• "hüzünlü, acıklı durum" anlamına gelen tamlama. bir de örnek verelim tam olsun:
    - hanım, ne olacak bu çocuğun hal-i pürmel­lali
    + bilmem ki bey, belki dikkat eksikliği, belki de psikotik bir durumu var da yeni farkediyoruz, belki de...
    - hö!?
  • bazı kaynaklarda hal-i pür melal şeklinde geçer.
  • milyoner'de sorulduğunda hayatımda hiç duymamıştım; ama yarışmacının yerinde olsam melül sözcüğü ile kök ortaklığından gider ve acıklı durum seçeneğini gözüme kestirirdim.
  • kimseyi incitmek istemem, fakat -hele ki- üniversite çağına gelmiş ve hatta geçmiş olup, bu gibi kelimelerin, tamlamaların, hiç duyulmamış olmasına çok şaşırıyorum. derinlikli bir genel kültür gerektirmiyor, kullandığınız dil ile birazcık daha yakın olmak kafi...melâlden anlamayan nesle aşinayız artık. hiç değilse dilimizden yitip gitmesin.

    neticede üzülüyorum hâl-i pürmelâlimize. (melâl de ne güzel kelimedir.)
  • televizyon sunucularının cehaletiyle akıbet anlamında kullanım yaygınlaştı. bambaşka şeyler amk. ota boka hal-i pürmelal demeyin.
  • tadı yok efendi, tadı yok. mecal yok, moral yok, takat yok; geç bir kalem fiili, kuvveden eser yok. say ki, 'omuzdan kesilmiş kolumuz bizim.' çünkü mesela bir kısmımızı meydanlarda, sokak ortalarında, gar önlerinde filan öldürüp toprağa gömdürdüler, geri kalanımızın üzerine de ölü toprağı serptiler. işin fenası, biz bu toprağı pek sevdik; yün yorganlar gibi üzerimize çekiverdik. bütün yaptığımız, artık içimizi ferahlatmak için mi, yoksa kavi düşmana, ebleh ahaliye eğlence çıksın diye mi, arada bir başımızı çıkarıp ağlamak, uğunmak, ilenmek. ört ki ölem efendi, ört ki ölem...