şükela:  tümü | bugün
  • osmanli padisahlarinin sahip oldugu ancak imparatorlugun son zamanlarina kadar kullanilmayan birinci dunya savasinda (yanilmiyorsam din birligi olusturmak icin) hatirlanan unvan.
  • kaplancilarin tekrardan canlandirmaya calistigi hristiyanlardaki papa ile es deger bir olusumdur.
  • (bkz: #1195739)
  • ingilizcesi caliph olan sozcuk
  • islam inancinda ; peygamber oldukten sonra cihat edecek ummete liderlik edecek kisiler. bicesit siyasi lider desek yeri. zaten onun icinde kan akmistir.
    yavuz selim ile bize gecti ama bi ise yaramadi. pan islamizm ile bugun ki orta doguya liderlik etme hayali sonucu bizde kaldimi o da bilinmez. kalmis olsa gerek ki . bakin akp bu hayalle araplara yanasio. bizi arkadan vuranlar bir daha vururmu ... bunu öngöremeyenler utansin.
  • (bkz: son halife)
  • yüce pir mevlana'nın mesnevi'sinde bir hikaye vardır;

    biri acem, biri türk, biri arap biri de rum, dört süzme ahmak bir araya gelmiş. aralarındaki parayla bir şey almaya kalkışmışlar. lakin anlaşmak ne mümkün. acem tutturmuş, ben “engur” isterim, diye. ardından türk başlamış, ben “üzüm” isterim. arabın da canı “ineb” çekesiymiş. ineb ineb diye inlemeye başlamış. rumun ne eksiği var. o da, “istafil” bulun bana, diye diğerlerinin yakasına yapışmış. ağızlar açılmış, gözler yumulmuş, yumruklar sıkılmış, kılıçlar çekilmiş. belli ki hadise çıkacak, kan dökülecek!

    bu ahmakları yola getirecek, özü sözü belli bir ulu çıkmasa, onlara inebin de üzümün de bir olduğunu söylemese, kan dökülmez, can üzülmez de ne yapar? ahmaklık ve cehalet onları birbirine bu denli yabancı kılmışken; onları toplayıcı, onlara rehberlik edici bir ilim-irfan sahibi çıkmazsa eğer, iki azgın timsahın birbirini ısırması gibi birbirlerinin etine kast edecekler, kanını içecekler demek ki.
    bize düşen kıssadan hisse çıkarmaksa, son durum şöyle, kılıçları çoktan çektik, bizi uzlaştıracak evliyaullahtan birini bekliyoruz. her ağızdan bir şey çıkarken birbirimizi ne duyuyor ne de birbirimizin söylediklerini anlayabiliyoruz. ama henüz ne bir kımıltı, ne bir işaret. popüler ve kulağa oldukça romantik gelen haliyle: ara bulucu “halife” –şimdilik- ortalarda yok.

    yok inebdi üzümdü, yok engurdu istafildi, diyerek sille tokat birbirimize dalacağımıza; birbirimizi anlayabilseydik, o zaman birleşir aramızdan bir “halife” çıkarırdık. demek ki, bir halife’ye sahip olmak, tanrı tarafından akıl ve izan sahibi toplumlara bahşedilmiş bir ayrıcalık, şuur ve hafıza sahibi kavimlere verilmiş bir imtiyazdır. bizi bir arada tutan o mutlak bağlayıcı ve doğrudan o’na götürücü ile bağların kopacak hale gelmesi aramızdaki dili işte böyle mahvetti. cehalet, birliği bozdu. hepimizin meramı bir, arzusu tek iken; kimimiz engur derdine düştü, kimimiz istafil!

    yeryüzünde 2 milyar müslüman yaşıyor. ve bu müslümanlardan yüzde 70’i aç. dünyanın en az kazanan insanları yine müslümanlar. az gelişmişlik had safhada. her müslüman ülke kendinden kat be kat güçlü bir avrupa ülkesi yahut amerika tarafından sömürülüyor. ikisinin de elbirliği edip emdiği müslüman ülkeler de var, bizim türkiye gibi.

    ne eğitim ne sağlık… kızılhaç olmasa, afrikalı müslümanları akbabalar didikleyecek. eğriye eğri doğruya doğru. adamların tuzu kuru. hayattan alacağı kamı almış, kafayı dünyalık nimetlerle epeyce bulmuş her batılı “manevi hazlar” adına soluğu afrika’da kızılhaç çadırlarında buluyor. elleri boş gidecek değiller ya. penisilin ve un yardımının yanında, ya matta ya yuhanna!

    bir de batı’nın ahlaksızlığından, kokuşmuşluğundan dem vururlar. dünyanın dört bir yanını ve bilhassa üçüncü dünya ülkesi bile olamamış müslüman ülkelerini çekirge sürüsü gibi sarmış “misyoner” batılıları nereye koyacağız? elin oğlu, hasta yatağında zangır zangır titreyen afrikalı çocuğa annesinin yalvaran bakışları arasında penisilini enjekte ederken arkasından teslise saygı duruşu yapıyor. oracıkta cilalı bir “tesbihat” geçiyor.

    batı’da ve amerika’da çok ciddi bir şekilde yükselişe geçen, gazete ve televizyon ilanları aracılığıyla çok seri şekilde organize olan “yardımseverlik” kulüpleri, bizim bulamadığımız mehdi’yi açlıktan, fukaralıktan kırılan müslüman ülkelere çoktan gönderdiler bile. şöhretinin zirvesinde pek çok popstar ve zengin müslüman çadırlarında, “insaniyet” namına, cirit atıyor.

    halife beklentisi, nasibini ayağına bekleyen topal tilkinin hikayesine benziyor. bu vebayı aramıza hangi kafir, hangi dinsiz soktu, bilmiyorum ama ümmeti öyle vurdu ki, vurduğu yerde cehalet dikenleri bitti. halife diye empoze edilen adamlar, bir bakmışız ki baron, para babası. yani bu da bir oyun. önümüze her “halife” diye çıkana pabuç bırakmamak lazım. çünkü pabucunla iktifa etmez, allah korusun, donuna kadar soyar seni. akıl, ahlak ve haysiyet gibi melekeleri tümden kaybettiğimize göre, gerçek akıl sahiplerine akılsızmış gibi muamele ettiğimize göre, nasıl bir “halife” beklentisidir bu!

    aslında kimsenin gerçek halifeyi falan beklediği yok. çünkü bunun bedeli çok ağır. kimse de bu bedeli ödemeye yanaşmıyor. siyaset, piyasa, tarikat bağlantılı düzmece “halife”ler, bir taraftan türlü çeşit illüzyonlar icat edip gözümüzü boyarken, diğer taraftan aklı-hafsalayı zedeleyecek haşmette bir iktidar sahasını, politik gücü yarenlerine hazırlıyorlar.

    cahil kitleler, statükonun önlerine ambalajladığı halifelerle idare ediyor. aklı az buçuk çalışan, iki satır kitap okumuş cephe ise işin tatlı romantizminde. al birini vur ötekine.
  • (bkz: dört halife)
  • ahmet akgündüz'e göre tbmm.

    (bkz: #11230824)