şükela:  tümü | bugün
  • yeni kantcilar, weber derken marx'a doğru yol almış macar filozof ve eylem adami. georg lukacs da derler.
  • (bkz: george lucas) (bkz: lucas arts)
  • frankfurt okulunun yolunu acan dusunurlerden biridir. marksizmin yanlis anlasildigini ve amaci marx'i aciklamak olarak ortaya koyan, kuram ve eylem birligini savunan, rosa luxembourg hayrani daha sonralari hegelyan koklerinden kurtulup daha leninist bir felsefese benimseyen, ontoloji adli eserini tamamlayamadan olen siyaset bilmci, dusunur, edebiyat kuramcisi...
  • (bkz: aklın yıkımı)
    yayınevi donkişot olabilir.
  • (bkz: şeyleşme)
  • kendisine göre gerçekçi yazar nesneleri, olayları, durumları sadece betimleyen, görünüşü en ince ayrıntıya kadar sıralayan yazar değildir. böyle yapan yazara doğalcı yazar denileceğini, gerçekçi yazarın ise betimlemeyen değil öyküleyen yazar olduğunu söyler. öykülemeden ve haliyle gerçekçilikten kastı ise insanın dönüştürücü eylemlerinin(praksisin) önplana çıkartılmasıdır.
    kendisinin açtığı marksist eleştiri geleneği lucienne goldmann tarafından daha da geliştirilmiştir. bu gelenek terry eagleton tarafından sürdürülmektedir.
    ayrıca lukacs romanı burjuvazinin bir ürünü olarak gördüğünden, burjuvazinin yıkılışıyla romanında yok olacağını söylemiştir.
  • gyuri dayi,
    en namuslu komunistlerimizdendir;
    weber'in en sevdigi mesai arkadaslarindanken (bu arada thomas mann ve bilumum alman romantik-rasyonalistleriyle tesrik-i mesaisi de vardir, hatta mann'in sihirli dag romaninin bas karakteri kendisinden esinle yaratilmistir) hic tereddutsuz komunizmin calkantili ama sonsuz okyanusuna yelken acmistir.
    budapeste'nin en zengin yahudi bankerlerinden birinin ogludur. ilk aski intihar etmistir, bu lukacs'i depresyona suruklemis, bundan cikisi once sanat, sonra da devrimcilik vasitasiyla olmustur.
    almancasi sanirim en az macarcasi kadar iyidir, zaten bir iki kitabini dogrudan almanca yazmistir.
    sekiz degil, dokuz kisiyi kursuna dizdirmistir; bundan da hic pismanlik duymamistir. soyle ki, macaristan'da komunistlerin iktidara gelmesi turkiye'de mustafa kemal'in kurdurdugu, ya da en azindan destekledigi komunist parti macerasiyla ayni mecrada seyreder, ikisi de bir nevi kurtulus savasidir.
    kendisi ayni zamanda en iyi kapitalizm altinda yasayacagima en kotu sosyalizmde yasamayi tercih ederim demistir. basina gelen butun belalara karsin, ozellikle 1956 pseudo-devrimi sirasinda, macaristan'dan kacmayi dusunmemistir.
    gene kendisine gore en buyuk hatasi, cunku surgundeyken macaristan komunist partisi genel sekreterligi gorevini yurutuyordu, yazdigi parlamenter siyasi taktikleri reddeden manifesto olmustur. lenin ve komuntern lukacs'in siyasi kariyerine bu zamansiz(kendi gorusune gore) siyasi bildiri yuzunden en agir darbeyi vurmus, zamanin komunist lugatinca moskova'da kominterne edilmis, partideki tum siyasi gorevlerinden uzaklastirilmistir.
    ama kendisi herseye ragmen macar sovyetinin kultur komiseri olarak hep sayilmis, sevilmis, ikinci dunya savasindan sonra da el ustunde tutularak memlekete cagrilmistir.
    sonra olanlar ayri bir hikaye tabii,

    bir de soyismi turkcemizde alfabenin dorduncu harfi olan "c" -hani altinda cizik olan- ile biter. yani lukas degil, lukac -cizikli c ile.
  • estetik denince ilk akla gelenlerden.

    sanat ve estetik hep bir arada anıldığından olsa gerek, geçenlerde ofiste birisi sanatçıların çoğunun bildiği bir estetisyenden bahsedince kendisini hatırladım. değilmiş. yüz gerdirme ve göğüs kaldırma operasyonları yapan bir doktordan bahsediyorlarmış. sanat ve estetik o bağlamda anılmıyor sanırım ülkemizde henüz.
  • genç hegel'i öğrenmek isteyenler için en iyi kaynaklardan birisi olduğu gibi (der junge hegel - über die beziehungen von dialektik und ökonomie), asıl ününü yine kanımızca hegelci estetiği marksist temellere oturtma girişi olarak görülebilecek estetik eseriyle elde etmiştir.
  • roman kuramı'nı 1920'de yayımlamış, 1962'de yeni bir önsöz yazarak, "okumayın demiyorum, okuyun ama pek kaale de almayın bu kitabı." gibilerinden bir şeyler söylemiş kuramcıdır. 40 yılda bir tek o değişmemiştir sonuçta, nice romanlar, nice moderniteler bilmem neler...

    bertolt brecht ile olan tartışmaları analiz edilmelidir.