şükela:  tümü | bugün soru sor
  • anayasa belli, yasalar belli peki bu arkadaş ne yapıyor yazılı olan metne göre karar veriyor.

    gereği düşünüldü diyor bir de

    düşünemedi..

    avukat adam müvekkilini kurtarmak için çabalıyor bir savunma hazırlıyor, keza savcı suç unsurunu tespit edip ona gore mütaala veriyor falan, bu hakim bey amca hazır olan metne göre karar veriyor oturduğu yerden.

    edit: arkadaşın biri hakaret olarak algilamis ve savcilarin suc duyurusunda bulunabilecegini belirtmis. bu eksi sozlukte öğretmenlere, doktorlara, polislere neler neler yazıldığını bilmiyor galiba.
    benim eleştirim sisteme ve bu sistemle yürütülen daha doğrusu yürümeyen mesleğe idi.

    yeni bir edit: bakıyorum hareketlenmiş ortam, ben hakimlik mesleğinin içinin bosaltildigindan dem vuruyorum adam kitap okumuş diyor, sistem bozuk ve kendileride şikayet etmiyorsa yapacak birsey yok.
  • ...
  • (bkz: hakimin hukuk yaratması)
    (bkz: vicdanî kanaat)
    (bkz: tez antitez sentez)
    (bkz: ironi olması umulan entry'ler)

    meslek, teknoloji ve bilim ne kadar gelişirse gelişsin, çok kutsal ve gerekli bir meslek. bu mesleğe olan gereksinim kıyamete kadar da devam edecektir. bu yönü itibariyle başlıktaki önermeyi kabul etmek mümkün değil. ancak mesleğin boşluğu yerine mesleği icra edenlerin bilimsel yetersizliğine bir atıf olsa önermeyi sonuna kadar desteklerdim. zira hukuk bir bilimdir ve bilimsel altyapısı olmadan yetersiz eğitimle hakim savcı olanların sayısı tahmin edilenden daha fazladır. bugün itibariyle hukuk felsefesi ve hukuk sosyolojisine dair en temel konularda sohbet edebileceğiniz tartışabileceğiniz hakimi, savcıyı, avukatı kolayca bulamazsınız. meselâ birçok hâkim için anayasa/kanunlar bile yargıtay kararlarının arkasında kalır. hukuk neredeyse onlar için yargıtay kararlarından ibarettir. hani bazen kendi içtihatlarıyla çelişen yargıtay'ın kararları var ya onlar işte! neden?. mevcut bilgisi hukuk yaratmaya (hukuk mahkemeleri için geçerli tabi) yetmiyor da ondan!. ceza hukukunda da bir kısım ceza hakiminin, vicdanî kanaatlerini delillere dayandırarak ayrıntılı gerekçelendirememeleri sebebiyle haklı olarak üst dereceli mahkemelerce bozulan kararlarında gerçeği görmeleri zaman alır. halbuki yargıtay o kararı gerekçesizlikten bozmuştur. bunu görünce aman yargıtay (veya bam) kararımı bozmasın diye sürekli içtihat araştırırlar. iyi de kardeşim vicdanî kanaat nerde kalıyor o zaman?. "olsun, bir de not var şimdi!. kötü not almayalım." pozitif hukuku bilmekle hukukçu olunmuyor.

    şu an ülke yargısı iç organları enfeksiyon kapmış bir hasta gibi. bunun tedavisi ise tamamen sentetik ilaçlar (iktidardan türeyen ve iktidarın ihtiyacına göre şekillendirilen pozitif hukuk) değil bitkisel/doğal içeriği olan ilaçlar (damıtılmış ideal hukuktan türeyen pozitif hukuk) olsa gerek!..
  • ekşi sözlük yazarları iyice şey oldu

    "yav bu komünizmin amına koyim." diyen tipler gibi.

    ya binlerce yıllık birikimle oluşmuş şeyleri silmek bu kadar kolay mı lan ahdhah.
  • bu başlığı oluşturan cümleni yani "hakimlik mesleğinin içinin boş olması" demeni, altına yazdığın kendince haklı gördüğün önermeni, düşüncelerini, eğer günün birinde her hangi bir olaydan dolayı mahkemeye çıktığında da söylemeni canı gönülden istiyorum.

    aa pardon orası gerçek hayat, böyle kolay sallanmaz değil mi?

    düzeltme: konuyu açan arkadaş yeni düzenleme girdiği için şimdi fark ettim.
    demiş ki "ben hakimlik mesleğinin içinin bosaltildigindan dem vuruyorum"

    evet hakimlik dediğin meslek, onun bunun ağzına bakarak karar verebileceğin bir meslek değildir. vereceğin bir karar insanların hayatlarını, hayalleri, yaşantısını etkiliyor. bu konuda eğer konuyu açan arkadaş şu anki politik baskılarla hakimlerin birilerinin ağzına bakarak karar vermesi ile açtıysa bu konuyu sonuna kadar haklı.

    fakat "yea her şey kanunda belli, okuyorsun söylüyorsun" tarzında yaklaşıyorsa da yanlıştır bana göre.
  • madem öyle, 4 yıl hukuk okuyup hakim savcı sınavını kazan, stajını yap, o kadar kanun-mevzuatı yut, hakim ol. belki doldurursun içini ha?