şükela:  tümü | bugün
  • "insanlar içinde haccı duyur; gerek yaya, gerekse uzak yollardan (derin vadilerden) gelen yorgun düşmüş develer üstünde sana gelsinler."

    (hac, 27)

    ayet açık. kesin ve net bir emir. uçakla veya otobüsle demiyor. nasıl gelirlerse gelsinler de demiyor.
    dinciler başörtüsü ayetlerinin sorgulanamayacağını ve üzerinde içtihat yapılamayacağını söylerler ama hacca uçakla giderler...
    halbuki allah'ın emri dinlense hac mevsiminde beytullah'ta bu kadar izdiham olmaz. eskiden bizim memleketten hacca gidenler 3 ayda gidip 3 ayda ancak dönerlermiş. hacı ünvanının bir değeri varmış.. müslüman sayısı ve ulaşım kolaylıkları artmaya devam ettikçe izdiham kaçınılmaz! arafatta o kalabalığın içinde kızkaçıran atsan en az 1000 kişi bir birini ezer.
  • mekke'de uçaktan indikten sonra deve sırtında hac alanına gidilerek yerine getirelecek zorunluluk.
  • şimdi sakinleş ve üzerinde hacı adaylarını taşıyan bütün develerin seni kovaladığını düşün.

    tanım: bir kaçma ve kovalama hadisesi.
  • " bineklerle gelsinler... " denir. deveye binsinler denmez. yazmadan evvel okursanız yeterli.
  • hac eyleminin olayi zaten allah inanci ve sevgisi ile bin bir gucluge gogus gererek yapilmasidir. zamaninda hac olayi aylar hatta yillar surermis. gezi insani olgunlastirir ve hayatina bir seyler katarmis.

    gunumuz teknolojisi ile yapilan hac afedersiniz bi sike yaramaz. sen git businessla portakal suyunu icerek arabistana git. havalimanindan ozel arabanla kabeye 250m uzaktaki hiltona gec. e oldu essegin sikiymis.

    harbici allah inanciyla sabahlari 5km hafif tempo kosuya ciksan daha cok sevap point kasarsin valla.
  • 1800'lü yıllarda büyük büyük dedemin; karadeniz'den mekke'ye; gerek yayan, gerekse at, katır, deve vasıtasıyla gerçekleştirdiği kutsal yolculuk durumudur. valla onu enterese eden bir durumum olmadığını düşünüyorum*