şükela:  tümü | bugün soru sor
  • barking dogs never bite ve bence geçen senenin en iyi filmlerinden memories of murder ile gönlümde taht kuran güney koreli genç yönetmen bong joon ho (ya da imdb'ye göre joon-ho bong)'nun 2006'da gösterime girecek üçüncü filmi.

    weta workshop ile görsel efektler konusunda çalışmaya başlamasının haberleri neredeyse bir sene önce basına sızmış olmasına rağmen filmin adını daha yeni öğreniyoruz. başrollerde de güney kore sinemasının ağır topları du-na bae (sympathy for lady vengeance, saving my hubby, sympathy for mr. vengeance, take care of my cat, barking dogs never bite), hie-bong byeon (memories of murder, barking dogs never bite) ve kang-ho song (sympathy for lady vengeance, memories of murder, sympathy for mr. vengeance) yer alıyor.

    konu oldukça basit: seul'ün han nehrinde bir mutant yaratık peydahlanır ve insanlara saldırmaya başlar... basit olmasına basit ama işin içinde peter jackson'un weta'sı ve memories of murder'ın hem yazarı, hem yöneteni, hem de her şeyi bong joon ho olunca insan neyle karşılaşacağını merak etmeden duramıyor. geçenlerde bir röportajında şöyle demiş: "çok realistik bir -canafar filmi- olacak." hadi bakalım, hayırlısı...
  • gümbür gümbür, şapır şupur, haldır huldur, dört nala koşa koşa gelen canavar filmi.

    halen devam etmekte olan 59 numerolu cannes film festivali bünyesindeki film markette, magnolia pictures tarafından filmin ingilizce konuşan ülkelerdeki dağıtım hakları satın alınmış ve gösterime girmesine daha aylar varken, satılan dağıtım haklarıyla bütçesinin 2/3'ü kurtarılmış. kore sineması adına şimdiye dek eşi benzeri görülmemiş bir gişe hasılatı kaçınılmaz.

    gün geçmiyor ki filme dair yeni kareler, yeni videolar internete düşmesin. spoiler olacak korkusuyla seyretseniz bir türlü, seyretmeseniz bir türlü. itiraf ediyorum ki takipteyim ve takip ettikçe de hastasıyım. helal olsun be sana bong joon-ho. kesinlikle 2006'nın ennnn bi dört gözle, ennn bi merakla salya sümük beklenen filmi diyorum ve han nehri'nin kıyısında oturup ağlıyorum...

    not: peki ya posterdeki acı çeken liseli koreli kızın ardında görür gibi olduğunuz şey için yaratığın ağzı desem???
  • universal pictures, filmin remake haklarını satın almış. artık yeni mutantımız new york'da mı yoksa san fransisco'da falan mı dehşet saçacak, göreceğiz... (bire on bahse varım, remake kraliçesi naomi watts'ı da bir şekilde bu projeye dahil ederler)
  • "restricted audiences only" olarak yepyeni bir amerikan trailer'ı yayınlandı ki tadından yenmiyor. hem de daha önce hiç görmediğimiz sahnelere sahip:

    http://www.chud.com/thehost_finalweb_highres.mov
  • bong joon ho yine yapacağını yapmış. biz bu adamı "klişe yıkan abi" olarak tanımıştık, nitekim bu sefer de kendileri canavar filmi denilen türün altından girmiş, üstünden çıkmış. övmeye nereden başlasam, bilemiyorum. "mutlaka izleyin ve kendiniz görün" diye kesip atmak belki de en iyisi ama yok yok yapamayacağım:

    --- spoiler ---

    şimdiye dek canavar filmleri, belki de diğer tüm türler içinde en bir başı-sonu belli olan film türü olarak getirildi karşımıza. bunlara ait ortak özellikleri tek tek saymaya gerek yok. ben diyorum jaws, siz de deyin dev ahtapot, dev mürekkepbalığı, hadi karaya çıkalım, king kong, godzilla ve dahi bilumum radyoaktif ve kimyasalı yandan yemiş mahlukat... düşünün işte, seyrettik hepsini. ama han nehri'nin kıyısına geldiğimiz zaman aslında şimdiye dek seyretmediğimiz ne kadar çok şey olduğunu farkediyoruz birden bire. hep gözümüzün önünde olan şeyler bunlar, aynen gerçek hayatta olması gerektiği gibi. bakalım şu sahneye: bir grup insan ne idüğü belirsiz devasa bir şey görüyorlar, nehrin üzerinden geçen köprünün altına yapışmış böyle sümük gibi sallanmakta. sonra hop diyor nehrin bulanık sularına düşüyor bu şey. insanlar bakıyorlar şaşkın şaşkın. sonra sudaki karaltı yaklaşıyor kıyıya. birisi kutu bira atıyor suya, karaltının üzerine. yuh. sonra diğerleri de bir şeyler atıyorlar. tuhaf bir şey gördüler ya, hele hele bunun bir hayvan olması kuvvetle muhtemel, insanımız hemen eline ne geçerse atıyor. türk müsünüz be abi? işte canavarla tanıştığımız bu sahne ve devamında gelen gündüz vakti parkta dehşet sahneleri, bırakın canavar filmi denilen türü, the host'u içine dahil edebileceğimiz daha nice türün örnekleri arasından çekip çıkartıyor ve bong joon ho'nun orijinallik çıtasını da artık stratosfer seviyelerine yükseltiyor. yine bakınız bir diğer sahneye: canavar insanları telef etmiş. ölenlerin fotoğrafları çiçeklerle süslenmiş uzakdoğu usulü, yakınları bağırıp çağırıp ağlaşıyor. küçük kızın fotoğrafı önünde babası, dedesi, halası, amcası feryat figan dövünüyor. biz bu görüntülere alışığız tabi, star haber, show haber, vs. sağolsunlar. nerede cenaze, kameralar orada. ancak böyle bir sahneyi seyredip de kahkaha atabilir mi insan? yani ruh hastası falan değilseniz normalde böyle bir şey görünce gülmezsiniz ama bu filmde gülüyorsunuz çünkü the host böyle bir film.

    --- spoiler ---
  • --- spoiler ---

    ağlaşılan sahnede bir uçan tekme olayı vardır ki, sırf onun için bile öpülüp başa konulası bir filmdir bu. doğaçlamaymış bi de o sahne.

    --- spoiler ---
  • hayatimda tekrar izlemek istedigim tek yaratik filmi. belki de pek yaratik filmi olmadigindandir. ben pek siyasi, toplumsal mesajlarinda degilim. nerdeyse her sahne cok beklenmedik. bu korelilerde is var vallahi.
  • görsel efektlerin gelişmesiyle canavarlar karanlık ve ıslak dehlizlerden gün ışığına çıkmayı başardı. bunu özellikle peter jackson'ın gerçekçi king kong'unda gayet iyi gördük, fakat bu film bu teknolojik gelişmeyi bir adım ileriye taşıyor ve canavarlara çok taze, çok güncel, hayli politik bir anlam yüklüyor. zamanında 2001 bilim kurgu sineması için ne ise, gwoemul da canavar filmleri için odur. bugüne kadar japon sinemasını kore sinemasına tercih eden (sıkıcı) biri olarak, bu filmi kore uyanışının başyapıtı olarak kabul ediyorum.
  • bazilarinca fazlaca abartilan korku/komedi/bilimkurgu/drama/fantastik/gerilim/aksiyon ogeleri barindan "hos" bir guney kore filmi. girdigi turleri sayarken bile insan yoruluyor, filmi izlerken haliyle daha fazla yorulunuyor.

    --- agir spoiler icermektedir ---

    filmin konusuyla baslayalim olaya.

    korede bulunan amerikan ussunde yer alan kimyasal maddeler (fermaldahit, hcl vs) tozlanmis olmalari nedeniyle, nehre karisacaklari bilinmesine ragmen, lavaboya dokulur. sonucunda nehirde yasayan canlilardan bir tanesi mutasyon gecirir (4 senede). nehrin icinde bunlar olurken, kenarinda parcalanmis bir ailenin fertlerinden ucu bufelerinde sessiz sakin ve biraz abukca yasamaktadir. iste tamda bu siralarda mutasyona ugramis cicimisss (devaminda bu sekilde anilacaktir) acliktan insanlara saldirmaya baslar. saldiri neticesinde kiz, cicimisss tarafindan hunharca mideye indirilir. dede, baba, hala (ulke capinda taninan bir okcu) ve amca (ulke capinda taninmayan eski anarsist yeni issiz alkolik) dortlusu kizin olumu nedeniyle bir araya gelir. daha sonra virus tehdidinden dolayi karantiya alinan aile kucuk kizin babasini aramasiyla kizi kurtarmanin yollarini aramaya baslarlar...

    not: konuyu ozetleyis biciminin abuklugu benim anlatim tarzimdan ziyade filmden kaynaklanmaktadir.

    kore filmlerine daha da genellestirecek olursak uzak dogu filmlerine alisik olmayan bunyelerin, sonuna kadar bile sabredebilmesi mumkun olmayan bir film bu. kendi icinde farkli bir tat veren, genel olarak uzak dogu korku/komedi sinifina sokulabilecek bu filmde resmen esegin seyine suyu kacirilmaktadir. en basta belirttigim gibi tur olarak agir basan belli bir turu yok. benzeri olmasa da mantigini anlayabilmek icin hot shots ornek verilebilir. fakat ondan da ayrilan bir ozelligi var benzeri/turdaslari hakkinda akla gelmedik espiriler yapan film kendi icinde tutarli sayilmasi gereken bir senaryoya sahip (hot shots da tam manasiyla var denilemez, kupleler halindedir). tabii bu kendi icinde konuya sahip olma -ki bir dram var ki offf offf- sonucta turler karmasasi olan bu filme ekstra yuk getiriyor. hantal bir film oluyor bir sure sonra da komedi gucunu yitiriyor. bir nevi kendini asiri ciddiye alan bir film moduna giriyor. aksiyon moduna gectiginde ise gereksiz bilimkurgusal ogelerle bolunuyor ve orada da tutunamiyor. dram'a geciyor komediye geciyor, aksiyon, komedi, dram, bilimkurgu, gerilim... :loop:

    gonderme yaptigi filmler sayilmak istense tahminim imdb/2 gibi bir sonuc ortaya cikar. ufak da olsa dokundurmadigi ti'ye almadigi, gonderme yapmadigi, saygi durusunda bulunmadigi film yok. filmden sonra en belirgin sekilde bana cagrisim yapan ve akilda kalanlardan bazilari;
    war of the worlds, rambo, king kong, godzilla, battle royale, bowling for columbine, 25 days later, resident evil, haze...

    filmin en saglam, yere basan noktasi ise politika. amerikan hegamonyasi, irak savasi, iran olayi, k. kore yonetimi, kimyasal silahlar ve benzeri konularda cok hos dokundurmalari mevcut.

    --- agir spoiler icermektedir ---

    sonuc olarak abuklukta sinir tanimayan ama kendi icinde cok hos seyler barindiran bir film izlemek istiyorsaniz tam aradiginiz film olabilir.