*

şükela:  tümü | bugün
  • the isle ve bad guy filmlerinden sonra çekmiş olmasına rağmen onlardan daha kötü bir kim ki-duk filmi. fakat her zamanki gibi bazı ayrıntıları harikadır. çok sevdiği balık sembolünü bu filmde de bol kullanmış. özellikle kadın ve balık sembollerinin birlikte kullanımının izlediğim en başarılı örneklerinden biri bu filmdeki akvaryum sahnesinde mevcuttur.

    bu filminde girizgah niteliğinde verilen "görünmezlik" düşüncesi daha sonra 3-iron'da daha derin bir biçimde değinmiştir.
  • şaka kaka oluyor çok ciddiye alınca bazı işleri. ortası yok bunların sevmeninde delirmeninde uçlarında yaşıyorlar.
    kim ki-duk beceremiyor bu işleri, sakil duruyor.
  • pek sevdiğim kim ki duk kişisinin, sevmediğim kötü bir filmi.. 1,5 saat gibi kısa bir süreye sahip olmasına rağmen, bitmek bilmez bir film olmuştur benim için.. neyse ki, yonetmenin diğer şukela filmleri arasında kaynayıp gittiğinden fazla dikkat çekmez.
    biraz da konusundan bahsedelim; er kong güney kore kıyılarında bir askeri üstte askerdir. kendini ülkesini korumaya öyle şartlandırmıştır ki, dikenli tellerle çevrili kıyıdan gelebilecek casuslara karsı surekli tetiktedir. yine öyle bir gecede, yasak bolgede sevdiceğiyle yiyişmekte olan arkadasını casus sanarak oldurur. bu hadiseden sonra iyice gaza gelip kendini kaybedince olaylar da gelişir tabi..
  • toplumsal, ruhsal ve fiziksel çatışmaların sınırlarında gezen, bir kim ki duk filmine belki de en son hakim olacak renklerle karşılaşacağınız yapım.
  • izlerken sıkıldım açıkçası. idare bile etmedi beni. imdb'deki puanını tamamen yönetmeninin ismi için aldığını düşünüyorum. benim puanım 4 şahsen.

    ortalamanın çok altında bir film...
  • kim ki-duk'un 2002'de çektiği ve şimdiye kadar izlediklerim arasında, sanırım en zayıf filmi.

    ingilizce adı the coast guard olan film, militarizmin sıradan insanların hayatlarında nasıl yıkıcı bir etkiye sahip olduğunu anlatıyor. düşmanı yok etmek, sınırlarının içine sokmamak, en çok ajanı öldürmek, vatan savunmasında görev almak gibi pek de yabancı olmadığımız bir dille askerlerin eğitildiği; kin gütmenin ve ölesiye nefret etmenin en büyük motivasyon kaynağı olduğu bir müfrezede, kuzeyli ajanların güneye sızmalarına karşı sınırda gece nöbeti tutan 23 askerden, beyni en çok yıkanmış olanın bir hata yapması neticesinde onlarca insanın yaşamının değişmesi anlatılıyor.

    --- spoiler ---

    asker tarafından öldürülen bir sivilin acılı ailesine dahi, "asker hata yapmaz, vazifesini yapar" diyen müfreze komutanı da pek tanıdık geldi. şu hayatta tiksindiğim ne varsa, hemen hemen hepsinin vücut bulmuş hali... devleti, tüm değerlerin en tepesine yerleştiren, sıradan otorite figürlerinden herhangi biri işte... türkiye'de elini sallasan çarparsın bunlara. "devlet toplum için vardır" görüşünü katiyen reddederler. onların görüşü, tabii ki, toplumun devlet için var olduğu yönündedir. nedense, devletin insan icadı bir organizasyon olduğunu bir türlü kabullenemezler. vereceksin bunlara vatandaşsız devleti, kendileri çalıp kendileri oynasınlar anasını satayım!

    --- spoiler ---

    tekrar filme dönecek olursak -ki neticede her türk asker doğduğu için çok da kurcalamamak lazım- er kang'ı canlandıran dong-gun jang, taegukgi hwinalrimyeo'da* bi güney cephesinde, kafası attı mı kuzey cephesinde çarpışıp, şahane oynamıştı. the coast guard ise, o filmden iki sene önce çekilmiş ve dong-gun jang, orada yardıracağının haberini bu filmden vermiş zaten. her ne kadar kısır bir film de olsa, gun jang, er kang'ın damarını kesse kırmızı - mavi akacak milliyetçiliğinden, hayatını darmadağın etmesine sebep olacak cinnete geçişini müthiş yansıtmış.

    hasılı, hae anseon için, kim ki-duk filmografisindeki zayıf halka diyebiliriz.

hesabın var mı? giriş yap