şükela:  tümü | bugün
  • ilk işlerinden bazılarını birkaç bienal önce istanbulda, darphanede görmüştük. kimlik sorununu ele aldığı için "sen hala orda mısın?" üzerine kurulu eleştiriler olmuştu kendisine, duydu mu bilemem... ama hatırımda kaldığı kadarıyla böyle koca koca, mavi pembe veyahut başka renk nüfus cüzdanlarını sergilemişti. pvc kaplı mıydı o cüzdanlar hatırlamıyorum ama fotoğraflar kesinlikle vesikalık değildi.
  • 1997'deki istanbul bienali'nden, uzerinde ataturk'un elleriyle yuzunu kapadigi resmine yer verilen bir milyon tl'lik banknotlariyla da hatirlariz kendisini.
  • kendisi dün gece geç saatlerde adı turunç bahçesi gibi bişi olan bir programda gözükmüştür. bir diğer konuk, mizahçı vedat özdemiroğlu ile birlikte konuk olarak yer almıştır. sunucu hanımın kendinden geçmiş ruh haline, özdemiroğlu'nun yarı ciddi yarı alaycı rahatlığının eklenmesi bile sanatçı/kütüratörün gerginliğini yatıştıramamıştır. aşırı bir heyecan nedeniyle ne kendisini ne de öldürmeli/üzülmeli sergisini dillendirme fırsatı yakalayamamıştır.

    son derece ilginç ve tarihi bir yapıt olmasına rağmen, şener özmen'in eşekli/don kişotlu/tate'li videosu bile arada kaynamıştır. kendinden geçmiş sunucu hanımın video oynarkenki ilgisi ancak klip arkası tadı yakalayabilmiştir. kısaca, güncel sanatın televizyonla buluşması hayal kırıkığı yaratmış; özellikle mizah dünyasının rahatlığı ve tepeden bakan alaycılığı karşısında; çekingen, içe dönük bir tavır sergilemiştir.
  • kendisi hakkinda bir alıntı asagıdadir:
    kendisi böyle bir tanımlama yapmasa da ‘muhalif’ bir sanatçı halil altındere. eserleri eleştiri dolu. alışıldık olanla dalga geçiyor, ‘humour protest’ yani mizahi protesto yapıyor. yapıtlarına verdiği isimler de bunu anlatıyor. türk parası üzerinde yaptığı rötuşlar ve kimlik kartı çeşitlemeleri ile oluşturduğu ‘tabularla dans’ serisi, mhp’nin sloganlarından ‘ya sev ya terket’ yazısıyla yaptığı çalışma, yakalanan yasadışı örgüt üyelerine emniyette türk bayrağı önünde verdirilen pozları andıran bir şekilde durup, kurşunlarla ‘seni seviyorum’ yazması, işlerinden birkaç örnek sadece... küratörlüğünü yaptığı sergi isimleri için de farklı değil durum: kötüyüm ve gurur duyuyorum, seni öldürdüğüm için çok üzgünüm... (...)kullandığı malzemeler deufak bir kamera, fotoğraf makinesi, kendi bedeni ya da aklına gelen her şey... öyle olunca yaptığı işlerin kubul görmesi de zorlaşıyor. bir keresinde tabut kullanarak yaptığı üç boyutlu bir eseri başına iş açmış. tabut yüzünden başına gelenler, fıkradan farksız: ‘bir yapıtımda normal boyutlarda bir tabut kullanmıştım, yan tarafında çekmeceleri vardı. onların tamamını açtığınız zaman bir insan figürü tamamlanıyordu. 1999’da akm’de sergilenmişti bu işim. sergiden sonra eve geri getirirken komşular görmüş. önce ‘bu evde cenaze var herhalde’ demişler. ama cenaze çıkmayınca şüphelenip polisi aramışlar. polis evi bastı, ‘cesedi nerede saklıyorsun’ diye çıkıştılar. ‘ceset yok, bu bir tabut değil, ben ressamım, bu da bir sanat yapıtı’ dedim. ‘sen mi öğreteceksin bize neyin sanat olup olmadığını, resmi göster o zaman’ dediler. gerçekten de resim yoktu etrafta, 5 sene lisans yapmışım, yüksek lisansımı tamamlamışım ama klasik anlamda bir resmim yok. sanatçı olduğumu ispatlamak için eser göstermeye çalıştım. nereye elimi atsam suç aleti çıkarmış gibi oldum. kimlik çalışmamı göstereceğim, eliyle yüzünü kapamış insanlar var. polisler ‘türk vatandaşlığından mı utanıyorsun, sen nerelisin bakiyim’ diyorlar. ‘mardinliyim’ diyorum, ‘hımm’ diyorlar. atatürk çalışmamı gösteriyorum ‘bakın bu gazetelerde de çıktı’ diyorum ‘vaay atatürk’e hakaret’ diyorlar. ortada hiç bir şey kalmayınca ‘tamam gidiyoruz’
  • 9. istanbul bienali kapsamında 301'lik olan adam.
  • (bkz: zehir hafiye)
  • (bkz: halilovic)
  • serkan özkaya ile birlikte hayır hayır olmuyor yapamıyorum isimli bir kitaba imzasını atmıştır.
  • istiklal caddesi sakinlerden pala bıyıklı amcanın mumya heykelini yapmış , beyoğlu yapı kredi binasının önünde sergilemiş , izleyici rekoru kırmıştır.
    ancak pala amca maalesef eseri göremeden vefat etti.