şükela:  tümü | bugün
  • toplum içi yaşama çabası.
  • kucukken anne baba tarafindan buyuklere yapmamiz icin tembihlenen sey. misal, cocukken yillar oncesinde bi seker bayraminda annem "dedenlerin de halini hatrini sor " deyince soyle bir diyalog cereyan etti:

    -dedecim, bayraminiz kutlu olsun.
    -sagol yavrum.
    -halinizi hatirinizi bir soriim dedim.
    -tesekkur ederim evladim.
    -hatiriniz nasil, napiyo?
    -???
  • en basit ve en kolay ilgi/itina gostergesi.
  • vefalı insanların kendilerini hatırlatması ve ayrıca başkalarını hatırlamasıdır.
  • bazen size karşı yapılmadığında bir garip olmanıza sebep olan eylemmiş kendisi, bugünlerde de bunu gördük.

    bazen insan oyunun sonuna ortisiyle beraber önde gidiyorken, üstelik artık okeye dönmeye başlamışken, oyunbozanımsı rakip gelir yerden taş çalar ya, ortiniz de ona uyar sonra, oyun zaten bozuldu der, boku çıkar ve kalkarsınız masadan. galibiyet falan kalmamıştır. sizin hâlâ oynayasınız vardır ama içilen çaylar sayılmaya başlanmıştır bile gaave sahibi tarafından. ıstakalar gitmiş kavga bitmiştir. sizse arkadan " ulan ne de güzel gidiyoduk karşılıklı " diyebilirsiniz ancak ve o oyun kahve köşelerinde silinip gider ya, işte öyledir bazen.

    kadınların egoları uzun süre tatmin olmadığında bambaşka bir insana dönüşebildikleri bir kenarda başka bir günün konusu oladursun, hâl hatır sorulmaması çok kötü bir şeymiş be. cidden de yakınınızda sandığınız insanlar bir kere mi n'aber demez ulan? uzunca süre özellikle, hususî olarak beklersiniz duymak için, ama duyamazsınız.

    sonuç olarak hâl ve hatır güzel şeylerdir ve düzenli olarak başkalarına sorulmalıdırlar diyerek topluma* faydalı olalım.
  • çoğu diyaloğun başlangıcıdır. pek de gerekli görülür.
    bir insan selam vermeden, hal hatır sormadan direkt konuya girdiğinde genelde garipsenir, "insan bir selam verir" şeklinde düşüncelere gark olunur.
    ancak düşünüyorum da biri selam vermeden direkt konuya daldığında kendimi daha rahat hissediyorum, selam ve hal hatır faslı çoğu zaman samimiyetsiz geliyor. gerçekten merak edip de soranları az çok ayrıştırabiliyor insan.
    kendim için de geçerli. bir insanın nasıl olduğunu merak etmediğim sürece, "nasılsın" diye sormak kendimi kirlenmiş gibi hissetmeme neden oluyor, sırf beklentisini karşılamak için bunu demek gayet saygısızca.

    aylarca görüşmeyip de araya hiç zaman girmemişcesine, az önce konuşmuş gibi konuşmaya başlamanın samimiyetinin yerini tutamıyor ne yazık ki.

    belki de sırf kendimizin nasıl olduğu, ne yaptığı sorulsun, biz de bunları anlatalım diye hal hatır soruyoruz hı?
  • günümüz insanının unuttuğu eylem. halbuki ne hoş bir "nasılsınız?" duymak.

    ama yok, hatta "günaydın" bile yok.

    işyerinde gelir yöneticin,elleri french manikürlü,saçları fönlü ve elinde sabah sandviçi, kahve kokusu da arkasında. çemkirir:
    "al bu raporu, saat 10:00 toplantısına hazırla!" sen hatır sorsan n'olur ki bacım...
  • güzel bir önemseme göstergesi ve toplumumuzda değim yerindeyse, lafa girmenin olmazsa olmazı. eş dost akraba ile bayram ve benzeri günlerde yaşanılan diyalogların çoğu.
    fakat birde ayak üstü boş bir konuşma geçer. bu durumdan hiç haz etmem. boş diyorum çünkü kayda değir başka bir konudan bahsedilmez, ayak üstü:
    -nasılsın (n'aber)
    -iyi sen
    -bende iyi. iş güç n'olsun hep aynı....
    vs.vs. .. tarzı konuşmaların içi boş samimiyetsiz geliyor.