şükela:  tümü | bugün
  • türkiye’nin ve dünyanın ilk ve tek hapishane temalı gurme kahve mekânı. temanın hapishane olduğuna bakmayın, kendinizi daha özgür hissedebileceğiniz başka bir yer yok.

    kahvelerinin isimleri de temaya uygun bir şekilde yaratıcı ve aykırı. benim favorim psycho.

    ilk şubesi yalova’da açılmış, her yönüyle orijinal bir mekân.

    instagram

    web
  • aynı zamanda kaliteli müzik seçimleriyle de kısa sürede gençlerin ilgisini çekmeyi başarmış mekan. yakın zamanda terasının açılacağı ve partiler düzenleneceği söyleniyor.
  • türkiye’nin ve dünya'nın ilk ve tek hapishane temalı gurme kahve mekanı olduğunu iddia eden işletme dünya'da çok fazla örnekleri olan bir fikir yine fikir hırsızlığın da sınır tanımıyoruz
  • izmir'e ve ankara'ya da açılmasını istediğim güzel konseptli bir coffee shop. sanirim butik olarak açılmış ama bursa'ya da franchising vermisler. darısı izmir ve ankara'ya
  • bu iğrenç şeyi görmeniz açısından faydalı bir yazı: hay ben sizin hapishane konseptinizi
  • ne zamandır yazacaktım kısmet bugüneymiş. yalova' ya bir iş için gitmiştim, bir arkadaşımla da görüşecektim işim bittikten sonra. saat 10 gibi arkadaşımı aradım, ''biz 1 gibi buluşalım. benim işim 11' de, şu an 1 saat boş vaktim var bana bir kafe söylesene'' dedim. tarif ettiği sokak işimle ilgili mekana 100, 150 metre uzaklıktaydı. kahveyi çok sevdiğimi bildiğinden ''o sokakta daniel' s var 3. dalga kahveci, karşısında da yeni açılan haft var, ikisi de arkadaşım'' dedi. zaten kendisi de o sokaktaki başka bir kafede çalışıyor. bu arada o sokak da baya güzel bir yer. yan yana 5 6 güzel mekan mevcut. ben haft' ı tercih ettim. içerisi boştu, baktım self servis, 2 tane de arkadaş çalışıyor, üzerlerinde turuncu bir kıyafet. kahveyi sevdiğimden, az biraz da kahveye meraklı olduğumdan, bursa' daki, istanbul' daki 3. nesil kahve dükkanlarını tanımaya çalıştığımdan sohbete başladık mito(adı ya da belki de lakabıdır) ile. işte ne zaman açtınız, işler nasıl vs. diye konuştuk. kahvemi içip enfes bir kruvasan yerken lavabo nerede diye sordum, 3. katta dedi. dedim burası kaç katlı? teras dahil 5, dedi. bu kez içimden ''oha!'' dedim. neyse sadede gelmek için kısa kesiyorum mekana bayıldım. sonrasında arkadaşımla buluştum ve nedir bu mekanın olayı sahibi kim falan dedim. ebru, sahibi arkadaşım ama şu an burada değil tanıştırırım hafta sonu gelirsen dedi. hafta sonu hem çok keyif aldığım mekana tekrar gitmek hem de canhür ile tanışmak için yalova' ya gittim ki zaten bursa' dan 1 saat yalova.

    canhür ile tanıştık, sağ olsun ne sorsam samimiyetle cevap verdi. bu olayın sonrasında mekan basına yansıdı, sözlükte hapishane konspetli kafe diye başlığı açıldı ve olayı bilen bilmeyen herkes bir yorum yaptı. kimileri de anlamayacağım şekilde saldırdılar mekana, konseptine. çok enteresandı onları okumak. şimdi canhür ile yaptığımız sohbeti bir röportaj edasıyla meraklısına sunuyorum ki inanın bu esat yılmaer'in chicago bulls röportajı gibi bir şey değil.

    canhür genç bir girişimci. maddi durumu nedir bilmiyorum ama parası var ki böyle bir yatırım yapabilmiş. kendisine de söylediğim gibi mekana parayı akıtmışlar, o belli. bu bina ne haldeydi aldığınızda dedim. hiçbir şey yoktu. her şeyi biz yaptık, şu merdiven de dahil dedi. evet, adam parayı akıtmış ama adamda sadece para yok, görgü ve zevk de var. yoksa altın yaldızlı motiflerle süslü bir osmanlı kahvehanesi de yapabilirdi dileseydi. canhür, amacının markalaşmak olduğunu, yeni mekanların pek çoğunun birbirinin kopyası olduğunu, insanların bundan sıkıldığını söyledi. bu sırada yanımızdaki ortak arkadaşımız(bu dakikadan itibaren artık canhür' den arkadaşım diye bahsediyorum umarım izni vardır) ebru da günümüz vintage kafelerini örnek verip eskiciden topladıkları eşyalarla moda bu diye her yer vintage kafe olmaya başladı dedi ki kesinlikle katılıyorum. kısa zamanda markalaşmak ve şubeleşmek istediğini söyledi canhür. hatta şimdi ikinci şubeyi de bursa görükle' de açıyorlar onu da belirteyim bu noktada. canhür -itü mezunu diye anımsıyorum- yurt dışında da çalışmış, pazarlama olayına oldukça hakim bir adam. ben mesela camekanlı kafeleri çok severim ki bu kafe de öyle. ancak şu fotoda da görüleceği üzere dümdüz bir camekan değil, siyah kalın çerçevelerle kare kare bölünmüş; https://s2-ssl.dmcdn.net/pgnst.jpg bunu canhür' e söyledim, çok güzel olmuş dedim. canhür de bunun bilinçli bir tercih olduğunu, ancak sadece estetik olsun diye değil kafelerdeki insanların dışarısını görmek istediklerini, diğer yandan ise dışarıdaki insanların gözünden kendilerinin izole bir durumda gibi görünmelerini arzuladıklarını söyledi ve o çerçeveler o etkiyi sağlıyor dedi. yani gittik, beğendik, paramız vardı aldık olayı değil. her şey gelenlerin ihtiyaçları da göz önüne alınarak düzenlenmiş.

    3. nesil kahve üzerine konuşurken ben bazı baristaların gereksiz ukalalık yaparak insanları küstürdüklerini, oysaki müşteriye nitelikli kahveyi anlatmaları gerektiğini, müşteriyle diyalog kurmaları gerektiğini söyledim. canhür de çalışanların önce birbirleriyle sonra da müşterilerle arkadaş olmasını istediğini söyledi hatta buradaki her çalışan benim öncelikle arkadaşım, benim onların hiçbirinden farkım yok dedi ki o sırada buna söylerken bize kahve ikram eden ve cümlesini duyan baristaya da ''yok değil mi farkımız'' diye sordu. çok hoşuma gitti bu o anda.

    mekanda tanesi 45 tl' den satılan bardaklar var. hem instagram adresini vermiş olalım hem de bardakları gösterelim; https://www.instagram.com/…taken-at=145756026076648 türk kahvesi için de bunların küçük versiyonları mevcut ve onları kullanıyorlar. aslında metal düşündük, hem daha ucuz olacaktı hem de kırılma riski olmayacaktı ancak metal kahvenin tadını bozacaktı o yüzden pahalı da olsa bunu tercih ettik, kırılırsa da kırılacak artık ne yapalım dedi. dedim ya tamam para harcamışlar ve elbette para kazanmak istiyorlar ama bunu yaparken yaratmak istedikleri konsepten, hikayeden ödün vermiyorlar ki bu da takdire şayan. fiyatlar ne derseniz tüm 3. dalga kahve dükkanlarının fiyatları birbiri arasında 2 3 tl oynar en fazla. ben bu dükkanlara meraklı olduğumdan istanbul' da 3 4, bursa' da 2, eskişehir' de 2 farklı mekana gittim/gidiyorum. hepsinin çalışanıyla, sahibiyle de az çok diyalog kurmuşluğum var. içlerinde en ucuzu haft değil ama en pahalısı da değil. örneğin amerikano için düşünürsek fiyatı 6 ile 10 arasında değişir bu mekanlarda. bu mekanın yiyeceklerini de ayrıca tavsiye ederim; kruvasan, hele hele balkan çöreği muazzam! karşısındaki daniel' s coffee de bir 3. nesil kahve dükkanı. zaten sahipleri de birbiriyle arkadaş ve kahveleri de birlikte kavuruyorlar doğru anladıysam. evet, mekan kahvelerini kendisi kavuruyor ki bu da bir artı benim nazarımda. orda da(daniel' s için diyor) başka bir konsept yaratmak istemiştik, yarattık da. burada başka bir şey arzuladık, umarım bu da olacak demişti canhür. tabii bunu söylediğinde haft henüz bu kadar popüler olmamıştı.

    bir köşe yazısı da dahil olmak üzere bazılarınca çok eleştirilen o hapishane konseptine gelince; gitmeyen insanların kafasında sanırım bütün mekanın bir hapishane gibi olduğu, insanların ayakta takıldığı, hatta işkence gördükleri(!) gibi bir fikir var ki öyle abuk bir köşe yazısı bile yazılabilmiş hakkında. arkadaşlar hapishane konsepti dediğimiz şey metal görünümlü o bardaklar, turuncu tulumlu baristalar, çok ince bir düşüncenin ürünü olan kırılmış efektine sahip camlar ve bir de 3. katta bir bölümde yaratılan hapishane ortamı/dekoru hepsi bu. mekana gidip, kahvenizi alıp, kitabınızı okuyabilirsiniz, ders çalışabilirsiniz, arakdaşlarınızla sohbet edebilirsiniz ya da toplantı masasını kullanarak toplantılar yapabilirsiniz. hiçbir gardiyan(!) size engel olmaz merak etmeyin.

    kahveyi çok seven biri olarak bazılarının çok eleştirdiği starbucks' ı ben severim. bugün 3. nesil kahve dükkanları bu kadar yaygınlaştıysa ve biz daha nitelikli kahveler içebiliyorsak bunu bir yerde starbucks' a borçluyuz. zaten starbucks' a yönelik eleştirilen çoğu da bilgisizce eleştirilerden ibaret benim gördüğüm kadarıyla. keza şimdi bu mekana yönelik eleştiriler de öyle.

    canhür, iyi ve kaliteli bir mekan, iyi anılar, kendine ait bir müşteri kitlesi, mutlu çalışanlar, iyi kahveler yaratmak ve markalaşmak istiyordu, umarım da olmuştur istedikleri. sayıları hızla artan 3. nesil kahveciler arasında yaratıcı konseptiyle kısa sürede sıyrılmış gibi duruyor haft ve yine pek çok 3. nesil kahve dükkanından farklı olarak şubeleşmek, bir zincir haline gelmek istiyor. bana göre her halükarda kazanan biz kahveseverler olacaktır. bu kadar kahve demişken kahve dükkanları ile bitireyim;

    bursa; coffee sinky, harvel's coffee, coffee cocolab
    eskişehir; kedd coffee, black cat coffee (eskişehir' de sayıları çok artmış ama ben 1 yıldır gitmedim eskişehir' e)
    istanbul; coffeetopia, brew lab, coffee sapiens (bu şehirde bir dolu var tabii de)
    yalova; daniel's coffee ve haft tabii ki.