şükela:  tümü | bugün
  • milli ligde adalet, vefa, beykoz gibi takımlarin oldugu 50 li yillar da ve 60 li yillarda ankarayı temsil eden ankaragucu, genclerbirligi, ankara demirspor gibi takımlardan biri idi. 1951 de ankara mahalli ligine katılmaya başlamış, birkaç yıl ankara şaampiyonu olmus ve 1959 da milli lig kurulunca lige giren dört ankara takımından biri olmuştu.
  • gururuyla, takım ruhuyla ve şu anda mumla aranan ankara taraftarının tüm coşkusuyla sekiz sezon boyunca birinci ligde mücadele etmiş bir efsaneydi hacettepe... adı ve hikayeleri günümüze kadar ulaştı ama kendisi alelacele toprağa gömülmeye çalışılırken hatıraları öyle işgüzarlıklarla unutturulmuş ki insanlara, rahmetli hacettepe delikanlıları iyi ki bugünleri görmemişler demek geliyor içimden... iyi ki takımlarının binbir kumpasla insanların bireysel ihtiraslarına alet edildikleri günleri yaşamamışlar, iyi ki evlerini, mahallelerini kaybettiklerinden daha acı bir şekilde kaybettikleri takımlarının akibetine şahit olmamışlar... şu anda hayatta olsalar lümpen delikanlılarını ceplerinden çıkartacak, varoş serserilerinin bile dizlerini tir tir titretecek hacettepe gençlerini biraz olsun tanısaydınız, ne demek istediğimi daha iyi anlayabilirdiniz herhalde... yine de bildiğim kadarını, o efsane insanların hatırası için paylaşmak zorundayım...

    yaşım küçük, beş ya da altı olsa gerek... o zamanlar futbol maçları televizyonlarda yayınlandığı için babamla birlikte oturur izlerdik... çocuğum ya ben de, merakla ve keyifle top peşinde koşan bu adamları çözmeye, oyunun kurallarını anlamaya çalışırdım... günün birinde merakımı gören babam istersem beni maç izlemeye götürebileceğini söylemişti... ufak bir delikanlı ve babasıyla erkek erkeğe zaman geçirmek için ilk fırsat, hem de işin içinde futbol var; ne kadar cazip bir teklifti bu bir erkek çocuğu açısından... sonradan öğrenecektim ki bir erkeğin babasıyla erkek erkeğe geçireceği her anı mutlaka değerlendirmesi gerekirmiş zaten, çünkü bu süre o kadar kısıtlanmış ki hayat tarafından... neyse ki bilmediğim bu kuralı ihlal etmemiştim o gün, hiç düşünmeden kabul etmiştim. güneşli bir pazar günü şapkalarımızı takıp yola düşmüştük, ilk defa bu kadar kalabalık bir yere gideceğim için öyle heyecanlanmıştım ki...

    vardığımızda kocaman bir stadyum görmüştüm karşımda, şimdiki sirk çadırı motifli metal yığını olmayan 19 mayıs stadyumu... gençlerbirliği fenerbahçe maçı vardı... maçın bitmesine fazla bir zaman kalmadığı için kapılar açılmıştı, isteyenler bedavaya girip izleyebiliyordu karşılaşmanın son anlarını... hızlı adımlarla içeri girmiştik, ben top peşinde koşan abileri izlerken babam bulunduğumuz tribünün maraton tribünü olduğundan bahsetmeye başlamıştı...

    - maraton ne baba, neden maraton tribünü demişler buraya?
    - burada eskiden çok yüksek bir maraton kulesi vardı, ama sonradan yıkıldı, diye anlatmaya başlıyordu babam... meğersem zamanında iki haftada bir bu tribünlerde maç izlemeye gelirmiş benim koyu fenerli babam...

    - sen fenerli değil misin baba, kimin maçını izlemeye geliyordun her hafta?

    gözleri parlamıştı... anlattı... uzun uzun anlattı... hacettepe mahallesini ve oradaki delikanlıları anlattı bana... ankaragücü ve gençlerbirliği taraftarlarının aralarındaki rekabete rağmen hep sevdiği, hep destek verdiği, insanların çoluklarını çocuklarını toplayıp maça gittiği, tek bir ağızdan "mor" "beyaz" bağırdığı günleri, o zamanlar daha çocuk yaşta olan kuzenlerimi lunaparka götürdükten sonra dayanamayıp maça götürdüğü, hepsine mor-beyaz atkılar aldığı günleri anlattı bana... hakemin bitiş düdüğüne rağmen hala anlatıyordu babam... o kadar merakla, beklentiyle geldiğim maçtan kat be kat ilginç gelmişti anlatılanlar bana...

    ağır adımlarla stadyumdan çıktığımızda hemen yan tarafta iki tane kum saha olduğunu görmüştüm, ki tam da bu sırada babam oraya doğru hareketlenmişti, dolayısıyla elinden tutmakta olan ben de... kum sahaların hemen yanındaki portatif tribünün önündeki tezgahlardan insanın aklını başından alabilecek kudrette kokular yükseliyordu...

    -gel hadi maça gelmişken köfte yemeden olmaz, sana bir köfte alayım...

    karnım da acıkmıştı buram buram köfte kokusunu duyumsayınca... köftelerimizi alıp tribünlerin ön sırasına oturduk... güya koyu fenerli olan, evde maç izlerken heyecandan elleriyle vura vura dizlerini çürüten, fener gol atınca sevinçten ne yapacağını şaşıran babam, pür dikkat maçı izliyordu... merak etmiştim içten içe...

    -baba bu kimin maçı?
    -amatör takımlar bunlar oğlum, şu takım bağlumspor, diğer mor-beyazlı takım da keçiörengücü...

    anlamamıştım... fenerin maçını 15 dakika izlemiştik topu topu ama bu maçı sonuna kadar izleyecektik o gün... anlayamayacaktım... aradan haftalar geçecekti ve biz babamla belki onlarca maça gidecektik, ve hepsinden sonra amatör sahanın kenarında köfte yiyerek bu mor-beyazlı diğer takımı izleyecektik... keçiörenle de bir alakamız yoktu ki, ne evimiz, ne de babamın işyeri o semtteydi... herhangi bir yakın akrabamız da orada oturmuyordu...

    aradan yıllar geçti... 1988 yılında hacettepe takımının isminin binbir katakulliyle keçiörengücü olarak değiştirildiğini öğrendim... işin altında kimin olduğunu araştırınca karşıma dönemin keçiören belediye başkanı melih gökçek çıktı... diğer ankara takımlarının yönetiminde söz sahibi olmaya çalışmış, ama olamayınca belediyesinin ismini gündeme taşımak için, ya da belki sadece kendi hırslarını tatmin etmek için bir tarihin ismini yok eden, geçmişin onurlu başarılarına konmaya çalışan bir adamdan bahsediyordu okuduğum kaynaklar*... zamanında hacettepe mahallesi hastane yapılacağı bahanesiyle dağıtıldığında, istimlak edildiğinde tandoğan'a taşınan roma heykeli'ni, çocukluk yıllarımda o kavşaktan her geçişimde gördüğüm o tarihi, metro durağı yapılacağı bahanesiyle yok eden insan da aynı insandı nitekim... tüylerim diken diken oldu... bu da yetmedi, yıllardır aşti otoparkının işletmeciliğini yapan takımın keçiörengücü olduğunu hatırladım bir anda, tamamen mahalle delikanlılarıyla kurulmuş ve o kadroyla milli lige yükselmiş, gencecik bıçkın delikanlılarının arasından canavar burhan* gibi türk futboluna damga vuran efsaneler yetiştirmiş hacettepenin nasıl karanlık ve gurursuz yollarla o otoparkı işletme yetkisini aldığını düşündüm, tıpkı mantar gibi türeyen ve benzer kadroların elinde olan tüm diğer belediye-takım işletmeleri gibi... kan beynime sıçradı desem yeridir...

    ankara'nın en çok nefret ettiğim şeyinden bir kez daha nefret ettim... ve o gün hacettepenin moruna beyazına neden aşık olduğunu anlatan babama bir kez daha teşekkür ettim içimden...

    *çetin susan, 31 aralık 2004, cumhuriyet ankara eki
    *bastır ankaragücü, duygu hatipoğlu, m. berkay aydın
  • eski başkanları arasında inci baba ve kebapçı ismet camuzoğlu da vardır. hatta, bir dönem adı hacettepe camuzogluspor olarak değişmiş ve ligde bu isimle yer almıştır.
  • ilk defa bu sitede gördüğüm kulüp
  • hafızam beni yanıltmıyor ise; lezzetli baklavaları ile tanıdığımız gaziantepli ismet camuzoğlu, ekonomik olarak büyük sıkıntılar yaşarken ve her sezon bir küme daha düşerken başkanlığına gelir bu köklü kulübümüzün... kendisinden hemen sonra da çocukluk ve gençlik yıllarını gaziantep'te geçiren ve camuzoğlu ile iyi ilişkileri olduğu iddia edilen dönemin refah partili keçiören belediye başkanı, futbol sevdalısı sayın melih gökçek; ankaragücü ve gençlerbirliği kulüplerinde söz sahibi olmaya çalışıp bunu başaramadıktan hemen sonra hacettepesporu koruma ve yaşatma adına kulübü himayesine alıp*, ismini daha sonradan mahkemelik olacak olan yollarla keçiörengücü olarak değiştirir... söylentilere göre camuzoğlu'nun başkanlığı, aslen gökçek'in bu takıma sahip oluşu amacıyla yapılmış bir hülledir... hazır sahip olmak demişken:

    (bkz: bedenime sahip olabilirsin ama ruhuma asla)
  • an itibariyle bir feysbuk grubuna da sahip olan retro spor kulubumuz
  • an itibariyle dönmüş efsane.

    cavcav'a teşekkür etmek şarttır artık.
  • fikstürde ismini görünce şaşırdığım futbol takımı. geçmişi hakkında birşeyler öğrenince, renkleri* ve ismiyle sempatik geldi bana. 2008-09 sezonunda ilk maçını bursaspor'la yapacak.
    edit: ayrıca hacettepespor değil hacettepe sanırım takımın ismi, tff'de öyle yazılmış
  • yıllar sonra gururla tekrar bozkırda top koşturacak mor fırtına. kadın hareketinin hararetli desteğini beklemekte.