şükela:  tümü | bugün
  • "bu adam futbolla ilgili de yazmaya başladıysa ben ornitorenklerin çiftleşirken çıkardığı sesler üzerine kitap yazabilirim" düşüncesini beynimde filizlendirmiş yüce şahıs. idol tutulası yazar örneği.
  • galatasaray hakkinda 15 agustos 2003 gunku fotomac'ta bir siiri cikmistir;

    sevgiliye mektup
    sevgili galatasaray'ım.telaşlı gece vardiyalarındayız. senin maçlarına gelirken, zamana yeniliyorum.
    yetişememekten korkuyorum gollerine.
    birbirine sevgiyle bakan yüzlerin arasında kilometrelerce yürüyorum.
    kırmızı dostluklar bırakıyoruz birbirimize, sarı özlemler.
    cebimdeki bozuk paralar ritm tutturuyor, "re re re ra ra ra" diye.
    gülümsüyorum.
    bütün yollar sana çıkıyor, karşıma çıkan dağları çok kolay aşıyorum.
    gururla taşıyorum apoletini.
    alınterim iksirim oluyor.
    kendime avare oluyorum, sana divane.
    önüme çıkan her engelde, senin sevgin çoğalıyor bende.
    ardımdaki otomobil farlarında, bir dans pistinde sanıyorum kendimi.
    tenefüste çay molası gibi geliyor, dağlardan aşağı inişim.
    özlemle beklediğim bir mektubu okuyorum sanki, sana gelirken.
    yalandır bizlere verdiğin eziyet.

    olimpiyat stadı başkaları için kış mevsimi olabilir ama benim için sonsuz bir düş mevsimi.
    saçlarımı tarıyor rüzgar, akerdeonlar eşliğinde.
    gözlerimde tüm zamanların en güzel resmi.
    gökyüzü parlıyor, senin attığın gollerden sonra.
    takım sahaya çıkmadan önceki suskunluğum bir piyano resitali.
    haykırışım, çatlak duvarları bile ören sarmaşık.
    ben sana sevdalıyım, rengine aşık.
    o yollar, o çile bıktıramaz beni.
    ülkemizin sahipsiz yasalarına sızlanmayacak kadar gururluyum
    sana yakışıyorum attığın gollere, yürüdüğün hedeflere.
    sen yüreğimin gizli bestesi.
    eskiden asya masalıydık şimdi avrupa efsanesi.
    aslolan vefaysa, ben cefa çekmeye razıyım.
    varsın yollarda geçsin ömrümüz.
    senin seyrine doyum olmuyor.
    galatasaraylı çocuklar adına
    sevgili galatasaray'ım.telaşlı gece vardiyalarındayız. senin maçlarına gelirken, zamana yeniliyorum.
    yetişememekten korkuyorum gollerine.
    birbirine sevgiyle bakan yüzlerin arasında kilometrelerce yürüyorum.
    kırmızı dostluklar bırakıyoruz birbirimize, sarı özlemler.
    cebimdeki bozuk paralar ritm tutturuyor, "re re re ra ra ra" diye.
    gülümsüyorum.
    bütün yollar sana çıkıyor, karşıma çıkan dağları çok kolay aşıyorum.
    gururla taşıyorum apoletini.
    alınterim iksirim oluyor.
    kendime avare oluyorum, sana divane.
    önüme çıkan her engelde, senin sevgin çoğalıyor bende.
    ardımdaki otomobil farlarında, bir dans pistinde sanıyorum kendimi.
    tenefüste çay molası gibi geliyor, dağlardan aşağı inişim.
    özlemle beklediğim bir mektubu okuyorum sanki, sana gelirken.
    yalandır bizlere verdiğin eziyet.
    olimpiyat stadı başkaları için kış mevsimi olabilir ama benim için sonsuz bir düş mevsimi.
    saçlarımı tarıyor rüzgar, akerdeonlar eşliğinde.
    gözlerimde tüm zamanların en güzel resmi.
    gökyüzü parlıyor, senin attığın gollerden sonra.
    takım sahaya çıkmadan öncesi suskunluğum bir piyano resitali.
    haykırışım, çatlak duvarları bile ören sarmaşık.
    ben sana sevdalıyım, rengine aşık.
    o yollar, o çile bıktıramaz beni.
    ülkemizin sahipsiz yasalarına sızlanmayacak kadar gururluyum
    sana yakışıyorum attığın gollere, yürüdüğün hedeflere.
    sen yüreğimin gizli bestesi.
    eskiden asya masalıydık şimdi avrupa efsanesi.
    aslolan vefaysa, ben cefa çekmeye razıyım.
    varsın yollarda geçsin ömrümüz.
    senin seyrine doyum olmuyor.
    galatasaraylı çocuklar adına
    sevgiliye mektup
  • kendi imzasını taşıyan son on yılın en popüler 13 şarkısını "o şarkılar" adlı bir albümde toplamış olan gazeteci yazar.
  • gökhan özen hakkında hazırladığı yazı dizisiyle pulitzer' e aday büyük gazeteci.
    http://www.gokhanozen.com.tr/…sından&kategori=basin
  • mustafa sandal ın jest oldu isimli parçasının söz yazarı
  • aylin alaz'ın kızın yine aşık anne şarkısının söz yazarı.
  • canları sağolsun adlı yazısını görüp fenerbahçeli diye düşündüğüm, ancak yukarda gs'a yazılmış şiiirini görünce, ulen bu ne çelişkidir diye hangi takımı tuttuguna karar veremedigim yazar.

    canları sağolsun

    karanlıkların hakimiyet kurduğu bir düzenin, yenik askerleri mi ilan edilecek fenerbahçeli futbolcular? kendilerine karşı barikatlar, aydınlık düşüncelerine karşı tarikatlar oluşturulmuşken, kazanmak nasıl da kutsal olurdu. olmadı. canları sağolsun. bu heyecanlı yarışa bizleri ortak edenleri, kaybettikleri için yok sayabilir miyiz? galatasaray'ın şampiyonluğuna anlam kazandıran fener'in büyüklüğü değil mi? yanlarında durun, dik dursun başları! kaybetmek kazanmak kadar değerlidir bazen. bırakın futbolculara ithaf edilsin, taraftarın gözyaşları.

    ***

    günah keçileri mi arayalım, bir yıllık sevaplarını bir kalemde silip? ligin başından bu yana bütün güzellikleri sergileyenleri, şampiyon olamadılar diye kör ışıklar arenasında yem mi edelim? galatasaraylı futbolcuları altın tozuna batıralım da, son dakikaya kadar mücadeleden kopmayan fenerbahçeli futbolcuları çamur deryasına mı atalım? sefalet kurnazı adnan polat'a "kol saati" verelim de, adnan polat'ın takımını üç kez eze eze yenen fenerbahçeli futbolcuları yerelim mi? hakem hatasıyla maç kazanmış olsalar da, bir kez bile isimleri rakip takım kalecileriyle anılmayan futbolcuların onurlu duruşunu inkar mı edelim?

    ***

    bir kaybetme anı vardır, kale kocamandır da, ayaklarda mermer pabuçlar vardır sanki. yürekler iflas eder, bütün yollar yokuş olur. cennet halinden cinnete uzanmak gerçeği vardır, olmazsa olmaz. büyük denizler aşılır, koca nehirler geçilir de, karıncaların su içtiği ırmakta boğulmak da vardır. olur mu olur! bütün geçmiş inkar edilir de, her şey son maçtaki kimliklerden mi sorulur? haksızlık olmaz mı yani? sahi ya, fenerbahçe'den başka hangi takım taraftarı için, bilet alınırken ikametgah istendi bu ülkede? fenerbahçe'den başka hangi takıma karşı, vahşi duygularla bezenmiş "konfeti organizasyonu" üretildi? hangi takıma karşı sinsi yemeklerde ittifak orduları kuruldu? şampiyonluğu kaybettikleri maçta bile, zerre kadar çirkefliğe bulaşmayan futbolcuların duruşu, şampiyonluk kadar değerlidir.

    ***

    fenerbahçe kaybetti, üzülen sadece fenerbahçe taraftarı... sevinen herkes... fenerbahçe kazansaydı sevinen sadece fenerbahçe taraftarı olacaktı. üzülen herkes... bu gerçek bile çok şeyi açıklar. ne diyelim, bazıları "ittifak sofralarında" birbirlerini doyursunlar. onların gözlerini de fenerbahçe düşmanlığı doyursun. yarından sonraki yemeklere üçüncü şahıslar da buyursun.

    ***

    rakibini üç kez yendiği halde, bir kez bile tebrik edilmeyen fenerbahçe'ye, şampiyon galatasaray'ı tebrik etmek düşer, taraftara da bu yangını söndürmek düşer. çünkü fenerbahçeli futbolcuların, taraftarından başka kimsesi yok.

    ***

    o futbolcular, bir finalin en dokunaklı yerinde kalmış olabilirler. bir yolculuğun son durağında devrilmiş de olabilirler. ama karamsarlıktan doğmaz tribün şarkıları. bugünleri taşımak taraftara zor gelmesin. madem ki fenerbahçe tribünlerinde "güzel günler göreceğiz" deniyor, o halde güzel günleri gösterecek olanlara niye berbat bir bedel ödetilsin? şimdi onurlu bir koşunun yaralı askerlerine el uzatmak zamanı. kaybetmek kazanmaktan daha değerlidir bazen. fenerbahçeli futbolcular sadece kendi taraftarlarına borçlu ve bu yıl kaybettiklerini gelecek yıl ödeştirirler. taraftarlar yüreğinden öpsün onları.

    hakki yalçin
  • takvim gazetesinde hem siyaset yorumu hem de spor yorumu yazan komik insan, fenerbahçe yazarı.
  • artık fenerbahçeli oldugunu sözlükten öğrendiğim takvim gazetesi yazar.
    futbolumuzdaki son gelişmeler için yazdıgı yazısı aşağı copy+paste olarak verilmiştir.

    tüp" geçitler!

    garantili şampiyonluk mesajı verenlerin konuşma balonları patladı. içinden gaz sızıyor! geçen yıl nobre'nin elle attığı gol için, "temiz lig istiyoruz" diye pankart açanlar, nobre'yi takımlarına kaptan bile yaptılar. o nobre'nin rize maçındaki delikanlıyı bozan penaltısıyla, şimdi şampiyonluk çığlıkları atıyorlar. alın size temiz bir lig! (ben fenerbahçeli nobre, elle gol attığında, "benim futbolcum elle gol atsa, maçtan sonra rakip takım futbolcularının ayaklarını yıkamaya gönderirdim" diye tepki göstermiştim. beşiktaşlı nobre'nin penaltı yatağına tepki göstermek de hakkım!)

    ***

    adaletsizliğin toplama kampı, 27 haftadır, fenerbahçe'nin verilmeyen penaltılarıyla dolu. o yüzden hiçbir sırrı merak etmiyorum artık. burası türkiye! adamın biri kolundaki saatle bu ülkede şampiyonluk kazandı, siz ne diyorsunuz! ben diyorum ki; fenerbahçe bundan sonra kazanacağı bir penaltı olursa, kesinlikle tribünlere göndersin. taahhütlü mektup yerine. bu ülkeyi kendi çamur karasına benzetenlerin her birine!

    ***

    maziyi hatırlatıp, "bu iş sırayla" diyen varsa, onlar kirin katsayısını hesaplayıp, hanelerine yazabilirler. ama görünen o ki, geçen yılki filmin senaryosunu bu yıl da değiştiremeyecek fenerbahçe. ona kalan en iyi izleyici ödülü olacak yine. çünkü şampiyonluğun tüp geçitlerinde sarı ile lacivert renklere geçiş izni yok. hafta içinde ne yazıyordu gazeteler. "haluk ulusoy, fenerbahçe'ye ceza vermeyin dedi!" bir şey dediği muhakkak! siz gördüklerinize mi inanırsınız, yalan gazetelere mi?

    ***

    kendilerini haklı kılacak her şeyi üretenler ülkesinde, haftanın kritik pozisyonlarına, vicdanınızın ekranından bakın. kayserili tayfun cora'nın nasıl kollandığına, tümer'in penaltısına gözlerini yuman hakemin, adaletin hangi tarafında olduğuna...

    ***

    gelelim istanbul'a... nobre'nin penaltısı, yeni bir delikanlılık kitabıydı da, binlerce kişi alkışladı. baki mercimek sarı kartlı ve rizeli rakibine arkadan kasti harekette bulunuyor. hakem iki metre önündeki harekete ikinci sarı kartı göstermiyor. çünkü berbat oynayan beşiktaş'ı riske atmanın alemi yok. "garantili şampiyonluk mesajları" dağıtan beşiktaşlı yöneticiler, hadi bana adaletin resimlerini de dağıtsın. duvarıma asacağım.

    ***

    görünen bir şey var ki... geçen yıl sinsi ortaklıkla harcanan fenerbahçe, bu yıl da çarmıha gerildi. o çarmıhtan hz. isa'yı kurtarmak bile mümkün ama fenerbahçe'yi asla...

    ***

    rizespor başkanı ekrem cengiz'i gördünüz mü? hakkı yendiği zaman kendini kaybedenlere karşılık, hakları olmadığı halde kazananları gördünüz mü? kendilerine çıkar sağlayan pozisyonlara bugün iştahla kucak açan beşiktaşlı yöneticiler, yarın canları yandığında, hangi hakla isyan edecekler?

    ***

    adalet ya ruhtadır, ya hiçbir yerde. ben kimin şampiyon olduğuna değil... nasıl olduğuna bakarım. şampiyonluğun garantörleri ve sponsorları olan bir ülkede... hakkım olmayanı her daim çöpe atarım. hele gaz kaçırıyorsa
    hakkı yalçın