şükela:  tümü | bugün
  • baris manconun güzel bi $arkisi...özlem tekin cok güzel yorumlami$ti
  • bari$ manco'nun yanli$ hatirlamiyorsam siyah beyaz donemde nazan $oray'la cekilmi$ klibiyle me$hur olmu$ parcasi..

    aksam olup gün batinca
    daglara hüzün cöküunce
    lale sümbül boynunu egip
    kurt kuzuya kem bakinca

    köye döner nazo gelin
    yavru ceylan gibi kaçar
    seke seke çaydan geçer
    nazo gelin ayagina takar
    hal,hal
    bir bakisi canlar yakar
    gülüsüne cihan deger
    nazo gelin ayagina takar
    hal hal
    ayaginda gümüs hal hal
    ince nakis gümüs hal hal

    yedi köyün yigitleri
    agalari ve beyleri
    bosyere durmus beklerler
    yaralidir yürekleri

    gitti gelmez nazo gelin
    yavru ceylan gibi kaçar
    seke seke çaydan geäer
    nazo gelin ayagina takar
    hal hal
  • baris manco'nun nazan soray icin yaptigi sarki. sarki nazan soray'in sesinden patladiktan yaklasik bir sene sonra baris manco'nun hal hal 45'liginde yayinlanmistir. 45'ligin b yuzunde de egri bugru parcasi vardir..
  • güneşli bir mart günü, yıllardan 1981. bir poşete koyduğum kramponumla takımın buluşma yeri olan kahveye yollanıyorum. girişte maç - saha -saat - hareket vs. yazan tabelaya bakıyorum. içimde büyük bir umut var. bugün oynatacak ali abi beni. "bu çocuk iyi" demiş antrenman maçında savaş'ı çalımlayıp attığım golden sonra.
    içeri giriyorum. muzo, cengiz, yusuf benden önce gelmiş, muzoyla cengiz tavla oynuyor. oturuyorum.
    radyoda halhal çalıyor.
    halhal halhal nakaratı ile şarkı biterken birden bir böğürtüyle irkiliyorum
    "kalk kalk"
    kahve basılmış polisler tarafından. rutin kontrol herhalde diye düşünüyorum. alıştık ya ne zamandır. kimlik kontrolü yapıp giderler.
    hayır öyle olmuyor.
    yaşlıca bir polis yaklaşıyor
    - ne iş yapıyosun lan sen?
    - öğrenciyim
    - geç şöyle!!
    beni ayırdı en önce. sonra cengiz, muzo, yusuf, ayhan ve adını şimdi hatırlamadığım iki kişi daha. takımın yarısı yani. başkaca kimseye kimlik sorulmuyor, arama yapılmıyor, sadece bir kenara ayırdıkları gençleri ekip otosuna bindiriyorlar.
    muzonun kılık kıyafetine takıyorlar önce.
    - oğlum senin belden üstün normalde pantolonun niye orospu çocuğu pantolonu lan?? diye takılıyor bir polis. diğerleri gülüyor.
    kimliklerimizi topluyorlar.
    nerelisin sen? diye sordukları bir arkadaş "kimliğimde yazıyor ya" diye ters bir laf ediyor, gözünün üstüne şamarı yiyor. polisler yine gülüyor.
    ikinci şubeye götürülüyoruz, kumar masasına, ne alakaysa ?? sıraya giriyoruz, tek tek adlarımız yazılıyor adreslerimiz alınıyor.
    "yabancılar koğuşuna atın bunları" diyor bir komser.
    adlarımız okunarak koğuşa atılıyoruz. bu arada canı çeken memurlar sıradan geçenlere tekme, tokat, küfür artık kısmetine ne çıkarsa. enseme yediğim şamarla koşar adım giriyorum koğuşa ağlamaklı.
    koğuş ana baba günü. duvar dipleri dolu. ortada bir yere beton üzerine oturuyoruz.
    merak içindeyiz, korkuyoruz ama bir yandanda maçı düşünüyoruz. şimdi bıraksalar yetişiriz diyor cengiz.
    - üç gün bırakmazlar sizi diyor biri
    - ne biliyorsun??
    - üç gün hakkınızda tahkikat yapılacak, bir şeyiniz çıkmazsa bırakırlar, ikameti istanbulda olmayanları sınır dışı ediyorlar, ben bugün çıkacağım mesela..
    hakikaten o çıkıyor o gün.
    ikinci gün sayım yapılıyor, adı okunan koğuşun bir köşesinden diğerini geçiyor burda diye bağırarak. geç kalan dayak yiyor. ben bir tekme ile kurtuluyorum
    üç gün sonra, ilk getirildiğimiz büroya götürülüyoruz, komiser adlarımızı okuyor ve nasihat ediyor "dikkat edin, düşmeyin buralara" diyor. sanki biz gönüllü gelmişiz ya da suç işlemişiz gibi.
    serbest kalınca koşarak iniyoruz merdivenleri. çıkıyoruz, kir pas içinde, uykusuz.
    işte o üç gün boyunca, yani ekip otosuna bindiğim andan salıverildiğimiz ana kadar ne tekme, ne tokat, ne küfür.. kulaklarımda hep halhal çınlıyor.
  • çocuk aklımla bana, çaydan nasıl seke seke geçildiğini düşünüp durdurtan şarkı. sonradan öğrendim ki çay, dere ile ırmak arası ortada birşey miş, seke seke de öyle tek ayağın üstüne zıp zıp seksek oynayarak değil, taştan taşa hoplaya zıplaya geçilirmiş.

    nazan şoray'ın sesidir kulaklarıma yapışıp kalan, ama hep bir barış manço şarkısıdır.
  • barış manço'nun türküola etiketiyle (sanırım almanya'da bastırdığı) albümü. şarkı listesi şöyledir:

    01. hal hal
    02. dönence
    03. alla beni pulla beni
    04. adem oğlu kızgın fırın havva kızı mercimek
    05. ali yazar veli bozar
    06. bahçede hanımeli
    07. gülpembe
    08. halil ibrahim sofrası
    09. geçti dost kervanı
    10. kazma
    11. balsultan
    12. aman yavaş aheste
    13. kol düğmeleri
    14. eski bir fincan
    15. çıt çıt çedene
    16. arkadaşım eşşek
  • nazan soray'i popüler eden sarki. nazan soray sarkiyi cüneyt arkin ile basrolü paylastigi aci günler isimli filmde de söylemis: http://www.youtube.com/watch?v=ceifet5n_p0
  • geçenlerde ermenistan'a maç için giden nac breda kafilesini konu edinen bir televizyon programının arka planında ermeniceye çevrilmiş cover'ını duyduğum barış manço şarkısı.
  • her "gülüsüne cihan deger" dizesinin sırası geldiğinde,
    "gülüsüne cihan güler" demek istediğim ve böyle sırıtınca
    altın dişleri felan gözüken komik bir kızın gözümün önüne gelemsini engelleyemedim şarkı.

    yılın en uzun tanımı diye bişi var mıydı lan?