şükela:  tümü | bugün
  • ikinci romanı bin muhteşem güneşi piyasa çıkaran afgan yazardır,gene afganistan ama bu sefer kadınlar başrolde,eğer böyle devam ederse erkek ve afgan bir maeve binchy olacak,ama olsun oda lazım.
  • the kite runner ve a thousand splendid suns romanlarinin yazari afgan asilli amerikali yazar. ilk basta farsca, sonra fransizca ve bu son iki romani da dahil olmak uzere son eserlerinde de ingilizce yazmis adam.

    1965 yilinda kabul'de dogmus. babasi diplomat ve annesi farsca ve tarih ogretmeniymis. 1978 darbesinden ve akabinde sscb'nin afganistan'a girmesinden sonra ailesi ile birlikte abd'ye siyasi siginmaci olarak gitmis. 1980 yilindan beri de california'da yasiyor. doktor, evli ve iki cocugu var. abd'nin iyi niyet elcisi olarak unchr icin calismis.

    afganistan tarihini hakikaten bilmiyorum. ama bir kurgunun icinde okuyucuyu sikmadan ve biktirmadan afganistan'da yasananlari, kronolojik sirasi ile anlatma yetenegine sahip. dunyanin en iyi yazari da diyemem ama gercekten surukleyici. hele de yapmaya calistigi seyin, bestseller'lar yazarak insanlarin bilmedigi, bilmezden geldigi, gozunu kapattigi olaylara dikkat cekmek oldugunu dusununce, cidden basarili buluyorum kendisini.
  • kurgulama ve duygu yansıtmalarında oldukça başarılı yazar. gerçekçi.
  • bana yeniden yazılar yazdıran adam.
  • su anda ingilizce yazan bilinen tek afgan yazar. san francisco'da yasamaktadir.

    bir gecede oturup, hungur hungur aglayarak bitirdigim, kendisine un kazandiran, ilk romani the kite runner benim uzun zamandir okudugum en guzel kitap. ancak yazar, gercekten iyi mi yazi yaziyor, yoksa hikayeleri olagandisi guzel ve bu sekilde yazinin onune gecip, insanlari boyle mi etkiliyor, henuz tam cozemedim. zira iyi yazmak ile iyi hikaye anlatmak farkli seyler. a thousand splendid suns'i okuduktan sonra bir sonuca varmayi umuyorum.
  • the kite runner, a thousand splendid suns isimli iki eserinde de ülkesini afganistan'ı, afganistan'ın geçmişten günümüze savaşlarını, kültürünü anlatan afgan asıllı amerikalı yazar. afganistan'ın rus işgalinden günümüze gelişini sürükleyici bir üslupla anlatmış ancak iki eserinde de kurtuluşu amerikan yanlısı bir tutumla amerika'da görmesi beni şaşırtmıştır açıkçası.

    eserlerinde ki karakterler samimi ve etkileyicidir. konu seçimleri ise oldukça sürükleyici, insanı içine çeken konular.

    dediği gibi " nereye giderseniz gidin ülkeniz peşinizden gelir." sözünü eserlerine yansıtmıştır.
  • sosyallesme aracı kitaplar yazan yazar. bu yazarın kitaplarından birini elinizde gören biri hemen yanınıza gelir yazarın diğer kitabıyla ilgili de fikirlerini söyler. otobüs durağında a thousand splendid suns ı elinizde gören gençler gelir sizinle kitap hakkında muhabbet etmeye başlar, the kite runner ı kitapçıdan almaya gittiğinizde çok şirin bir amca yazarın diğer kitabını tavsiye eder. bu yüzden can sıkıntısı çekildiğinde, yeni birileriyle tanışılmak istendiğinde halid huseyni nin kitaplarıyla ortamlara dalmak yapılabilecek en uygun aktivitedir kanımca. hem muhtesem iki kitap okunur, hem de yeni insanlarla tanışılır.
  • the kite runner ve a thousand splendid suns adlı iki romanını da okuduğum ve iki roman arasına bir karakterle (zaman adlı yetimhane müdürü) ile köprü atan yazar.

    bunun dışında her iki roman da afganistan'in yakın tarihi ile akar, her iki romanda da kahverengi takım elbise ve kırmızı kravatlı ulaşılmaz birer baba vardır, her iki romanda yazarın okuru ters köşeye yatırdığı bir kaç olay görülür.
  • artis camiasının eski kulağı kesiklerinden bruce willis, "ikimize bir hollywood fazla. sen git başka bir şey yap, artı etrafımda görünme artı hayvansın." dediği için küsüp hırslanıp yazar olmuş kendisi. başka açıklaması olabilir mi?