şükela:  tümü | bugün soru sor
  • büyük kentlere gidip gazinoda, pavyonda para saçan taşralı zengin.
  • dilber ay'ın albüme ismini veren parçası. akşama geleceğim diye de bilinir.
  • sadık hidayetin türkçeye hacı ağa olarak çevrilen novellası. hacı ağa tiplemesi günümüzden hiç ama hiç uzak olmayan çıkarını iyi kollayan, herkesle arkadaşlık yaparak çıkarını kollayan, alinin külahını veliye, velinin külahını aliye giydiren yeri geldiğinde liberal, yeri geldiğinde şah hayranı, yeri geldiğinde devrimci ama aslında hep paranın peşinde olan her zaman parasızlıktan yakınan, insanlara iyilik yaparak menfaat kazanan ve hayatının son günlerinde bakan / milletvekili olmaya çalışanbir karakteri öyküsü. işin güzeli hidayet bu karakter için içinden geçen her türlü şeyi başka bir karakterin ağzıdan söylediyor.

    hacı ağaların modası hiç geçmiyor nedense !
  • “dünyada iki türlü insan vardır: çarpan, çarpılan. çarpılanlardan olmak istemiyorsan, başkalarını çarpmaya bak. fazla okumak lazım değil. insanı delirtir ve hayatın gerisinde bırakır. ama matematik dersinde dikkatli ol. dört işlemi bilmen yeter. para hesabını becerebilirsen kazıklanmazsın, anladın mı? hesap önemli; en kısa zamanda hayata atılman lazım. gazeteyi okuyabiliyorsun ya, kâfi. ticaret öğrenmeli, insanlarla muhatap olmalısın. beni dinlersen eğer, bir ton kitap okuyacağına, git ayakkabının bağını işporta tahtasına koyup sat, daha iyi. yüzsüz olmaya çalış; unutulma sakın! elinden geldiğince ortalarda boy göster. kendi hakkını al; küfürden, hakaretten yılma. lâf dediğin havada kalır. bu kapıdan kovulursan, öbür kapıdan gülümseyerek gir. anladın mı? yüzsüz, kaba ve cahil. bazen işlerin yolunda gitmesi için doğruymuş gibi davranmak gerekir. memleketimizin bugün böyle adamlara ihtiyacı var. günün adamı olmak lâzım. itikat, din, ahlâk, bunların hepsi lâf salatası. ama takiye yapmak gerek. çünkü halk için önemlidir. insanlara itikat gerek; yular takmak lâzım onlara. yoksa toplum dediğin bir engerek yuvasıdır; nereye elini soksan, sokarlar. insanlar itaatkâr, kaza ve kadere itikatlı olmalı ki sırtlarında güvende iş yapmak mümkün olsun. önemli olan yemek yemek, selam vermek, insanların arasına karışmak, kadınlara sırnaşmak, dansetmek, yapmacık yapmacık gülmektir. hele hele yüzsüz olmayı mutlaka öğren. bu devirde böyle şeyler geçerli olduğuna göre, ayak uydurmak lâzım.”
  • başka bir şubesinden haberdar olmadığım ankara cepa alışveriş merkezi içerisindeki kuzu çevirme yapan fastfoodcudur.. sloganı ise beni cezbeden kısmı "sadece et..."tir..
  • sadık hidayet'in her devrin adam(lar)ını anlattığı novella. din tüccarları, sözde vatan ve vatandaş seven kendine hizmet düşkünü siyasetçiler, her türlü ahlaksızlığı yapan ve aynı zamanda ahlak zabıtası kesilenler, iltimas, rüşvet ve benzerleri, ve benzerleri. hiçbir bok değişmiyor çocuklar.
  • hidayet'in okuduğum dördüncü kitabı. iran'ın 2. büyük sömürü savaşı yıllarındaki politik ve sosyolojik mekanizmalarını, materyalist insan ilişkilerini araştıran ve ilginç biçimde aziz nesin yapıtlarını hatırlatan bir roman hacı ağa. 1945 yılında iran ileri gelenlerinin hitler sevdası hidayet tarafından göz ardı edilmemiş. aynı sevdanın türkiye'de de yaşandığını söylemeye gerek var mı? ahmaklık tüm çağlara özgüdür nasıl olsa! ülkesini derinlemesine eleştiren hidayet'in politik bilincine ve demokratik çabasına hayran olmamak elde değil.

    içe dönük, psikolojik roman ve öyküler yazan bir yazarın politik taşlamaya bu denli hâkim olması ve iran'ı geri bırakan unsurları bir bir deşifre etmesi hakikaten takdire şayan.

    diğer hidayet kitapları:

    (bkz: buf-i kur /@hanging rock)
    (bkz: se katre hun /@hanging rock)
    (bkz: seg-i vilgerd /@hanging rock)