şükela:  tümü | bugün
  • 1866 dogumlu ingiliz bilimkurgu yazari. zaman makinasi, gorunmez adam, dr moreau'nun adasi gibi bircok onemli bilimkurgu kitabi vardir.
  • modern bilimkurgunun babası,
    zaman makinesi, görünmez adam ve dünyalar savaşı adlı romanlarıyla bir çok yazar ve sinemacıya esin kaynağı olmuş, bilimkurgunun imgelem alanını genişletmiş geleceğe yönelik sezgileri aşmış dedirten yazar
  • herbert george wells
  • babasi bahcivanlik, annesi hizmetcilik yapan, gencliginde bir ascinin yaninda calisarak hic sevmedigi insanlara hizmet etmis ve bu yuzden de hep esitsizlikten yakinmis sosyalist gorunumlu liberal yazar.

    bilgili asciyla birlikte zenginlerin konusmalarindaki hatalari bularak eglenmis ve onlarin hizmet edilmeyi hakketmedigine karar vermis ve yalnizca hakedenlerin yonetmesi gerektigine dair teorilerini o zaman gelistirmistir. kendisine liberal sifati iste bu meritokratik* duzen istegi nedeniyle yakistirilir.

    bir sekil burs kazanip thomas huxley'in yaninda biyoloji ogrenmistir. burada edindigi bilgiler kitaplarina cok yansir. orn. marslilarin anatomik yapilari, canlilarin evrimi...

    bir donem fabian topluluguyla calismistir.

    bilim kurgu'da ileride klise olacak bir cok seyin ilkini yazmistir.
    ayrica bilim kurgunun yaninda da bir cok eser vermistir. toplam 150 civari kitap yazmistir.

    dunya devleti (bkz: world state) diye bir teorisi vardir. tum insanligin ortak bir cati altinda birlesecegi bir yapidir bu. (ne yazik ki bu yapi the war of the worlds de oldugu gibi ortak bir dusmana karsi olusur. bu anlayisin en abartili sonucu asimov'un oteki galaksilerden gelecek tehlikelere karsi tek bir galaksi isteginde gorulebilir) bunu gerceklestirmek icin hitler,mussolini,stalin (ki onunla konusunca morali bozulmus), zamanin abd baskani gibi kisilerler konusmus ve fikirlerini aktarip onlari heyecanlandirmistir. (bkz: dunyayi kurtaran adam) milletler cemiyeti'ni onun bu isteginin gerceklesecegine dair bir umut olarak gormus fakat ikinci dunya savasindan sonra umutlari tukenmis ve karamsar bir kisilige burunmustur. "ben size dunyayi kurtarmak icin gerekenleri soyledim, yolı gosterdim. yapip yapmamak size kalmis" moduna girmis. siyirmistir.

    george orwell ve aldous huxley'in onculudur.
  • gorunmezlik, zaman yolculugu gibi binlerce yazar, yonetmen vs. tarafindan kulanilan fikirlerin yaraticisidir.
    (bkz: time machine)
    (bkz: the invisible man)
    (bkz: war of the worlds)
  • teorileriyle dünyayı değiştiremediyse de edebi bir tür yarattığı için büyük bir öncüdür.
    "kısa dünya tarihi" adlı kitabı vaktiyle varlık yayınlarından çıkmıştı, sanırım yeniden basılmadı.
  • h.g. wells (1866–1947): bromley/ kent doğumlu wells’in babası profosyonel bir kriket oyuncusu, annesi ise ara sıra kahyalık yaparmış (housekeeper!) . küçüklüğünden kendisine edebiyat sevgisi aşılanan wells londra bilim okulundan burs kazanmış, sonraki yıllarda ise kuzeni ile evlenip yazarlığa başlamıştır (1893). daha sonra karısını öğretmenlik yaptığı yıllarda bir öğrencisi için terk etmiş ve onunla evlenmiştir. bu sıralarda time travel adlı kitabı, zaman yolculuğu hakkındaki bir sınıf münazarasından yola çıkmıştır…

    sadece bilimkurgu değil tarih alanı ile ilgili birçok kitabı vardır.
  • zaman makinesi, dünyalar savasi, görünmez adam gibi yapitlari ile kendini tanitis yazar. ayrica ünlü 1984romaninin yazari george orwell orta okuldayken o okulun müdürlügünü yapmistir.
  • irkci, sosyal darwinist* temayulleri olan yazardir. iki eserinde, war of the worlds'de ve the time machine'de wells'in eugenics sahte-bilimine olan yakinligi hissedilebilir.

    kisa bir izaha giriseyim. war of the worlds filminin sonunda morgan freeman bize homo sapiens irkinin dunyayi yonetmeye hak kazandigini, cunku binyillar boyunca hastaliklara, mikroplara karsi direnc gelistirdigini beyan eder. azicik dusunurseniz, yeni dunya'yi isgal eden avrupa emperyalizminin en buyuk silahinin yerli topluluklara bulastirmis olduklari hastaliklar oldugu hatirlanacaktir. soykirimin buyuk bir kismi yerlilerde su cicegi gibi hastaliklara direnc olmamasi yuzunden gerceklesmisti.

    romana gidersek, bu tur bir "irklarin elenmesi, guclu olanin kazanmasi" mantigi orada da vardir. birinci kisimda wells soyle yazar:

    "and we men, the creatures who inhabit this earth, must be to them at least as alien and lowly as are the monkeys and lemurs to us. the intellectual
    side of man already admits that life is an incessant struggle for existence, and it would seem that this too is the belief of the minds upon mars. their world is far gone in its cooling and this world is still crowded with life, but crowded only with what they regard as inferior animals. to carry warfare sunward is, indeed, their only escape from the destruction that, generation after generation, creeps upon them.

    "and before we judge of them too harshly we must remember what ruthless and utter destruction our own species has wrought, not only upon animals, such as the vanished bison and the dodo, but upon its inferior races. the tasmanians, in spite of their human likeness, were entirely swept out of
    existence in a war of extermination waged by european immigrants, in the space of fifty years. are we such apostles of mercy as to complain if the
    martians warred in the same spirit?"

    bu eugenics temasi mutasyon gecirmis insanlara ait bir uzak gelecekten bahseden the time machine'de devam eder:

    "descendants of the working class have become subterranean, ape-like, night creatures who live by eating the decadent descendants of the old upper class. this evolutionary nightmare reflected victorian ideas about race and hierarchy, and about the undesirable direction that evolution might take if the better sort of people didn't intervene."

    the time machine'in yazildigi devir, abd'de eugenics tartismalarinin hararetle yapildigi, bir cok bilimadaminin irkci goruslerin bilimselligine iman ettigi bir devirdi, 20. yy'in hemen basi.

    wells de kendini bu akima yakin hissetmisti. 1904'te eugenics'in kurucu babalarindan francis galton'a ait bir inceleme hakkindaki bir yazisini hatirlatmakta fayda var. galton bu incelemesinde "pozitif eugenics" ile ilgilenmisti, universite hocalarinin, en kaliteli, en akilli irk mensuplari olarak, evliliklerinin ve uremelerinin devletce (mali yardimla) desteklenmesi gerektigini tartisiyordu. wells bunun yetersiz oldugunu, asil yuklenilmesi gereken seyin "negatif eugenics" oldugunu dusunmekteydi: "inaniyorum ki, bugun ve daima ureme icin en iyilerin bilincli olarak secilmesi imkansiz olacaktir; bu tur secme pratiklerini onermek bireysellik denen seyi anlamamak demektir. doganin kanunu, her zaman arkada kalani oldurmek olmustur. eger en arkada kalacak olanlarin dogmasini onleyemezsek de bundan baska bir yol yoktur. insan surulerinin gelismesinin imkani, basarili turleri secmeye calismakta degil, basarisizlarin sterilizasyonunu garantilemekte yatar."

    wells beyaz-siyah evliligi hakkinda da irki hiyerarsi inancini soyle yazacaktir: "iki oldukca saglikli insanin ciftlesmesi hastalikla sonuclanabilir. bana anlatilana gore tanganyka bolgesinde saglikli beyaz erkeklerle saglikli siyah kadinlarin ciftlesmesinden dogan cocuklar cirkin, hastalikli ve kisa omurlu imisler."

    wells'in iman ettigi "dunya devleti", bu tur irki ustunluklere sahip bir "bilim insanlari eliti" tarafindan yonetilmelidir. bu konudaki gorusunu joseph stalin ile yaptigi bir tartismada, 1934'te, aktarir: "teknik hunere sahip aydinlarin sayisinda muazzam bir artis var, ve bunlarin zihni yapilari da degisti. hunerli insan eskiden devrimci sozlere kulak vermezdi, bugun oldukca ilgisini cekiyor. gecenlerde royal society'de, bizim ingiliz bilim camiasinin en yuce kurumunda, yemekteydim. baskan'in konusmasi sosyal planlama ve bilimsel denetim uzerineydi. bugun royal society'nin basindaki insanin gorusleri devrimcidir, insan toplumunun bilimsel olarak yeniden orgutlenmesinde israr etmektedir."

    [eugenics baglantisi icin kaynak: http://www.reason.com/hod/dl032602.shtml]