şükela:  tümü | bugün
  • "+ romanın bir noktasında üçüncü bir başrol oyuncusu giriyor, oğuz atay. neden onu seçtiniz?
    - türkçede yazılmış en iyi metinleri düşündüm, karşıma oğuz atay metinleri çıktı. o karakterde bir dönüm noktası olacaksa bu bir sanat eseriyle olmalıydı. bir de oğuz atay kitapta var olmayan, adından bile bahsedilmeyen masumiyet ve iyilik fikri için orada.
    + masumiyet ve iyiliğin simgesi oğuz atay mı sizin için?
    - metinleri öyle. benim için onun metinleri kırılganlığı, masumiyet arayışını anlatıyor.
    + kendinizi akraba hissettiğiniz bir yazar mı?
    - onun karakterlerindeki o kırılganlık, aşırı hassas olmak, açık yara gibi yaşamak benim de fark etmeden yazdığım şeyler... o açıdan tabii ki akraba. ama dikey olarak uzak hissediyorum, olağanüstü yazmış biri. o kadar yüksekte ki dikey olarak çok uzaktayız." röportaj, pazar milliyet 24 nisan 2011

    birbirinin zıttı noktada duran celine ve oğuz atay'ı çok sevmesinin nedenini bilmek isterdim. belki bu soruya benim adıma da cevap verebilirdi.
  • kendisine birkaç yıl once yazdıgım bir nota içten tesekkurleriyle cevap vermiş, yazar kişi.

    o not:

    kitaplarını çok kısa aralıklarla okudum, ilk kitabınla geçen sene tanıştım. piç' ti.. sanırım 4 günde okudum ve ardından kinyasla kayra geldi, hiç böyle bir son hayal etmemiştim, 2 farklı sonuç 2 farklı dünyamı gösterdi bana.. ve kinyası seçtim, ne kin ne de yas kaldı içimde.. yeni bir hayata adım attım.. ardından zargana ve sonrasında malafa.. son olarak da azille yaşadım. 2yi okudum 3ü okudum kaç kere okudum hatırlamıyorum, kinyas ve kayra gibi oldu benim için; kimselere okumaları için bile vermedim 2 kitabınıda. şimdi de ziyanı beklemekteyim, ziyan etmeye başladıgım şeylerin sonunu gösterecek oda bana bunu düşünüyorum.. kimi zaman hayatımı yazdın, kimi zaman hayatım olsun dediklerimi.. mürekkebin bitmesin..
  • müthiş bir insanoğlu ve onu var eden kültür, birikim, zeka, hayalgücü, harika bir anlatım.aforizmalar adamı.ismi ;sevenleri için, vuu sen gel hele buraya diye muhabbetin kapılarını aralayan bir parola.edebiyat dünyam farklı bir milat yaşadı onunla, kinyas ve kayra'dan öncesi-sonrası şeklinde.hem nihilist hem varoluşçu bir kurgu, hem derin hem de yitik karakterler.belki bütün kitaplarında da, kurgu adına çok orjinal şeyler yok.eserlerini orjinal hale getiren kelimelerin anlamlarından farklı bir enerjiyle dolup taşması, birbirleriyle aşkla, şehvetle, uzun uzun sevişmesi.siz bu sevişmeye öyle bir dalıyorsunuz ki kelime oyunlarıyla aklınızı alıyor.öyle cümleleri var ki, kitabı bırakıp bunları düşünür oluyorsunuz.ve bu yüzden düşünceleri ve cümleleri eserlerinin önüne geçiyor.işin en güzel yanı aslında çok da derin olmak istemiyor hakan günday. bütün o derin düşüncelerin ardında, alegoriyle çok basit gerçekleri anlatıyor,altında farklı ve yanlış anlamlar arayanlarla dalga geçerek.yer altı edebiyatı yapıyor gibi görünerek, derin görünen bir lisanla bu toprakları, bu insanları ve sıradan şeyleri anlatıyor.yeni başlayacaklara tavsiyem şudur ki hem düşünün okurken, hem de çok ciddiye almayın, zira hakan sizden bunu ister.
  • ziyan'dan sonra bu küfür olayını birazcık abartmış gibi. yani abartmış derken, ilk ziyan'da başladı bu "amına koyayım, sikeyim" olaylarına, sonrasında az'da da farkediliyor bir hayli bu durum. yok yani hiç bir sorunum yok gayet tüm kitaplarını okudum çok da severim yazısını, kendisini ama sanki biraz kaçış gibi oluyor arada kelimelerden.
    bir sinir durumunu anlatmak yerine "amına koyayım" ya da "sikicem sikicem.." yazmak daha kolay bir alternatif olabilir mi bilmiyorum ama öyle duruyor bazı cümlelerinde.

    ayrıca az kitabı ile beni ağlatmıştır. cidden güzel.
  • 'bir kitabın nasıl soundtracki olabilir' sorusuna cevabı enseden şaklatarak verir. çünkü bu abimiz kahramanlarının başından geçen olayları anlatırken o an ortamda hangi müziğin çaldığını da çıtlatarak anlık görüntüleri hafızalara iyice kazır. her kim ki o kitabı okuduktan sonra kitapta adı geçen müziğe bir yerde rastlarsa bu usta kalemin kahramanları saklandığı beyin kıvrımlarından sıyrılıverir. dahası şiddetli tasvirleri ile yarattığı kahramanları görünür kılar. uzun lafın kısası biz kendisinin kitaplarını beğenerek okuyor, izliyor ve dinliyoruz.
  • popülerleştiğini farkettikçe, yazdıklarını daha da hardlaştıran yazardır.
  • bazen öykünüyorum. hiç çaktırmıyorum ama orada burada. kürt düşmanlığıyla (veya islamofobiyle, homofobiyle vs. çoğaltmak mümkün) suçlandığını görünce yazma gereği hissettim. adamın öyle kaygıları yok bikerem. yarattığı karakterler bizzat hakan günday'ın kendisi değil. bilinçaltına işleyen zararlı düşüncelerin dışavurumu bile değil. karakterleri hayal ürünü. hatırlattığım şeye bak allasen.

    eğer kompleks sahibiyseniz kürt düşmanlığıyla itham edilebilecek iki kitabı var, ziyan ve az. ikisinde de ortalama insanların konuşmalarından kürtlere, aşiretlere saydırmış. ee.. yeşilçam'da kalmadı mı mutlak iyi ya da mutlak kötü karakterler. yarım akıllı bi askerin iç sesi, hakan günday'ın şahsi fikri olacak diye bir kaide mi var? elif şafak'ı türklüğe hakaretten yargılatan savcı, ahmet altan'ı vatan iki memeye satmakla eleştiren dingil olmanın makul olduğu düşünülebilir mi?

    hakan günday'ı okuyup kürtler hakkındaki kötücül ahkamlarına dayanak bulan okuyucu, zaten ırkçıdır. hea mesela ben ziyan'ı okuyunca tsk'dan nefret etmeye başladım. zaten antimilitaristim. bana dayanak olmasında sakınca yok. alın adamı yargılayın madem tsk'ya hakaretten.

    buradan kitap yakmaya giden yol pek kısa. hayrı da yok. günday'ı ırkçılıkla itham edeceğinize, günday'ın yarattığı karakterlerin beslendiği bataklığı kurutuverin. o da zor değil, ipuçları kitaplarında zaten var.
  • ben mi birşeyler kaciriyorum bu kadar sevilen bir yazarda... neyse sadece az ile karar vermeyeceğim buna bir kitap daha sansı var bakalım. ama az ile ilgili olarak, oguz atay'ı o kadar kullanması ve zeka ile kitaba yedirilmemiş sadece bir üst insan gibi kullanılıyor olması cileden cıkardı beni.
  • işin büyüsü kaçıyor ama naapalım, bulaştık bir kere. şimdi bu yazar anama bacıma sövse, çarşaf çarşaf röportajlarında azınlıklara, kadınlara, göçmenlere küfretse, dünyanın en azılı faşistiyim diye dolansa yine beni ırgalamaz. insanlara öyle yoğun kredi açmışlığım yok. lakin hakan günday'ı da anladığımı sanıyorum. kendisinin girişmeyeceği izahatlara da bundan girişiyorum heralde.

    zihniyet teşhiri. iki kelime. aman aman egosu yok yazarın. ister karakterine söyletir, ister kendi söyler. çünkü kendisi hep ve hiç. herkes ve hiçkimse. yazarlığına öyle bir misyon yüklemiş. o sebeple, yazılarından-kitaplarından cümleler devşirerek, genel hava üstüne niyet okuyarak bir yere gelmek imkansız.

    şunu da görmüyor değilim. kürt düşmanlığı merkezli roman yazmadığına dair bir koruma refleksim olmadı. na cümlelerim burda. buna antitez olarak, "hayır efendim kürt düşmanlığına sürçüyor dili dedik biz" demek anlamsız. üstüne, sıra sıra hakan günday okumaları yapıp onun ne kadar düşmansı yazdığını ispatlamak tamamiyle çelişki. ispatlamana ramak kaldı, adam kürt düşmanlığını romanının ana hattı bellemiş neredeyse. kürtlere olmasa ekmek çıkmayacak garibime.

    hayır yani, karşımızda bi nihal atsız var. türkçü-turancı, kürt düşmanı, 9 ışık prensibini hatmetmiş, mhp'ye alan açan, aynı zamanda türk intikam tugayı için ideolojik zemin hazırlayan bi yazar var. yoksa kitlelere rüyasını empoze etmeye çalışan nazi propagandisti bi adamı sanatçıdan sayıp analojiyi yerlerde boşuna süründürmeyiz.

    adam, sıradan geçiyor. her aidiyete küfrediyor. ister karakter olsun, kendisini feda etsin. yapıyor bunu. ennihayetinde elimizde kala kala kürt düşmanlığı kalıyor. ne islamofobisi dert, ne homofobisi, ne kadını aşağılan, göçmeni horlayan ruh halleri. kitaplarımdan 9 saat uzakta olmasam, ıncık cıncık tarayıp illa bi iki kelam bulurum ezilenlere karşı. güveniyorum kendime. ama rahatsızlık yaratmıyor bende. karşımda bi kurgu (hakan günday kimliği silikleşiyor, kurguya dahil oluyor) olduğunu bildiğimden ferahlıyorum belki de.

    kürt düşmanlığına sürçüyor dili. alınıyor abimiz. doğru kullanalım ifadeleri. bi allahın kulu da gelsin desin ki, "hakan günday kürtlerin geçrek yüzünü gösteren romanlarıyla vatanın bölünmezliği için kalemiyle savaşan bi cengaver!" yok anam yok. herkes aptal bi ben akıllı. halbuse ülkemizde faşist bol. kavgam baskı baskı satarken kimse mi görmez hakan günday'daki cevheri. güzel de yazıyor maaşallah. kahrolsun pkk demekten dilinde tüy biten, yeni güzel kelamlara ihtiyaç duyan türk milliyetçileri işalla bigün bu damarı keşfeder. ırkçılık yapcaksak edebi olsun bari.

    kompleks yapmaya luzüm yok. hakan günday herkese iki kelam küfretmiş. burdan kürdü sıyırıp ırkçılık teşhiri yapmak, topu yazara atmak falan felan dediğim gibi... cumhuriyet savcısı işi. hee diyim işte, hakan günday romanlarındaki kürt düşmanı sözleri deşifre etme sanrısı, ırkçılığa delalet değil, komplekse işaret. halbuki feminist olmak lazım biraz da, lgbtt bireylerin hakkını savunmak lazım az buçuk.

    çözüm ne gardaş. doğan kitaba gidip protesto mu çekelim? kürt düşmanlığı bi politik hat olarak kabullenebileceğim bir şey değil. bunu durdurmak boynumun borcu. ne yapayım sen söyle. okey, kitap yakmıyacaktık. liberal düşünce özgürlüğü martavalına da sırtımızı yaslamıcaz, söz. ama naapıcaz. erken uyarı sistemiyle buna bir dur mu dicez. dicez de ne yapcaz? bu kadarcık mı? eften püften boykot tavrını benimseyelim. en azından tarafımız belli olur. sırat köprüsünden geçerken biz dediydik deriz.
  • türkiyenin yer altı edebiyatının muhteşem ismidir kendisi. son zamanlarda kitaplarını okuyan insanların kolay kolay vazgeçemedikleri, insanı delicesine düşünmeye zorlayan, dili, fikri, izah şekli, mizah şekli son derece anlamlıdır. öylesine büyük düşünür ki ifade şeklinden bunu kolayca anlayabilirsiniz.

    lakin bazı cümleleri iki kez bile okusanız içiden çıkamayacağınız kadar düşünce doludur. bazen yorar fakat yorduğu kadar da zevk verir. mutlu hissettirir. üzgün hisettirir. düşüncelere, rüyalara dalarsınız.

    hakan günday okumak istiyorsanız eğer -ki hâlâ başlamadıysanız büyük bir kayıptır- kesinlikle ilk kitabı olan kinyas ve kayradan başlamalısınız. o vakit bu dediklerime hak vereceksiniz, eminim.

    --- spoiler ---

    ama biliyorum, izin vermeyecek insalar rahatça kendimizi yok etmemize. arkadaş olacaklar. aşık olacaklar. sırdaş kesilecekler başımıza. robinson'un bile yanına cuma'yı veren dünya, üzerinde yaşayan bütün insanları tanıştırma gibi hastalıklı bir saplantıya sahipken uzak kalmamız çok zor olacak gündüzün ve gecenin seslerinden ..

    --- spoiler ---

    edit: imla

hesabın var mı? giriş yap