şükela:  tümü | bugün
61 entry daha
  • özellikle son dönemlerde çok fazla artan aile tipi. adamların tek eğlencesi haftasonları avm gezmek, genelde anne babalar çocuklarını avm'nin top havuzuna vs birakip geziyorlar. bana çok garip geliyor. insan gidip deniz kenarina nefes alir ama bunlar yine evden cıkıp 4 duvar arasına sıkışıyorlar. en azından evlerinin balkonunda oturup caddeyi izleseler daha mantıklı bir iş yaparlar.
  • rutin bir hayat insani koreltiyor. devamli ayni ortamda bulunmak, evden ise, isten eve gidip gelmek, her gun ayni yuzlere bakmak bir noktadan sonra bunalima sokuyor. e insanlar da arada ailece cikip alisveris merkezlerinde geziyorlar. illa birsey almak icin degil, hava degisimi icin. hep beraber ogle ya da aksam yemeklerini yiyorlar, sinemaya gidiyorlar, belki 3-5 alisveris yapiyorlar. ne var ki bunda ?

    yazin serin, kisin sicak oluyor. gayet guvenli, her yerde kameralar var. cocuklar icin oyun alanlari, restoranlar, eglence mekanlari v.s.

    yurtdisinda cok daha fazla yapilandir hatta. eskiden cocuklar cadilar bayraminda ev ev dolasir seker toplarlardi. simdi de yapiyorlar gerci ama eskisi gibi degil. genelde aileler cocuklarini erkenden alip alisveris merkezlerine goturuyorlar artik. daha guvenli diye.

    bence bir sorun yok. arada gitmek lazim.
  • istanbul gibi bir şehirde asla eleştiremeyeceğim ailedir. sahile uzak bir yerde oturuyorlarsa bahsettiğiniz o açık hava, deniz kenarı, park gibi alanlara ulaşmak saatlerini alır. arabayla gezseler ayrı dert, toplu taşımayı kullansalar ayrı dert. her hafta her hafta balkonda oturmak da biraz sıkar. dolayısıyla geriye tek bir alternatif kalıyor, o da avm'ler.
    azıcık kafayı çalıştırırsanız, bu aileleri değil bu ailelerin mahkum edildiği alternatifsizliği garip bulursunuz. herkes aptal bir siz akıllı değilsiniz.
  • sadece kendilerine ve çocuğa değil ihtiyaç yüzünden mecburen avm'ye gidenlere de işkence oluşturan çok gereksiz aile.

    bir de avm'lerin ortak alanlarında yapılan uyduruk kıytırık çocuk tiyatrolarını, kurulacak çizgi film konseptlerini takip edip çocuğu koştur koştur bunlara götürüp fotoğraf çekerler. ne fayda sağlar bilmiyorum o çocuğun karton tinkerbell, ben 10 maketiyle fotoğrafının olması.

    bu organizasyonun olduğu katlardaki karmaşa ve gürültü de cabası. bir şey almaya gidecekesem de 10'da orda olup 12'ye kadar halledip çıkma sebebi.

    yakında orman/park yoksa bile bunu yapana kadar evde oturup kek yapın birlikte daha iyi. yanına da sütle yersiniz.
  • çocuklu aile hafta sonu programı taslak:

    -kalkış, güne hazırlık (üst baş değiştirme, alt değiştirme, mutfağı toparlayıp kahvaltı hazırlama vs vs)
    -kahvaltı
    -kahvaltı sonrası işlemler (mutfak toplama, bulaşık mulaşık)
    -çocukla birlikte zaman geçirmek için eğitici öğretici sağlıklı aktivitelerden seçmeler
    -yemek hazırlığı
    -öğle yemeği
    -öğle uykusu (eşlerin kendilerine ayırabilecekleri dolu dolu tam 2 saat, ama haftalık temizlik, çamaşır gibi eğlenceli aktivitelerle de değerlendirilebilir)
    -çocuğu günün kalanına hazırlama (üst baş değişimi, çok küçükse alt değişimi filan)
    -akşam yemeği hazırlıkları
    -akşam yemeği
    -yatmak istemeyen çocuğu yatırmaya ikna çalışmaları
    -kapanış.

    bu taslağın üstüne eklenebilecekler:
    en az 2 haftada bir gelen alışveriş ihtiyacı (örnek babanın gömleği, annenin eteği, çocuğun sürekli tükenen herşeyi)
    eğer çocuk yeterince büyük ve tek başına başa çıkılabilir boyutlardaysa anne ya da babadan birinin kurban seçilerek diğerine sağlanan sinema tiyatro gibi sosyal aktiviteye katılım piyangosu.
    akraba ziyaretleri
    arkadaş buluşmaları.

    yani demem o ki efenim, o insanlar oraya çok da keyif aldıkları için gitmiyorlar, mecburen siz bekar insanlardan en az 3 kat daha fazla alışveriş ihtiyaçları var, ve şimdi alışverişimi yapıp çıkayım, ay şimdi sahile gideyim bi laylaylom dolanıp deniz havası alayım, akşam tiyatro varmış gidelim mi a dostlar şansına ve zamanına sahip insanlar değiller. avm de hem alışveriş hem yemek hem de çocuklar için aktivite sağlanmış oluyor. biz baya kasıp arabayla kilometrelerce yol tepip hadi floryaya gidip deniz kenarı yürüyelim çocuk hava alsın, ay hadi karaköye gidip namlıda kahvaltı yapalım filan diyebiliyoruz, ama bunlar hep pahalı aktiviteler. çok komik ama en büyük problemlerden biri de tuvalet, tutamıyor bu küçük insanlar işte geldi mi tuvalete götüreceksin, o yüzden kapalı mekana kapağı atman şart. hepsini geçtim in sahile yanında iki tane bebeyle bak bakalım denizi görüyor mu gözün. ay çişi geldi nasıl tuvalet bulucaz burda, hanım terlemiş mi bi bak üşütmesin, çocuğum yaklaşma o kayalığa düşücen, yavrum kenara çekil scooterlı ezecek seni.

    özet:
    anne baba olunca anlayacağınız ailelerdir.

    edit: ekleme yapayım durumun vehametini anlatma açısından: bekarken avmye gitmeyi özellikle sinema yüzünden severken çocuklu olarak tiksinmiş bir insanım, cidden mecburiyetten gidiyoruz. şu an iş yerinin dibinde avm var ve öğle araları gidip alışverişimi hafta içi halletmeye çalışıyorum, hafta sonu için çocuk tiyatrosu biletlerini bir hafta öncesinden ayarlıyorum, site içi oturalım çocuk açık hava görebilsin diye deli gibi kira ödüyoruz ve her fırsatta sitede açık havaya çıkarıyoruz, evet çocuğumla evde oturup kek de yapıyorum, ama yine kurtaramıyoruz kendimizi.
  • benim ailemdir. ankara'da bu aylarda denizden doğru poyraz sert estiği için mecburen sıkça yapıyoruz:(

    edit: başlık-entry uyumu
  • bunu bir sosyal etkinlik olarak değerlendirmeye başlar. hatta öyle ki kendilerine bir ödül olarak avm'de dolaşıp orada yemek yemek, çok matah bir şeymiş gibi geliyordur. bu zavallı durumu da başkalarına çok önemli bir hadiseymiş gibi anlatırken nasıl bir kapan içerisinde olduğunu farketmiyordur bile.
145 entry daha