şükela   tümü | bugün
  • istanbul sütlücede, arçelik binasının yanında, olanca korkunçluğu ve askeri yeşiliyle haliçe bakmakta olan, istanbul kentinde yaşayan birçok erkek kişinin * belli bir yaşa geldikten sonra uğramak zorunda olduğu mekan.
    bu binanın önüne geldiğinde zaten stresten şekilden şekile giren erkek kişi, askerlik gerçeğinin daha da bir farkına varır, ensesinde soğuk ve ürkütücü bir rüzgar hisseder. orada bekleyen askerlere baktığında, içeri girerken üstü arandığında bu ürperti katlanarak artar.
  • yabancı şube olupda muayene için 1 hafta beklenilen yer.
  • istanbul askere alma dairesi buradadır. askerlik şubeniz genelde burayla koordine haldedir. acil olarak tecilinizi iptal edip askerlik kararı aldırmanız gerekiyorsa okulunuzdan alacağınız yazıyı buraya getirmeniz gerekmektedir.
    oldukça büyük ve içinde farklı askerlik şubelerini barındıran genelde uzun kuyruklardan oluşan askerlik şubesi kompleksidir. online olarak bilmemne ağına bağlı olduklarından işlemler jet hızıyla halledilmektedir. (ışık hızıyla değil çünkü bilgisayarlar yavaş - hatlar yoğunmuş)
  • taksimden haskoy otobusleriyle biraz gerisinde inilerek sishaneden yesil minibuslere binilerek gidiilen ve tam onunde inilen yer
    ayrıca subeniz orası ise işlemlerinizin on dakkada bitecegi ve hatta kısa surede bitmesinden dolayı askerlıge bir sempati ve sevgi yumagı olusturbilecegınız yer.
  • avrupa yakasindaki bircok askerlik subesini*** bunyesindeki odalarda barindiran yer
  • eskiden atış talimlerini izleyebildiğimiz yaklaşık 20 yıldır askerlik şubesi olan şube* ..
  • yokus asagi inerken halici karsiniza aldiginizda saginizda kalan mekan... taksi soforunun dediklerine -eger ki bindiyseniz- bakmayin, soldaki mekan beyoglu adliyesidir. *
    cep telefonunuz varsa ve kullanmak istemiyorsaniz hemen bahcenin ana kapisinin girisinde sagda danisma diye 1 yer varmis oraya birakabiliyorsunuz.. ya da benim gibi saskin bir sekilde bodoslama dalabiliyorsunuz, kimse dur hemserim nereye ya da aman tertip demiyor.. zira kapinin girisinde cep telefonlari ile konusanlari gorebiliyorsunuz..
    bahcenin arkasina dolanip binaya girdikten sonra uzerinde danisma yazmayan danismanin onunde siraya girip her ne is icin geldiyseniz gelin bir fis aliyorsunuz, gerekli gorulurse orada her is icin kullanilabilen bir dilekce var, onu veriyorlar ve dolduruyorsunuz.. ayrica hangi askerlik subesine gitmeniz gerektigini de belirtiyorlar ki ona gore o katta bulunan sag ve sol koridorlardan birine giriyorsunuz ya da ust kata tirmaniyorsunuz. bu sirada beklerken askerligini daha fazla tecil ettirmek isteyenlerle ve bir an once askere gitmek istedigi halde kasim 2005 e atildigi icin kufur edenlerle bir anda amiyane tabiriyle ahbap oluyorsunuz..
    gordugum kadariyla her dilekce icin oncelikle yollandiginiz askerlik subesinin arsivine ugrayip dilekcenizi kaydettirmeniz gerekiyor.. ki burada arsiv gorevlisi er dilekcenizin arkasina bir kayit numarasi yazarak damgaliyor. sonrasinda hangi arsivin hemen yanindaki askerlik subesine ait olan odaya dalarak en kibar halinizi takinarak memure ya da memur ile goz temeasi kuruyorsunuz ve dilekcenizi uzatiyorsunuz.. aman dikkat! mutlaka en az 2 tane nufus cuzdani `fotokopiniz olsun.. oyle ya da boyle gerekiyor, bina icinde cektirebilirsiniz ama hazirlikli olmak iyidir. sonrasinda dilekcenizi genelde yan odadaki albaya imzalatiyorsunuz ve astegmen e birakiyorsunuz. en azindan yerli askerlik subesindeki sevk belgelerini yabanci askerlik subesine getirtmek isteyen sahsimin basindan gecenler boyle. unutmadan, sevk belgeleri icin astegmen faks cekiyormus, ve belgeler ayin 16 sindan itibaren alinabiliyormus.
    vatana millete hayirli ugurlu olsun.. yaylalar yaylalar..
  • bahcesindeki incir agaci tarafindan saldiriya ugradigim mekan. bahcede saksilarin oldugu yarim duvarin uzerine tunemis ogle paydosunun bitmesini bekliyordum. sikintidan tabi etrafi incelemistim. yerde dokulen yapraklar ve yari ezilmis incirler vardi. birden sert bir ruzgar esti. once tomurcuklar dustu uzerime. daha sonra bir metre otemde pat diye bir ses: incir. sonra ikinci pat! ucuncu ve dorduncu.. pat pat! pat pat pat!!! bir anda kendimi incir yagmuruna tutulmus buldum. o kadar sert dusuyordu ki munasebetsizler kacamadim ustum basim rezil oldu. kafamda patlayan bir incir vardi ki kendisi askerlik oncesi bana bir onizleme gosterdi. iste boyle bir askerlik subesidir burasi.
  • sıra kavramını unutmanız gereken bir yer. pazartesi günü gördüğüm 3000 kişilik kalabalıktan sonra (binanın bahçesi tıklım tıklımdı, bahçenin dışında yokuş yukarı doğru en 200 metre tek kişilik kuyruk vardı) "hmm demek sabah gelmek lazım" deyim 3 gün sonra sabah 7.50 de kapısında durup 8.30 da açılmasını beklemeye koyuldum.
    neyseki çok kalabalık yoktu sırada 50-60 civarı bir yerdeydim. yarım saat sonra, saat 8.20 de arkamda en az 150 kişi daha birikmişti. bir hareketlenme oldu ve asker adayları binaya girmek üzere bahçeye salındı. aynen metrodan ya da vapurdan inenler gibi çaktırmadan binaya girene kadar yürüme yapıldı, dünya rekorları kırıldı. koşmadan bu kadar hızlı hareket eden, çaktırmadan yandakine bakan insanlar dışardan nasıl gözüküyor tahmin edin. bendeniz bir kaç kişiyi sollayarak, bir kaç kişi tarafından da sollanarak bina kapısına kadar geldim. bu sefer sıra değil bir cümbüş oldu kapıda nitekim görevli asker kimseyi içeri bırakmıyordu. sıralar değişti, yandan kaynayanlar ittirenler derken asker saldı herkesi. binanın hemen girişindeki gişelerden fiş almak için yuvarlaklı sıra (ilk defa görüyorum) kendi kendine oluştu. hooop çüşşş dırssttt sesleri arasında tek gişe önünde 3 sıradan insanlar çaktırmadan öne geçme yarışına girdiler. sesssiz oluuueeen beyyliiiierrr diyen bir rütbeli sesi biraz kesti. 2 dk sonra çatlak sesler "kardeşim ben dışarda en önden 3-4 üncü sıradaydım şimdi önümde 30 kişi var" sesleri çıkmaya başladı.
    görevli er benim yapacak bişeyim yok derken herkes kaderine razı oldu. fişini alan asker adayları fişteki şubeye giderken kimi şubelerin taştığını kimilerinde ise 3-4 kişi olduğunu görünce bu nasıl random dağıtım dedim. ama pek de sallamadım ben işimi hallettim. çıkarken vay amına koyim dedim. her türk asker doğar... doğacaz galiba...