şükela:  tümü | bugün
  • bu "hadi çaman" denilen abimiz artiz bi abimiz... yeşilçam tayfasından... seks furyasi zamanında bolca, slip üzerinden kadın küskülemiş bi insandır, zerrin egeliler'in kolunu, bacağını, göbeğini falan yılmadan zorlamıştır. yine de bir hayati hamzaoğlu'nun 100'de 3'ü, bir kartal abimizin yüzde 2'si kadar saygı duymadım. hep bi hin, hep cin ifade vardı yüzünde. misal şimdi tiyatronun duayeni sayılır. ben zerre itibar etmem. sebeplerim de var, açıklarım da ama göte giren entiri olur, biske yaramaz.
  • geçtiğimiz yıl bir akşamüstü beşiktaş-üsküdar motorunda yan yana düşünce nicedir dostmuşuz da tesadüfen karşılaşmışız gibi spontane bir sohbet ettiğim adamdı. oysa ilk kez görüyordum, emekli sözlük yazarı bilinç 6'da vardı, 8 dakikalık yolculuğun sonunda bir kez daha motorda karşılaşırız belki diye "görüşmek üzere" diyerek vedalaşmıştık. görüşmek üzere...
  • her gün bir kanalda, "son röportajını bize verdi" diye çığırtkanlık yapan dangalaklar görüyoruz. ama bu dangalakların atladığı öyle tutarsızca, öyle adice bir mevzu var ki.. insanın isyan edesi geliyor. hadi çaman ölüm döşeğinde, son nefesini vermek üzere, ama yalvarıyor, sesini çıkaramadan diyor ki: "münir özkul, suna kıraç da benim gibi..."

    ahh bilmem neresini ne ettiğimin türk medyası, hadi çaman'ın can çekişirkenki görüntülerini yavşakça sahiplenmeyi bilirsin de, münir özkul'a, suna kıraç'a niye gitmezsin, "bu adam ölüm döşeğinde niye bu insanları işaret etti acaba" diye merak etmezsin. etmezsin tabi, onları ne reytingi olacak, nasılsa yaşıyorlar değil mi!

    ne diyeyim, yazıklar olsun..
  • 1943 yılında kastamonu'da doğmuş. ilk ve orta öğrenimini abdurrahman paşa lisesi'nde tamamlamış. istanbul üniversitesi hukuk fakültesi'nde eğitim almış. amatörce ilgilendiği tiyatro sanatında 1962 yılında dormen tiyatrosu ve ardından kent oyuncuları'nın açtığı bir sınavı kazanarak altın yumruk adlı oyunda profesyonelliğe adım atmış. daha sonra gülriz sururi - engin cezzar tiyatrosu, nisa serezli - tolga aşkıner tiyatrosu, miyatro (müjdat gezen), şan tiyatrosu gibi tiyatrolarda da onlarca oyunda oynamış. 1982 yılında yeditepe oyuncuları'nı kurmuş. vefatına kadar aralıksız olarak nişantaşı'ndaki kendi tiyatrosunda sanat yaşamını sürdürmekteydi.
    tiyatro dışında da çeşitli çeviriler, uyarlamalar yaptı, oyunlar yazdı, yönetti. döneminin tiyatro yaşamını konu alan bir kitap yazdı (can yayınları). birçok dalda ödüller aldı. evli ve bir çocuk sahibiydi. 15 aralık 2007 günü, als hastalığı saptamasıyla yoğun bakıma alınmıştı.
  • yaklasik dort yil once ortakoyde raki balik yapiyorken yan masadan bana once bi laf atan, sonrasinda karsilikli iki masa geyik muhabbetine basladigimiz, sonunda peceteye "guzeller oyle guzelsiniz ki hep boyle guzel kalin" gibisinden bir sey yazarak veren ve oyununa davet eden, sarhosken ayri bir tatli ve muhabbet, degerli tiyatrocu abimiz. huzur icinde yatsin.
  • als hastalığından ölmüştür. kelebekler özgürdür oyunundaki muhteşem performansı unutulmazdır. **
  • helin avşar'ın 128 entry ile anıldığı bir sözlükte bunla birlikte 37 entry ile anılan tiyatrocu.
  • 5n1k'ya verdigi erotik turk sinemasi ile alakali roportajda su lafi sarfetmistir "cok afedersiniz kulodumu bile cikarmadim o filmlerde. bir tane bayan oyuncu arkadasimi kulotsuz gormedim"
  • ödül töreninde beklemekten dolayı altına işemesi hadisesi üzerine sözüpek arkadaşımın aktardığı bir hadise:

    arkadaş: merhaba siz hadi çaman mısınız?
    hadi çaman: evet
    arkadaş: o törende altına işeyen hadi çaman mı?
    hadi çaman: sen de şimdi sıçtın ama..
    arkadaş: olsun en azından 70 milyonun önünde değil!

    (bkz: oha)
  • bir anadolu lisesinin 2003-2004 eğitim öğretim yılı hazırlık ve lise 1 lerinden oluşan tiyatro grubunu, sadece masumca hadi çaman adlı tiyatro salonunu kullanacak diye sövebilen, belkide geleceğin tiyatro oyuncuları olabilecek insanlara abuk subuk kapris yapan acaip kişilik. ayrıca bu insan reklam yapmayı iyi bilir. zira tiyatro salonunun çıkışındaki kocaman yazıda aynen " herşey sanat için " yazar. nitekim görüyoruz ki lafla icraat aynı şey olmuyor. bu kişilik, 1 saatlik bir oyunun oynanmasına gereksiz bir şekilde karşı çıkar ve sanki bu bir sanat değilmişçesine uzaklaşıp gider. lisenin öğrencileri de tabi uzaklaşmak zorunda kalır. rezalet. saygı duyduğumuz, sanatkar insanın bu denli nefret dolu konuşmaları ve geleceğin sanatçılarını " hadi yallah sizden sanatçı olmaz sanatın ilahı biziz" dermiş gibi uzaklaştırması rezalet bir durumdur.