şükela:  tümü | bugün
  • nevşehir'de, bala mahallesi, kayseri caddesi üzerinde yer alan müze, 1958 1964 yılları arasında vakıflar genel müdürlüğü’nce büyük bir kısmı restore edilen haci bektas veli külliyesi içinde, 1964 yılında açılmıştır. bugünkü mimari manzumenin çekirdeğini teşkil eden ve hacibektas veli zamanında yapılan çilehane (kizilca halvet) ve eklerine ilaveten, hacibektas veli nin ölümünden sonra, osmanlı hükümdarı orhan gazi'den başlamak üzere, murat gazi, yıldırım beyazıt ve yavuz sultan selim tarafından yaptırılan eklemelerle 16. yüzyılda tamamlanmış olan hacibektas veli külliyesi (müzesi) 1807'de padişah iv. mustafa, 1862'de abdülaziz ve 1895 yılında ii. abdülhamit tarafından da onartılıp genişletilerek, zaman zaman yapılan değişikliklerle bugünkü duruma gelmiş bulunmaktadır
  • kapıların çok alçak olmasından ötürü çarpa çarpa aptallaşabileceğiniz eski türbe şimdi müze. kapıların bu kadar alçak olmasının nedeni içerde kim olursa olsun saygı gereği zorunlu olarak eğilmeniz gerektiğindenmiş ve ayrıca yüzünü dönerek girdiğin kapıdan içeriye sırtını çevirerek çıkmak da saygısızlıkmış. güzel şeyler bunlar..
  • aslanlı çeşmesinde su içilesi, her köşesinde huzur barındıran mekan.
  • kültür bakanlığı'nca "nevşehir hacıbektaş-ı veli külliyesi müzesi" olarak adlandırılmaktadır. nevşehir'in hacıbektaş ilçesinde bulunmaktadır.

    kültür bakanlığı buraya iyi bakmış, ilçe halkı, alevi ve bektaşiler daha da iyi bakmış. mevlana türbesi'nin geldiği hali gördükten sonra buranın gerçekten ne kadar bakımlı olduğunu, insanların ne kadar özen gösterdiğini net olarak görebiliyosunuz.

    aslında burası müzeden ziyade ruhani yanı ön planda olan/olması gereken bir mekan. sesli ve görüntülü rehberinizi alıp gezmek, detaylı bilgi edinmek güzel ama bir de hacı bektaş-ı veli'nin felsefesini düşünerek, bu ülkedeki alevi ve bektaşilerin yüzyıllar boyunca çektiklerini düşünerek dolaşmak, pirin yanında oturmak lazım. bunları yaparken çevrendeki insanlar için buranın ne kadar kutsal olduğunun farkında olmak, ona göre davranmak lazım.

    müzenin ardından bir de çilehane tabelalarını takip edip 1-2 kilometre uzaktaki tepede delikli taştan geçilebilir, ilhan ve turhan selçuk'un, aşık mahsuni şerif'in mezarları ziyaret edilebilir.
  • hoşgörünün merkezi olarak kabul ediliyor içinde bulunduğu, eski adıyla sulucakarahöyük, yeni adıyla hacı bektaş kasabası olarak anılan topraklar.. uzun bir süre hiç suç işlenmediği için kasabanın cezaevini 95 yılında kapatmışlar. ne kadar enteresan değil mi?... bu müzenin yakınlarında bulunan çilehanenin oraya (hacı bektaş veli'nin burada çile çektiği söyleniyor) orada doğup yaşamadıkları halde vasiyetlerinden dolayı aşık mahzuni şerif, ilhan selçuk ve turhan selçuk defnedilmiş. eğer nazım hikmet'in mezarı türkiye'ye getirilecek olursa onun da oraya taşınması için belediye başkanı talepte bulunmuş.

    içerisinde mustafa kemal atatürk'ün kahve içerkenki halini canlandıran kocaman bir heykeli var. daha önce hiç duymadığım bilgiler verdi rehberimiz. atatürk cumhuriyeti ilan etmeden önce bu dergaha gelip dergahın önde gelenleriyle yönetim şeklinin cumhuriyet olmasıyla ilgili görüşme yapmış. hatta cumhuriyetin ilanından sonra dergahın başındaki kişiyi o ilin millet vekili olarak atamış.

    hacı bektaş veli'nin görüşlerinin düşüncelerinin, 1948'de kabul edilen insan hakları evrensel beyannamesi'nin temeli olacak kadar onunla örtüştüğünü göstermek için hacı bektaş veli'nin sözlerinin yanına beyannameyi asmışlar.

    3. avlusunda 750 yıllık olduğu söylenen, dallarına destekler koyulmuş, inanılmaz güzel bir karadut ağacı var. rivayete göre dergahın oraya kurulmasının sebebi kendisiymiş.
  • kapadokya turunun bir parçası olabilecek, anadolu tasavvuf düşüncesini oluşturan hacı bektaş veli’nin 800 yıl öncesine ait dergahı.

    bektaşilik inancının klasik sembolleriyle döşenmiş dergah külliye yapısı ile tarihimize yön vermiş bir kültürün parçası olarak mutlaka gezilip görülmeli.

    şuradan kapadokya hakkında güzel gezi önerileri okunabilir; kapadokya görülecek yerler