de yakışıklı, iyi gelirli, nazik ve kültürlü.
    bu evlilik dışardan bakıldığında mükemmelliğin vücut bulmuş haliydi. herkes onlara imrenerek bakıyordu. kızın prenses halleri herkese çok doğal geliyordu. eşi de onun bu prensesliğini mutlulukla karşılıyordu. cosmopolitan türü aşklardandı ve örnek evlilikti.
    geçen ay bu evlilikte gürültü patlak verdi. ortaya çıktı ki koca, evliliği boyunca hayatının en büyük mutsuz dönemini yaşamış. o güzellik abidesiyle aynı evi paylaşmak gerçek bir işkence imiş. (erkeğin sözleri bunlar)
    4 yıllık evlilik tam bir kabusmuş. ayrıntılarını bilmiyorum. arkadaşlarla bu kadarını konuştuk. çok yakın arkadaş değiliz, o yüzden bana anlatılmadıkça ben de soru sormuyorum.
    adamın boşanmak istemesi bambaşka bir şeyi daha ortaya çıkardı: bu kadar güzel olan kadın, eşinin kendisinden ayrılmak istemesini sindiremiyor. her gittiği ortamda hayranlık uyandıran fiziği ve yüzü nasıl olur da terk edilir?
    açıkçası ben de şaşırdım. ideal güzellik evlilik için yeterli değil mi?
    bir insanı yaşamdan soğutacak kadar kötü ne yaşamış olabilirler ki, adam bu evlilikten kurtulmak için elinden geleni yapmaya başladı?

    diğer çifti de anlatayım biraz.
    burda da şaşırtan kadın. adam aşırı zengin. çok zengin. ve eşinden hiç nafaka almasa bile ayrılmak istiyor.
    bir ayrıntı önemli, kadınla adam evlendiklerinde adam bu kadar zengin değildi. yani kadın adamın geliri çok daha az iken aşık olmuştu. hem işlerin rast gitmesi, hem adamın fırsatları iyi değerlendirmesi ile zamanla çok iyi bir gelire kavuştular. tabi bütün servet adamın üstünde. yeni yasalara göre ortak olsalar bile mülkiyet adamda.
    şimdi burdaki adam da şokta. bu kadar büyük zenginlik, servet nasıl terk edilir? adam kabalık yaptığını pek düşünmüyor. ailesine az zaman ayırması falan da çok büyük sorun olarak görülmemeli ona kalırsa. gerçi zaman gerçekten yan unsur.

    tam şu sıra gerçekleşen bu ayrılıklara hayretle bakıyorum.
    birbirini tanımayan bu iki çift bir sürü teoriyi siliyor. güzel bir kadın için her şeyini feda etmeye hazır onca erkek varken, o kadınla geçirdiği ilk günden itibaren mutsuz olan bir adam,
    parası için her şeyine razı olabilecek binlerce kadın varken, tek kuruş istemeden arkasını dönen bir kadın.

    neden bunca yazılan çizilene uymuyor yaşamın formülü?
    neden tutmuyor ezberler?
    güzelliği ile etkilediğinden şüphesi olmayan hatun, adamdan intikam alma yoluna gitmeye başlamış. hayatı zehir etmeye çalışıyormuş.
    parası önemsenmeyen adam da, paranın önemini vurgulayan çabalara girişmiş.

    şimdi sözlükten fikir çıkabilir: güzel hatunla zengin adam evlensin işte.
    özgüvenlerine vurulan darbeyle baş ettiklerinde belki böyle yollara başvururlar, bilmiyorum. ama şimdilik görünürde bir arayışları yok.

    en az o güzel kadın ve zengin adam kadar benim de beynim kavramakta güçlük çekiyor.tabi ki insanları bir arada tutan faktörler milyonlarca çeşitlilik gösteriyor. ama yine de aklım almıyor. herkesin ulaşmaya çalıştığı zirvenin de anlamsızlaşması, bir değer taşımama ihtimali ortaya çıkıyor.
  • ikisi birbirini getiriyor sonuçta. versus sayılmaz.
  • mümkünse karışık olsun.
  • para her zaman, her güzelliği satın almak ister. paranın kendisi ve sonuçları çirkindir, bu nedenle para ancak güzellikle bir anlam kazanıp değer elde edebileceğini bilir. paranın satın alacağı güzelliğin ille de kadın güzelliği olması gerekmez. ünlü bir ressamın tablosu da güzeldir, bir vazo da güzel bir peynir de. güzellik ise parayla bir alışverişe girmek zorunda değil. seçici, seçkin bir güzellik kendi yolunu çizer. para güzellik olmadan var olamaz; ama güzellik para olmadan da var olabilir. para ile var olan veya para ile alışverişe giren her güzellik yozlaşır, kendinden kaybedip çirkinleşir; yalnızca kendi kendine var olabilen veya kendi yolunu çizebilen güzellikler daha da güzelleşip asilleşir.

    gerçek olansa güzelliğin de paranın da aslında insanı doğal olan tüm duygu ve düşüncelerden uzaklaştırıp etki altına alarak kendine bağlamasıdır. insan için paranın da güzelliğin de yükü ağır, bu ikisini taşımak zordur; hem güzelliğin ve paranın sahibi olanlar için hem de güzelliğin ve paranın sahibi olanların yanında olanlar için. raydan çıkmaya veya yok olmaya çok yatkın.

    giriş entry'sinde anlatılan hikayenin ise - detayları bilmesem de - özü güzel kadının güzelliğiyle meşgul olurken kocasını unutmuş hatta tamamen hayatından çıkarmış olması. adam, güzel kadının kocası bile olsa, kendinden büyülenen bir güzellik uğruna çoktan terk edilen konumunda. zengin adam da aynı biçimde para ve zenginlik tutkusundan büyülenerek karısını unutmuş ve hayatından çıkarmış durumda; zengin adamın karısı da çoktan terk edilen konumunda. güzel kadın güzelliğiyle hem büyüleniyor hem de var oluyor. zengin adam da para kazanma becerisi ve parasıyla büyülenip var oluyor. birinin kocasına, diğerinin de karısına ihtiyacı kalmıyor, aslında ihtiyaç da değil, bu tamamen farkında olmamak. sanırım narsizimden de ileri bir seviye bu; çünkü aslında güzel kadın güzelliğe, zengin adam da paranın kendisine dönüşmüş, yani artık ikisi de yok! bu durumda bu kişileri sevenler sevdikleri kişileri tamamen kaybediyor. bu nedenle giden iki kişinin - yani güzel kadının kocası ve zengin adamın karısının - talepte bulunabileceği bir şey kalmıyor.

    güzel kadının kocası bu güzellikten hiçbir talepte bulunmayarak - ki erkekler çoğunlukla güzelliği kolay kolay bırakmak istemez - "al güzelliğini başına çal, ben artık yokum, zaten hiç yoktum." demiş.

    zengin adamın karısı da bu zenginlikten hiçbir talepte bulunmayarak - ki aynı biçimde çoğu kadın da kolay kolay paradan ve zengin hayattan vazgeçmek istemez - "al paranı başına çal, ben artık yokum, zaten hiç yoktum." demiş.

    bu kişiler ise yok! somut olarak belki olsa da soyutlandıkları için yaşanamayacak türden hale gelmişler. güzelliğin kendisine dönüşmüş güzel bir kadından bir şey istemek onun güzel burnunu, güzel saçlarını veya güzel gözlerini ondan tamamen alarak bundan böyle kendisi kullanmak üzere istemek gibi olurdu. paranın kendisine dönüşmüş bir adamdan para istemek ise adamı değil parayı istemek olurdu.

    güzel kadın ve zengin erkek de uğruna kendilerini bile terk ettikleri şeylerle baş başa bırakılmış. trajik olan da şu ki güzel kadın gerçekten güzel bir aşkla sevilmiş ve zengin adam da gerçekten güzel ve zengin bir aşkla sevilmiş. kendilerinden büyülenip bunun farkında olamamışlar. üzücü.
  • biraz önce düşünürken aklıma bir şey takıldı; güzellik saf biçimde sergilendiğinde alkış toplarken, para için bu durum neden geçerli değil?

    instagram’ı ele alalım. çoğu insan güzelliğini/yakışıklılığını göstermek için her gün farklı pozlar veriyor. insanlar bunu beğeniyor, “ayy canım ne güzelsin” şeklinde abidik gubidik yorumlar yapıyor. ancak birisi çıkıp şöyle 2 milyon dolar’ının resmini koysa “görgüsüze bak” derler. neden peki? ikisi de sahip olunan şey değil mi? biri beden, diğeri para.

    üstelik para bence daha değerli. değerli derken satın alma gücünden bahsetmiyorum. bir insanın sonradan güzelleşmesi gerçekten çok zor. yani güzelliğini sergilemek, bundan prim yapmaya çalışmak ile ırkıyla gururlanmak arasında neredeyse hiç fark yok. öyle doğmuşsun, bunu korumak için bir şeyler yapmışsın. daha iyi hale getirmek için yapabileceğin tek şey biraz bakımlı olmak ki o da bir yere kadar. fakat para öyle mi? değil. elbette zengin doğabilirsin ancak sonradan zengin olmak da mümkün. böyle bir sürü örnek var. adam/kadın çalışmış, çabalamış, bir sürü paraya sahip olmuş ama bunu direkt olarak sergileyemiyor. dolaylı yollar (saati gösterip poz verme saçmalığı gibi) seçiliyor. çünkü çıkartıp oraya parasının fotoğrafını atsa insanlar rahatsız olacak. bence olunmaması lazım. hatta elde etmek için hiçbir çaba sarf etmediği suratını koyacağına, kariyerini, pozisyonunu, parasını falan koyması daha mantıklı.

    bana göre bu farkın nedeni ölçülebilirlik. para, net biçimde ölçülebilir. cebinde 5 lira olan bir insana “ooo iyi paran var ha” diyemezsiniz. ancak çirkin bir insana güzel olduğunu söyleyebilirsiniz. söylüyorlar hep, duyuyorum sağda solda. kızın ağzı klavyeye, burnu kumandaya benziyor “ayyyy canıııım çok güzelsiiiin. gülhan teyzen ben” şeklinde yorumlar yapılıyor. bana da bazen söyleyecek iyi bir şey bulamayınca “burnun güzelmiş”, “ya sizin aile hep kel ama senin saçların maşallahı var” gibi sikimsonik şeyler söylüyorlar. ulan entry girerken çözdüm meseleyi ya cidden dünyayı yönetecek adamım da değerim bilinmiyor.

    şimdi hemen cüzdanları açıp paramızı çıkartıyor, güzel bir fotoğraf çekip instagram’a koyuyoruz. hadi bakalım, sizlere güvenim tam.