şükela:  tümü | bugün
  • bir hak sahibi olabilme ve borc altina girebilme ehliyeti .

    (bkz: hak)
    (bkz: hukuk)
  • sağ doğmak koşuluyla, ana rahmindeki ceninin bile kavuşabildiği ehliyet. bir önceki cümleden de anlaşılacağı gibi pasif bir ehliyettir, elde etmek için birşey yapmaya gerek yoktur. ama ölümle bu hak kaybedilir.
    2 ilkesi vardır, genellik ilkesi ve eşitlik ilkesi. burada da eşitlik ilkesi esnetilir ama bu beni hiç ilgilendirmez.
  • sağ doğan bebek hak ehliyetine sahip olur ve kişi sayılır. fakat göbek bağının kesilmiş olması gerekmez.
  • semavi (bkz: kişilik hakları)
  • bundan sonra akıl sağlığınız yerindeyse kısıtlanmış değilseniz 18 yaşınızı doldurdunuz mu yani kanununda sayılan şartlar gerçekleştiği zaman fill ehliyetine tam olarak sahip olursunuz.
    hak ehliyeti, hak sahibi olma ve borç altına girebilme ehliyetidir. fiillerinizle, başka bir ifadeyle hukuki işlemlerinizle kendiniz adına hak sahibi olmak ve borçlanmak hak ehliyeti ile mümkün değildir. yasa fiil ehliyeti olmadan yaptığınız bu işlemleri kural olarak yok sayar, bazı hallerde ise yasal temsilci tarafından verilen izin ve icazet ile geçerli sayabilir.
    hak ehliyeti ve fiil ehliyeti gibi konular hakkında okumak, bilgi edinmek istiyorsak:
    (bkz: medeni hukuk)
    (bkz: kişiler hukuku)
  • kişilerin haklara ve borçlara sahip olma yeteneğidir.

    (bkz: genellik ilkesi)
    (bkz: eşitlik ilkesi)
  • medeni kanun'un 8. maddesi der ki:

    ''her insanın hak ehliyeti vardır.
    buna göre bütün insanlar, hukuk düzeninin sınırları içinde, haklara ve borçlara ehil olmada eşittirler.''
  • islam hukuku'ndaki adı vücub ehliyeti'dir.
  • hak ehliyeti, kişinin kendi davranışı gerekmeksizin haklara ve borçlara sahip olabilmesini ifade eder. tüm insanların, hattâ tam ve sağ doğmak koşuluyla ceninin bile hak ehliyeti vardır. tam doğmak beyin, kalp gibi zorunlu organlara sahip bir şekilde doğmayı; sağ doğmak, ananın karnından ayrıldıktan sonra, anadan bağımsız bir şekilde, bir saniye de olsa nefes alabilmeyi ifade eder. bu koşullar gerçekleştiği takdirde, cenin, geriye dönük olarak, yani doğumuyla değil de ana rahmine ilk düştüğü andan itibaren hak ehliyetine sahip olur. böylece, ana hamileyken baba ölürse, cenin bu sebeple babanın mirasçısı olur. bu durum öylesine devasa değişikliklere sebep olur ki, mirasçıları altüst edebilir. şöyle ki, ceninin babası ölürse ve cenin sağ veya tam doğmazsa, bu durumda adamın mirasının yarısı eşine, diğer yarısı ise 1. dereceden üst soyuna geçer. ama cenin sağ ve tam doğarsa, mirasın dörtte biri annesine, dörtte üçü ise kendisine düşer. yine cenin, hak ehliyetine sahip olduğu için, taraf ehliyetine de sahiptir. dolayısıyla cenin adına dava açılabileceği gibi aleyhine de dava açılabilir. hattâ cenin, kendisine yapılan haksız fiiler yüzünden bile dava açabilir. bu da gösteriyor ki, hak ehliyetinin medenî usûl hukukundaki izdüşümü taraf ehliyetidir.

    fiil ehliyeti ise hak ehliyetinden tamamen farklı bir kavramdır. fiil ehliyeti, kişinin kendi eylemleriyle hak kazanabilme veya borç altına girebilme yeteneğine denir. fiil ehliyetinin şartları; ayırt etme gücüne sahip olmak, ergin olmak ve kısıtlı olmamaktır. bu yüzden, tüm insanlarda fiil ehliyeti var demek mümkün değildir. kısacası, fiil ehliyetine sahip olan herkes hak ehliyetine sahipken; hak ehliyetine sahip olan herkes fiil ehliyetine sahip olmayabilir. fiil ehliyetinin medenî usûl hukukundaki izdüşümü ise dava ehliyetidir. dava ehliyeti, usûl işlemlerini tek başına yapabileceği gibi davayı da tek başına takip edebilir. dava ehliyetine sahip olan bir kişi sulh olabilir, ikrarda bulunabilir, yemin teklif edebilir, davasından feragat edebilir... oysa dava ehliyeti olmayan kişiler bunların hiçbirisini yapamazlar.