şükela:  tümü | bugün
  • televizyon kanallarının haber merkezlerinde çalışan, haber bültenlerinin anons ve vtr metinlerini yazdığı gibi, gündemi son dakika gelişmesine kadar takip etmesi gereken, görevlisi olduğu haber kuşağının akışından sorumlu kişilerdir.

    bülten yayını öncesi ve sırasında haber prodüktörü ve haber yönetmeni ile dirsek temasındadırlar. bağlı bulunduğu haber müdüründen sürekli direktif aldıklarından zaman zaman kararsızlık yaşayabilir ve rejiyi zor durumda da bırakabilirler. haber kanalları dahil, türkiye'nin tüm yayıncı kuruluşları haber editörlüğü konusunda son derece geri düzeydedir.

    (bkz: haber yönetmeni)
    (bkz: haber prodüktörü)
  • yaptıkları bir harf hatasının kendilerini ipe götürebileceği meslektir.

    az önce denk geldim. 20 dk. önce yazılan bi haber. oğlum manyak mısınız, biraz dikkat edin lan şu haberleri yazarken. en azından bi kez de olsa dönüp tekrar bi okuyun. imla hatalarını falan geçtim de ne o öyle göt möt falan. bilerek mi yapıyonuz olum.

    http://www.ntv.com.tr/…amasi,pwvokipk7kmwhq_k4q_ycw

    edit: düzeltmişler. düzeltme öncesi bakanın açıklaması şöyleydi. ekran resmi
  • gazeteci, haberci adaylarına başlangıç noktası olarak tavsiye edebileceğim "pozisyon."

    haber editörünün işi, çalıştığı kurumun çapına göre yoğunluk farkı içerse de, temelde aynıdır: birçok kaynaktan akan sınırsız haberin bazısını seçip, düzenleyip, yayına vermek.

    haber "üretmeyen" ama türkiye ve global çaptaki büyük ajansların neredeyse tümünün "müşterisi" olan bir online haber sitesinde birkaç ay boyunca yaptığım işti bu, ayrıca.

    bir rezidansın güzel döşenmiş, insana çalışma şevki ve enerjisini yeterince veren bir dairesi, sitenin tek ofisiydi. site, sahibi olduğu tek şirket sponsorları tarafından desteklenmese ayakta duramayacak haber sitesi olduğu halde, en düşük model fiat arabasında şoför çalıştırıp "medya patronuyum" tribinde ortalıkta dolaşan, inanılmaz takıntılı ve parayla ilgili konularda vampir seviyesinde cimri bir öğretim görevlisine aitti. kendisini hala "nasıl bir tipti o öyle yahu?" diye irkilerek hatırlarım ve (traji)komik ücretlerle çalıştırdığı insanların tepesine öyle gaddarca çökebilişindeki özgüvene hayret ederim.

    her şeye rağmen, işi sevmiştim. bütün gün haber, gündem takip etmek, bir haber "patlayınca" heyecanlanıp hemen yayına vermeye çalışmak, kara bir lanet gibi bir türlü kurtulamadığım depresifliğin içinde debelenen bünyeme çok iyi gelmişti. işe gidip gelerek ve haber kovalayarak biraz da olsa atmosfere girmiş, yaşayan dünyanın bir parçası gibi hissetmeye başlamıştım. kısa sürede, bir editörün bilmesi gerektiği kadar photo shop da öğrenip bir haberi sıfırdan kendim hazırlayabilecek seviyeye geldim. (zor bir şey değildi bu.)

    bu noktadan sonra gece vardiyasına gönüllü kalmaya başladım. gecenin köründe, ne şirkette ne de sokaklarda çıt yokken çayımı, kahvemi alıp, bacaklarımı masaya uzatarak yasak olduğu halde cuğaramı ofis içinde tüttürür, (çok içerdim) dev lcd ekran tv'nin karşısında haber kanallarında sekmeyi ve arada siteye de birkaç haber "attırmayı" severdim. (o saatte yarısı sevişen diğer yarısı da duş alan türkiye'de zaten birkaç internet bedevisi hariç kimse bizim siteye uğrayıp haber okumazdı.)

    sonra bir şeyler oldu, işten ayrılıp habercilik kariyerimi noktaladım. bazen devam etmediğime üzüldüğüm olur.