şükela:  tümü | bugün
  • “üniversiteli kadınlar derneği” adlı bir derneğin toplantısından enstantanelerin geçtiği video klipte seyrettiğimiz döpiyesli çağdaş bir teyzenin ezan hakkındaki beyânı.

    konuşmacıların hepsi çevrelerindeki islami tezahürlerden dert yanıyor. görüntülerden anlaşıldığı kadarıyla meclis, düğün salonu darlığında ve sadece yarısı dolu.
    sahnedeki masada dört döpiyesli kadın sırayla konuşuyorlar; dört bayandan birisi ezan konusunda şikayetini dinleyenleriyle şu şekilde paylaşıyor:

    “-ezan.. hadi ezan (“hadi ezan neyse, kabul ettik diyelim” vurgusuyla söylüyor elini sallayarak ve çok canı sıkkın vaziyette, ne yapacağını bilemiyor)
    .. ama bir de 11.00 civarında kuran okunmaya başlandı.. ve her gün..” ("artık pes" anlamında..)

    anlaşıldığı kadarıyla hepsi bedbin ve panik vaziyetteler. ve hepsi o kadar idealistler ki. ezan a, kuran a tahammülleri yok, ezan okunmasına müsamaha gösterirmişcesine "hadi neyse bu da bizden olsun" şeklinde lütufta bulunuyorlar. yanlarından geçip geçen saten başörtülü kızlara tahammülleri yok. temizlikçilerinin bir siyasi görüşünün olabileceğine dahi tahammülleri yok.
    bu kadar hazımsızlıktan insanda barsak kalmaz maazallah.
    ve gerçekten onlar için üzüldüğüm şey hâlâ daha mahalle muhtarlıklarını ele geçirerek, ülkeyi avuçlarının içine alma planları yapmalarıdır..

    edit: video aşağıdaki linktedir..

    http://www.samanyoluhaber.com/…aber&id=98684&tumu=1
  • neden yadırgandığını anlamadığım söz. ezan sesinden hoşlanmak zorunda mı bir insan? arapça'dan hoşlanmak zorunda mı bir insan? müslüman olmak zorunda mı bir insan?

    "nüfusun %99'unun müslüman olduğu bir toplum.." diye başlayacak cümlelerinizi kendinize saklayın. ezan sesinden rahatsız olmak herkesin hakkıdır. ezanın arapça okunmasından da rahatsız olabilir bir insan. "işte türbanı yasaklamaya çalışan dinsizler" konulu vakit manşeti tadında demagojiler yapmak yerine daha farklı şeylere odaklayabiliriz oysa zihnimizi.
  • beyanattan çok beyanatın naklediliş tarzındaki öfkeyle akılda kalacak ifade. bu ifade yazarı öyle öfkelendirmiştir ki, o üniversiteli ve tahammülsüz kadınların isim ve adreslerini ifşa edemediği için hınçlanmıştır.

    öte yandan, hadi gerçek örneklerden bağımsız değerlendirelim, türkiye'de aynı yöntemle ibadete çağıran bir başka dini grup olsaydı tahammülün ne derecede olacağı ayrı bir tartışmanın konusu.

    peşin edit: ezan'ın ya da kur'an okunmasının veya kiliselerin çan çalmasından rahatsız değilim elbette. meselem tahammülün simetrik olması gerekliliği ile. şüphesiz kötülemeden önce bunu değerlendirenler için bunda ümit vardır.
  • buyuk ihtimalle gunde bes vakit yapilan gurultuye bir sekilde bagisiklik kazanmis, surekli oldugu icin duymamaya baslamis, fakat zaman zaman minarelerdeki hoparlorlerden gelen ne oldugu belirsiz seslerden rahatsiz olmus teyzenin bunu dile getiris bicimi.

    ha bunu dile getiren teyzeden rahatsiz olanlar da anlasildigi kadar histeri halinde, dinini kendileri gibi yasamayanlara ya da dinsizlere, ateistlere tahammulleri yok.
  • valla benim hala soylemeye dilim varmayan soz.

    yok abi yok. nerede yurursen yuru, car car car kulaginda korna gibi, korku filmi gibi bagiriyor adam. ben neyse diye gecemiyorum acikcasi, son derece rahatsizim basbas bagirilmasindan ve toplum icinde notralizelesemeyen bir din anlayisindan.
    mecbur muyum ulan ben gurultu cekmeye gunde bes tane?

    hepsi ayni bok zaten? pazar sabahi can duysam daha fena nevrim donerdi herhalde, uykumun en hos yerinde ziplayip papazin girtlagina sarilmam an meselesi olurdu. sabah ezanini pek duymuyorum (tenk yuuu tanriiiiaaaaam!) zaten bi cop kamyonu geliyor cumartesi sabahi, evlere senlik. neyse.

    hem ne o oyle zibilyon tane cami ve camimtrak? hani mimari olarak muazzam olanlarin onunde saygiyla egilirim; nedir o abuk subuk her muhitte gereksiz sayidaki camiler?

    hem ben ne diye diyanete para veriyorum yahu? benim vergim sadece ve sadece universitelere gitsin istiyorum ben?

    oldu mu?

    opun basiniza koyun o kadinlari, benim gibileri var asil.

    kendinizi "dogal olan" zanetmekte ustunuze yok allahin mallari. mutlak mi saniyorsunuz olm kendinizi? din gibi dogaustu abuk bi seyin neresi dogal ulan?
    hayatlarini kendi hukumranliginda yurutmekten aciz yiginlar sizi.

    (bkz: burclara inanirim daha iyi)

    hadi selametle. hahaha
  • milletin birbirini yemek için üzerinde yorum yaptığı gayet gereksiz bir videodur. yahu millet hakikaten mars feza gezer oldu artık bıkılmadı mı şu ezandı, başörtüydü, türbandı aynı muhabbetlerden yahu. ekşi sözlük entry'lerinin yüksek çoğunluğu maalesef dincilerle anti dincilerin çatışması, bir mahalle maçı tadında artık. bu kadar negatif yazı yazıp okumaya bünyeler naıl dayanıyor anlamak mümkün değil.
  • (bkz: sana bir $ey derdim ama hadi neyse)

    zamanin ötesinden: ahahah, ulan serbest cagri$.. neyse.
  • çok doğru bir sözdür. normal bir dünyanın ateist bir dünya olduğu varsayımından yola çıkar. ikinci ihtimal ise, normal bir dünyanın teist bir dünya olduğu varsayımıdır.

    görüldüğü gibi ikisi de varsayımdır. ancak, bir varsayım, yanlışlanana kadar geçerli kabul edilir. tanrının olduğu bir evren varsayımı, bırakın yanlışlanmayı, doğrulanmamıştır bile. tanrının olmadığı bir evren ise, zaten algılarımızla fark ettiğimiz evrendir ve doğrulanabilir. şöyle bir etrafa bakın, tanrı falan var mı? yok. işte ispatladık varsayımı. yanlışlayabilen beri gelsin. ondan sonra biz de düşünürüz, "vay anasını yanılmışız" deriz.

    ha, algılarımızla sınırlı mıyız? şimdilik evet. bilinç içerisinde, tanrı'nın var olduğuna dair ekstra bir algı yeteneği olduğundan bahsedilir. ancak bunu söyleyen yine tanrının var olduğunu iddia eden dinlerdir. o yüzden kendi içinde anlamlı, felsefi olarak anlamsızdır.

    "hadi ezan neyse" diyen kişi, laik ve sosyal bir hukuk devletinde, "normalde" haklıdır. çünkü normal olan, tanrının olmadığı bir dünyadır. ben bi film izliyorum mesela, kulağımın dibinde ezan okunuyor ve filmi duyamıyorum. ya da sabah erken saate kadar sınav filan okuyup, en azından 3-4 saat uyumak için yatıyorum, pat diye ezan başlıyor uzun uzun. sonunda uykum kaçıyor veya en azından 10-15 dk kadar geç uyuyorum. neden?

    - merhaba, biz bir din getirdik, her tarafa minare dikip hoparlörlerden günde 5 kez ezan okuyacağız.
    - ama gürültü olur, rahatsız olan olabilir, ya da hiçbir rahatsızlık duymadığı halde istemeyen olabilir.
    - iyi de, herkes bize inanıyor. siz de idare edeceksiniz mecburen.

    böyle olmadı işte. çünkü biz de küçükken ezanı uhrevi bir çağrı, bir korku-saygı öğesi olarak algıladık ve öyle büyüdük. ezanlı bir toplumun içine doğduk ve tanrı'ya inandık öyle ya da böyle. anası babası ateist olanlar için de çoğunlukla geçerlidir bu, çünkü ebeveyn öğretmese de çocuk toplumdan öğrenir. büyüdükten sonra da, "lan ne saçma şey bu" diyerek tanrı, din, ezan vb. şeylere inanmayanlar oldu. bu döngü tersine işlediği için de, ezan hakkında ileri geri konuşamıyoruz. çünkü bir zamanlar biz de ezanı bir şey zannediyorduk, sonradan "akl"ımız başımıza geldi. ya da sevdiğimiz birtakım insanlar dindar insanlar olageldi. e bir de çoğunluk bunlar, deniyor. haliyle elimiz kolumuz bağlı. ezanla yaşamayı yeniden öğrendik. başka bir tür toplumda yaşasa, ve durup dururken birileri gelip "ezan okuyacağız" dese, muhtemelen "işiniz gücünüz yok mu allasen" diye terslenecek ayarda olan insanlar da, şu anda böyle bir toplumda yaşadıkları için "ezan okumayın" diyenlere "sen kim oluyorsun" diye terslenmekteler.
  • (bkz: cehalet)