şükela:  tümü | bugün soru sor
  • geç yatılıp da hâlâ alınmamış uykunun sersemliğinden ayılmaya çalışırken gelen bir telefonla aranıza yeni katılan şekerlinin haberini alıp, sevinçlere gark olmak*...

    hele bir de "bilsen sana ne kadar benziyor" dediklerinde, elinizde olmayarak nasıl da anne havasına bürünüverirsiniz.
  • dişi olmanın yanısıra, bir erkek kardeşe sahip olmanın şart olduğu durum.
  • böyle güzel bir duyguysa ,insan kendi çocuğunu nasıl sever acaba ?diye düşündürten akrabalık şekli.aynı korku yeğende de var tabi .
  • sabahın 7sinde "alaa gag alabaya oynaalıııım "diye cınlayan 2 yasındaki bi veleti *herseyden cok sevmek, 2 saatlık uykula sabah sabah araba yarıstırmak.bundan da inanılmaz keyif almak... degişik bir ironi
  • yıllar once gebelik testinde gördügünüz bir rengin* ;sabahin köründe sizi telefonun ucunda 'neden izmire gelmiyorsun halaaa!!' diye azarlayarak uyandirmasidir...

    renksen renkligini bil ,telefonda fırca kaymak da ne demek...
  • hiç halası olmamış bir insan için değişik bir histir. teyze kelimesi ne kadar yakın gelirse hala kelimesi o kadar uzak gelirken size, dünyaya gelen o küçücük şey, birden herşeyi değiştirir. insanlara "halayım" dedikçe koltuklarınız kabarır; hele o güzelliği uyurken, ağlarken, gülerken, bakarken, altı değiştirilirken, yıkanırken, yemek yerken, kendisi ile ilgili bilimum aktivitelerde izlerken, durduk yere gözlerinizin dolmasını engelleyemediğiniz anlar vardır ya, hala olmanın nasıl bir şey olduğunu en yalın şekilde duyumsadığınız anlardır o anlar işte.

    dedesinin evini ziyarate gelen yeğenin, geç gelen bendenizi, kapıda "havaaa, havaaa" diye karşılamasıdır hala olmak. o kadar sık birbirinizi göremediğiniz, sizi nasıl bu kadar çok sevebileceğini anlamadığınız halde, normalde kimseye sırnaşmayan bir çocuğun, ona doğru eğildiğinizde kollarını açıp kucağa alınmak istemesidir. burnuna damla damlatmaya çalışan anneden kaçıp ağlayarak sizin kollarınıza sığınan ufacık bir insanın yaşlı gözlerine bakıp ta kalbinizin parçalara ayrıldığını hissetmektir.

    şu entry'yi yazarken bile, o ufacık varlığa duyduğunuz sevgi bütün hücrelerinize işlerken, yavaş yavaş ve yine; dolan gözlere engel olamamaktır hala olmak.

    anne olmaktan da içten içe tırsmaktır bir de... hala olmak buysa, anne olmak nasıl bir şeydir tahayyül edemiyorum zira.
  • ısrarla varlığını sürdürmek, "olmamak" önermesinin de tersi aynı zamanda.
  • kazık kadar olmasına rağmen halen kolunuzun altında koruyup, esirgediğiniz küçük bir çocuk gibi hissettiğiniz kardeşinizin baba olması durumunda bir ona bir bebeğe bakıp hissettiğiniz sevgiden kafayı yemenize neden olabilecek durumdur.
  • dünya ile tanışıklığı henüz on iki saat olmuş meleciğin cep telefonunuza gönderilen ilk resmindeki o yarı al yarı mor yüze bakarken ne iyi etmiş te hayatınıza dahil olmuş o muhteşem varlığa teşekkürlerinizi sunmak, resmini öpmek, öpmek, öpmek, o yüzü herkese göstermek istemek, en geç iki gün içinde kilometreleri aşıp kokusunu içinize çekeceğinizi hayal ederek dakikaları saymak, artık sorumluluklarınızın arttığını düşünmek ve böylesi muhteşem duygular içinde yüreğinizden yüzünüze yansıyan kocaman bir gülümsemeye engel olamamak.....
  • her şeyin ne kadar boş olduğu duygusuna kapılmak, bir bebeğin insanın hayatını nasıl değiştirdiğini görmek, her alışverişe çıkıldığında, istem dışı bebek - çocuk kıyafeti satan mağazalara girmek, oyuncakçıları görünce "bizim ufaklık biraz palazlansa da oyuncak da alsam" diye düşünmek, sizden farklı bir şehirde yaşıyorsa abinizi arayıp "çok özledim, ne olur bir kaç yeni fotoğrafını gönder" demek, abinize telefon ettiğinizde arkadan gelen sesini duyunca ahizeyi 4 aylık ufaklığın kulağına tutturup "halacım seni çok seviyorum. sen benim bir tanemsin. her ne kadar şu anda beni anlamasan da bunları bilmeni istedim." diye saçmalamak, yanınızdayken kokusunu bolca içinize çekmek, bir şey olur diye endişelenip kucağınıza bile alamamak...
    insan hala olunca bile böyle bulutların üzerinde geziyorsa, sanırım bebeğim olduğunda ona taparım.