*

şükela:  tümü | bugün
  • kaneto shindo'nun 1960 yapimi siyah beyaz ve diyalog icermeyen minimalist filmi. yonetmenin onibaba ile birlikte katiksiz en iyi filmi oldugunu rahatlikla soyleyebiliriz. goruntu yonetmeni muazzam bir is cikarmis zira filmin 1960 yilinda cekilmis olduguna insan biraz sasirabiliyor.

    film diyalog icermedigi icin zamaninda hicbir film sirketi filmi cekmeyi kabul etmemis. shindo kendi imkanlari ile film icin gerekli parayi tamamlamis ve oyuncular dahil 13 kisilik bir kadro ile filmi kotarmis. ayni yil film moskova film festivalinde grand prix odulunu almis ve dunyanin cesitli ulkelerinde (yaklasik 66 ulkede) gosterimi yapilmis.

    filmde anne rolundeki nobuko otowa yonetmenin ikinci esi. shindo'nun ilk donem filmlerinden itibaren birlikte calismislardir.

    --- spoiler ---

    film; savas sonrasi japonya'da kucuk bir adada tarimla ugrasarak hayatta kalmaya calisan iki cocuklu bir ailenin oykusunu anlatiyor.

    filmle ilgili baska filmler isimli blog'ta ayrintili bir yazi bulunuyor. soyle ki:

    "emek isteyen topraklar, karıncavari çalışan köylüler, doğa kanunları ve suratımızda patlayan bir tokat... savaş sonrası japonyası, atom bombasının etkileri, aile denen kimi zaman gülünç olabilen, kimi zamansa insan olmanın en azılı gereksinimi olan birlik gözlerimizin önünde tüm çıplaklığıyla serili. kaneto shindo'nun the naked ısland (çıplak ada) filminden bahsediyoruz; yirminci yüzyılda savaş yorgunu bir ülkenin insanları üzerindeki psikolojiyi, japonların sinemada yabancı olmadıkları doğa kanunları temasını ve belki de dünyanın heryerinde geçerli olan insan ilişkilerini ya da aile içi ilişkileri basit bir hikaye üzerinden anlatan filmden.

    the naked ısland 1960 yılı etiketi taşımakta. basit bir olay örgüsü var: projektörün ilk görüntüleri vermesinden itibaren uzunca bir süre -birkaç sıradan eylem dışında- tek bir olaya şahitlik ederiz. film kahramanı olan ailenin ebeveynleri büyük bir dikkat ve sabırla ekinlerine su taşırlar. her ne kadar ufak bir adanın tek sakini de olsalar, adanın etrafını kaplayan deniz suyu tuzludur. bu yüzden durmadan, azimle ve kararlılıkla ekinlere tatlı su taşımak zorundadırlar. önce sandallarıyla karşı kıyıya, oradan ağır su kovalarıyla geriye ve adanın tepesine çıkarlar. zor gibi görünen bu eylem, kaçınılmaz bir doğa kanunu olduğundan, mecburî olmasının yanısıra birçok başka olayın da kökünü temsil eder.

    japonyanın sayılı komünist yönetmenlerinden olan kaneto shindo'nun aslında bizi, yani insanı -tam anlamıyla ilkel insanı- kadraja aldığı film, yukarıda da belirtildiği gibi uzunca bir süre meşakkatli su taşıma sahnesiyle devam eder. fakat, insan denen varlık hiçbir zaman kusursuz olamayacağı için dramatik bir sahne yolumuzu keser. anne karakteri, oğlunu okula bıraktıktan sonra tekrar kayıkla geri döndüğünde su getirir, ama kavurucu güneşin de verdiği yorgunlukla ağır su kovaları omzundayken ayağı tökezler ve kovalardan birini tamamen yere düşürür. büyük bir çabayı, daha da önemlisi işgücünü ve zamanı -istemeden de olsa- kaybetmiştir. filmin rota değiştirmesi de buradan itibaren başlar. bahsi geçen başarısızlığa baba karakteri çok kızmıştır, anneye kadar gelir, elini kaldırır ve okkalı bir tokat hepimizin suratında iz bırakır. özellikle koloni dönemi amerikasında yaygın olan ama tüm dünya için genellenebilecek bir inanışa göre, (fiziksel güç karşılığında) kadın ruhunu şeytana satmıştır, kadın şeytandır, kadın ikinci plandadır. bu yüzden bu kaybı cezalandırmak adına cezası verilmiştir. bu tokat sahnesi, her ne kadar ingiliz yönetmen alex cox'a göre politik bir sahne de olsa, yine de toplumsal bazda ele alırsak ataerkil egemenliğine etkili bir gönderme olma özelliği taşımaktadır, böylece aile yapısının iskeletini farketmemizi sağlar. politik bakış açısında, doğa kanunlarının varlığını sert bir dille hatırlatmanın yanında, doğa kanunlarının insanlar üzerindeki etkisini de dile getirmektedir; buna göre fiziksel gücün sahibi, ataerkil kişilikler her türlü sistemin yönetimini, idaresini, ödül ve ceza organlarını ellerinde barındırır.

    filmi çeşitli konularda ele almak mümkün, filmin teması ve hikâyenin işlenişi çok yönlü değerlendirmelere gayet yatkın. aynı amaca hizmet eden diğer birçok eserde de olduğu gibi the naked ısland da yine aynı çekirdekten, yani insan sorunsalından esinlenmekte. böylece, kolayca en belirgin mesajın sosyolojik ilişkiler olduğunu belirtmek mümkün. lâkin, gerek detaylı ve sistemli, gerekse doğru bir analiz için dönemin japonyasına bir göz atmak, yönetmen ve içerik hakkında bilgi sahibi kimi eleştirmenlere kulak vermek gerekir. bunu belirtmemin amacı, sıradan bir izlemenin dönemin büyük hiroşima ve nagazaki vurgununu yakalayamıyor, veya farkına varmayı zor kılıyor olması.

    filmin savaş sonrası japonyasına ait olduğunun en önemli ipucunu veren vaka ileri safhalarda meydana gelir. ailenin iki çocuğundan büyük olanı atom bombasının kimyasal sonuçlarından kaynaklanan bir hastalığa yakalanır. hibakusha'dan (atom bombası mağduru çocuklar) olmasından dolayı hastalığı hızlı ve ağır seyreder. kasabadan dönen baba telaşlanır, ve tekrar kasabaya doktor aramaya gider. o ana kadar sert veya sakin gördüğümüz, diyalogsuz film itibarıyle de hiç konuşmayan bir karakter olduğundan babanın hareketleri, yüz ifadesi, sandalı hızlıca -çaresizlik içinde- hareket ettirmeye çalışması gayet trajediktir. yaşam mücadelesi her anlamda ve her türde filmin geneline yayılmış bir tema olmasını daha da derin bir şekilde hissetirecektir.

    kaneto shindo dünyada çok fazla bilinmeyen, fakat japon sineması için önemli bir isimdir, ki tek bir tınının bize eşlik ettiği, herkesin ortak bir hikayesi olan the naked ısland gibi japon geleneklerini, savaşın izlerini ve yaşam mücadelesini olağanüstü bir incelikle anlatan filmin yönetmeni olması bunu gerektirir. the naked ısland filmiyle 1961 yılında, italyan yönetmen luchino visconti'nin jüri koltuğunda oturduğu uluslararası moskova film festivali'nden grand prix ödülü ile dönmüştür. ayrıca, bir dönem 'ugetsu monogatari' filminin efsane yönetmeni kenji mizoguchi'nin asistanlığını da yapmıştır. the naked ısland yönetmenin filmografisi içinde sağlam ve önemi büyük bir yer teşkil etmektedir. sinefiller için ise filmin değeri daha da artacak şekilde önemini korumaktadır."

    --- spoiler ---
  • kaneto shindo yapımıdır. bir iki çocuk şarkısı dışında sessiz sinema tadında, siyah-beyaz bir şaheserdir. kadın-erkek, anne-baba arasındaki farkı da usulca anlatır. gözlerim şiş bir vaziyette bitirmeme rağmen dimağımda unutulmaz bir tat bırakan ve etkisinden uzun süre kurtulamayacağımı hissettiğim 1960 yapımı film gibi filmdir.

    --- spoiler ---

    hayatta kalmamücadelesidir.
    kartpostal gibidir.
    tebessüm ettirir.
    çocuklar gibi şendir.
    heyecanlandırır.
    hıçkırıklara boğar.
    --- spoiler ---
  • her karesi tablo gibi olan film. neredeyse hiç bir sözcük çıkmıyor karakterlerin ağzından ama her duygu durumunu hissediyorsunuz. çok duru bir şekilde anlatılmış ifade edilmek istenenler. göz atılmalı mutlaka.
  • filmde anne ve baba karekterleri su taşıdıkça ben , ha döküldü ha dökülecek diye strese girdim.

    tabiatın renksiz rengini çekmiş yönetmen. bir de o sesler, herşeyin en yalın halinin sesleri.