şükela:  tümü | bugün
  • mahkemenin, sanığı suçlu bularak belli bir süre hapis cezası vermesi ancak tutukluluk süresi içinde veya sonrasında mahkemenin verdiği kararın yanlış olduğunun anlaşılması durumudur.

    suçsuzluğunun ispatı sonrası kişinin maddi ve manevi tazminat hakkı doğar ve tam da bu noktada işler acayip sapıtır. bu tür haberleri her okuduğumda kan beynime sıçrar çünkü onca kaybolan zamanın para değeri neredeyse bir hiçe karşılık gelmektedir.

    maddi tazminat suçsuzluğu anlaşılan kişinin hapse girmeden önceki gelirine göre hesaplanır. ancak bu hesaplamaya gelecekte ve hapis durumundan ötürü oluşan kaybı dahil edilmez.

    manevi tazminat ise gerçekten en sinir bozucu kısmı. hapiste geçen günlerin hatta yılların değerine karşılık ödenen miktar suçsuz yere ceza çeken kişinin elem ve ızdırabının telafisine göre yapılıyor. lan bunu kişinin kendisinden başka kim belirleyebilir. konuyla ilgili haberlerde yazanlar öyle komik paralar ki. dahası var. bu tazminat kişinin ekonomik ve sosyal statüsüne göre de değişebiliyor. yani aynı süre için haksız yere tutuklu kalan iki kişi farklı tazminat hak edebiliyor.

    zamanın paraya çevrilmesi elbette objektif olarak imkansız ve bu tür haksız durumlar bir şanssızlık, acelecilik, yetersizlik, zayıf savunmadan kaynaklanabilir (hatta siyasi sebeplerle kişiler tutsak edilebilir) ancak asıl problem suçsuzluğun anlaşılmasından sonra başlıyor. bu da hukuk sisteminin hatasını telafi etmek için yetersiz kalması.

    hani şöyle bir mantık var ya 'cezalar daha ağır olsa suç oranları azalır' işte tam da bunu hukukun kendisine uygulamak gerekli.