şükela:  tümü | bugün
  • daha yaygın olan birincili ha babam de babam olan anlatı, öyküleme, söyleşi kalıbı.

    gerçekten de ha babam tek başına yeterli, aynı anlamı iyi kötü veriyor. ama bu ikili ha babam de babam ile ha bakalım de bakalım anlatmaya gönül indirilmiş olayın bir kesit, bir fotoğraf değil bir süreç, bir film olduğunun altını çizer. yumuşak bir biteviyelik.

    bizim fethiye'de yayla tarafında komşu köyden haymazca vardı. meğer çok da uzağımız değilmiş, anabir üvey teyzemin kaynatası oluyormuş. onun dişsiz veya takma dişli haliyle kalın ses tonuyla ha bakalım de bakalım diye diye basit bir yol veya macera öyküsünü ballandırışını unutmam. aynı anda eline bir eğe alır orak eğelerdi. eğesini çok güzel yaptığını aktarışıma sinir olan kıskanç babam, eğeyi o kadar verdikten, yedirdikten sonra babam da olsa yapar keskin eğeyi diye kakışırdı*. oysa haymazca (ismi değil lakabı haymaz'mış, ismini öğrendim mustafa'ymış, çatalca'lıymış.) babamı çok sever, her görüştüğümüzde illa babama selam ederdi. o aslında durmadan sövüp siyen biriymiş, lakabını çözümleyemediysek de kişiliği gözünü budaktan sakınmayan, sert, eyvallahsız biriymiş.

    (bkz: anababa)
    (bkz: anababa bir)
    (bkz: ca ce yapım eki)