şükela:  tümü | bugün
33 entry daha
  • rıfat ılgaz’ın romanıyla birebir örtüşmeyen filmde muhtemelen ertem eğilmez’in yaptığı değişikliklerden biridir çünkü kitapta böyle bir bilgi yoktur. kitapta hoşafına yapılan maçlar dışında futbol ve takımlara pek bir atıf yok diye hatırlıyorum. ayrıca kitaptaki yatılı devlet okulu, filme zengin ailelerinin şımarık çocuklarını evden uzak olsunlar diye gönderdikleri bir özel okul olarak uyarlanmıştır. “çünkü fenerbahçe halktır.” argümanı bu sebepten biraz zayıf kalıyor. zengin tembel ve sorunlu çocukların gittiği okulun en sorunlu sınıfı filmin başlarında kötü olaylara sebep olurken sonlara doğru durumu toparlar ve kendilerine bir kıssadan hisse çıkarır. film serisi genelde bu kurgu üzerinden ilerler. bu durum hababam sınıfı sempatik bir sınıf olsa da taraftarları oldukları takımı yüceltmez diye düşünüyorum. fenerbahçe tercihi muhtemelen yönetmenin seçimidir ya da o dönemin takım reytinglerinin yansımasıdır.
  • evet, fenerbahçe halk takımıdır. futbolcuları asgari ücretle mücadele eder, başkanı eski emekçilerdendir, memurdur, ekmeğin taştan çıkarır.

    hayatımda duyduğum en malca şey ana kadroda 1 milyon eurodan az kazanan futbolcu olmayan takımın "halkın takımı" diye düşünülmesi. başkanının milyonları var, potansiyel başkanı türkiye'nin en zengin ailelerinden biri. bu diğer takımlar için de farklı değil zaten. hadi 40 yıl önce falan biraz anlayabilirdim belki.

    halkım takımı mı kaldı?
    madem derdiniz halkın takımı olması, gidin amatör küme falan tutun. en azından halkın dengi adamlar var.

    ek: bir aklıma gelen de liverpool için işçi takımı muhabbet. yuh. liverpool şehrinde 2 milyon insan var, liverpool transfer bütçesi (bonservis) 100 milyon pound. bütün liverpool şehrine 1 senelik maaş verir takım 1 senelik bütçesiyle. ama işçi takımı.
    ek: olayım liverpool tarihi ile ilgili değil. ya da fenerbahçenin 40 sene önce çok taraftarı olması ile de ilgili değil. olayım şu dönemde bunları üzerinden duyar kasmakta. bu saatten sonra ne liverpool işçi takımıdır, ne fenerbahçe halk takımıdır.
  • galatasaraylılar da vardır.
    asıl mesele hiç beşiktaşlı olmamasıdır.

    https://youtu.be/3y8nuzsbtre?t=3090
  • fenerbahçe her zaman burjuvanın paranın takımı olmuştur. galatasaray ise aristokrat takımıdır.

    beşiktaş ise amele takımıdır, bu yüzden toplumsal gerçekçilikten uzak yeşilçam filmlerinde görmek güçtür.
  • fenerbahçe halkın takımıdır ne sandınız ayrıca yeşilçam 'ın birçok filmi de fenerbahçelidir bknz: mavi boncuk turist ömer meşhur sahneleri
  • 1975-1976-1977-1978 yıllarında çekilen ilk 4 filmin zamanlarında şampiyonluklar hep trabzonspor ve fenerbahçe arasında dağılmış. sınıfın da trabzonsporlu olması garip olacağından, fenerbahçe'li olmuşlar muhtemelen.
  • o sınıf gerçek hayatta da fenerbahçeli.

    maçlara geldiler.

    ölenlerin bir çoğu fenerbahçe bayrağı ile gömüldü.

    o dönemde fenerbahçe tek büyüktü.

    trabzonspor en ciddi rakipti.

    beşiktaş ve galatasaray 13-14 sene şampiyonluk yüzü göremediler.
  • hababam sınıfı romanda fenerbahçe'li değildir.
    bu tamamen ertem eğilmez'in bok yemesidir af edersiniz.

    hababam sınıfı rıfat ılgaz'ın bir eseridir.
    fenerbahçe'de yıllarca başkanlık yapan faruk ılgaz'ın bir eseri değildir.

    hababam sınıfının pdf dosyasını indirip hep beraber bakalım:
    http://cepsitesi.net/…-sinifi-bedava-indir-pdf.html
    altta bedava indir pdf linkine tıklayıp romanı indiriyoruz.

    tüm takımları taradığımızda çıkan sonuç şudur:

    kitapta hiç fenerbahçe lafı geçmemiştir
    hatta beşiktaş şampiyon diye bir kere bağrılmıştır. (hababamda demek ki beşiktaşlılar var)
    üç kere galatasaray lafı geçmiştir.

    takımları tek tek arattığımızda çıkan sonuç şudur:
    sayfa 40'ta
    kel mahmut'un hazırlıksız yaptığı sınava
    yılıkmaz hadi:
    "ben son fener - galatasaray maçını yazacağım!" dedi.

    sayfa 80'de
    ön bahçede maç yaparken kel mahmut'un camını kırınca
    beşiktaş punalara göre dördüncü durumdayken, tulum hayri:
    "beşiktaş iki maç sonra şampiyon!" diye başladı. bütün fenerliler, galatasaraylılar tulum'un lafını ağzına tıkmak için çullandılar.
    (demek ki hababam da galatasaraylılar da var)

    sayfa 96'da
    müfettiş kızacak yerde:
    ne o, geç mi kadın yoksa. dedi.
    tulum, hayır efendim, daha vakit var.
    +nereye gideceksin
    - maça
    +ne maça
    - galatasaray beşiktaş

    121'de güdük necmi "fener, fener...." diye yazarak gene maç anlattığını söyler romanda.

    hababam sınıfı aslında rıfat ılgaz ile aziz nesin'in ortak eseri sayılır. hababam sınıfı'nda aziz nesin'in şimdiki çocuklar harika kitabından çok espri bulunur (filmde de kitapta da aziz nesin'in izlerine rastlarsınız)

    fenerbahçe'yi asıl anlatan film karesi budur. yıl 1983. hani hababam hababam diyenlere de bu filmi örnek gösteririm hep:
    https://www.youtube.com/watch?v=pjz3ktvwql0

    rıfat ılgaz, toplumcu gerçekçi bir yazardı.
    totaliter rejimin şişirdiği bir fenerbahçe'yi övebilecek bir eser verecek bir sanatçı değildi.
    entellektüel biriydi, o dönemde olup bitenlerden haberi vardı. futbola dair iki üç kelam yazdığına göre futbola dair olayları da gözlemliyor ve değerlendiriyordu.
    hele hele, saraçoğlu gibi örtülü ödenekten fenerbahçeye para aktaran bir başbakanın, ırkçı hareketlerine birebir tanık oldu. (fenerbahçe yıllarca bu haksızlığı kendi sitesinde gösterdi)
    bu eşit emeğe - eşit karşılık verilmediğini o da kesin bir yerlerden okumuştur.
    bunlar toplumcu eşiklikçi gerçekçi yapısına ters gelebilecek bir şeylerdir:
    http://tarihinizinde.com/sukru-saracoglu/
    burada şöyle yazıyor:
    "1946 yılına gelindiğinde: saraçoğlu’nun “örtülü ödenek” ten, fenerbahçe’ye 5.000 tl. bağış yaptığı söylenmektedir, ancak buna ait herhangi bir belge mevcut değildir. öte yandan, başka söylentilerde bulunmaktadır: bir maçta, fenerbahçe’nin attığı golü ofsayt gerekçesiyle iptal eden yan hakemin hakemlik hayatını bir anda bitirir. yan hakemin hakemlik lisansı bir gecede iptal edilir."
    lakin fenerbahçe bu belgeyi uzun yıllar kendi sitesinden gururla yayınladı.

    rıfat ılgaz'ın toplumcu gerçekçi bir akımın yazarı olduğuna dair:
    http://tr.wikipedia.org/wiki/rıfat_ilgaz
    valilerin, yüksek rütbeli askerlerin, politikacıların, iş adamlarının, belediye başkanlarının fenerbahçeyi kullandıkları, kullanırken de diğer takımları ezdikleri dönemleri eminim o da görmüştü.

    aziz nesin, ise din gibi futbol'un da toplumun afyonu olduğunu biliyordu,
    bunu gol kralı kitabında futbolu ne kadar hicvettiğinden anlayabiliyoruz.

    gelelim, ertem eğilmez neden hababam'ı fenerbahçe'li yaptı.
    fenerbahçelilerde bu pis huyu iliklerine kadar işlemiştir. örneklerle anlatacağım...
    her zaman fenerbahçeliklerini göstermeyi severler.
    hep anlatırım koyu fenerli çok iyi bir dahiliye doktoru ile varoşta çalışıyoruz, bu sağlık memurunun fenerli olmasını istemişti tıp merkezinden anlayın ne kadar fenerli olduğunu. mahallede de çok kürt çocuklar var.
    hastalanıp duruyor bu çocuklar, üzerlerinde galatasaray formasıyla her geldiklerinde, sağlık memuru ve bu başlarlardı:
    "gel buraya pis galatasaraylı" demeye. delirirdim...

    odtü mezunu bir eniştemiz, kardeşim yüksekten korkmasına rağmen onu oradan buradan sarkıtırdı en büyük fener dedirtmek için, bilirdi galatasaraylı olduğunu...
    ki bizim galatasaraylılığımız libya'ya bile başbakan olmuş sadullah koloğlu'ndan geliyordu, ilçemiz pınarhisar'a çok büyük emeği geçmiş türkiye cumhuriyetinin en iyi mülki amirlerindendi arap kaymakam ve galatasaray'a teknik direktör olmuş bir oğul yetiştirmiştir. doğan koloğlu

    diğer takımları tutanlar gibi değildir galatsaraylılar, barış manço'nun kimse galatasaraylı olduğunu bilmez.
    halbuki galatasaray'a marş bile yazabilirdi. kenan ışık'ın galatasaray'lı olduğunu kim bilir. orhan gencebay abimiz mütevazi duruşunu bir kere galatasaray diyerek bozmuş mudur, ki o da galatasaraylıdır.
    mehmet ali alabora gibi duruşunu koruyan sanatçılar galatasaraylı olduklarını hiç açıklamazken, mehmet ali erbil gibi medya maymunları ortalıkta fenerli olduklarını fink atarak söylerler.

    ibrahim tatlıses fenerdir - mahsun kırmızıgül galatasaray
    hangisi şöhretinde tuttuğu takımı sonuna kadar kullanmıştır, bakın...

    ferhan şensoy'u çok severim, o bile galataraylı olmasına rağmen, galatasaray'a hakaret içeren büyük bir şehir efsanesini yazmıştır. ferhan şensoy cem yılmazdan önce açık havaları, salonları doldurduğu stand up'larında (ki meddahlık olarak görüyordu yaptığı işi orta oyuncu olmasından kelle) galatasaray'a ağır küfrettiği bu hikayesini anlatmaktan gocunmaz. ama ben onun galatasaraylılığı ile gurur duyarım.
    http://www.youtube.com/watch?v=dpqebnemn30

    ama bakın fenerli ünlüleri, tek tek sayabilirsiniz... cem yılmaz kadar mütvazi olanları bile son filminde fenerlilerden destek gelsin diye "yaşa fenerbahçe" falan diye bağırtmıştır beşiktaşta yıllarca yaşadığını söyleyen film karakterine. keza beyaz tüm duruşuna rağmen konu fenerbahçe olunca zıvanadan çıkar... kendisini hiç sevmem ama bi şahan gökbakar herhangi filminde galatasaray'ı kullanmış mıdır? sorarım...

    işte ertem eğilmez bu boku yemiştir. ki kendisini ve mizahını taktir ederim. ki ekibinden bi yavuz turgul çıkmıştır o da galatasaraylıdır... ki o ekibine sık sık zeki ve metin'i katmıştır, onlar beşiktaşlı ve galatasaraylıdırlar...

    ertem eğilmez, rıfat ılgaz'ın tüm duruşuna rağmen tipik bir fenerli olarak şike yapmıştır filminde...
    tıpkı yukarıda örneklerini verdiğim benzer sanatçılar gibi...

    hababam'ın en azından bir trabzonspor itirafı vardır, bunun dışında tüm fenerbahçeliliği yalandır!
73 entry daha