şükela:  tümü | bugün
  • emin çölaşan'ı zerre kadar sallamayan bi adam.
    hocam dedik, yazılarınıza böyle tepkiler gelior ne dersiniz dedik, ''ülkemi çok seviyorum, bu vatana canım feda'' dedi.
  • söyledigi her cümle yüzüme kütle halinde çarpan yogun bilgili, derya gibi adam. aksanli ama ayni zamanda kusursuz ingilizce üstadi.
  • her konuya hakim olan, socialism annatırken biyolojiye ordan filolojiye dalabilen; şort giyen, şapka takan, her konuya hakim olduu için karşısında fikir belirtmesi zor; ünlü, değerli, sabanci universitesi mensubu akademisyen...
  • "nasıl oluyorda herşeyi biliyor" piskolojisine sokan adam
  • okyanus dergisinin ilk sayısında akademisyenliginden öte dopdolu kisiligiyle ilgili 6 sayfalık bir yazı bulunan, kendi degimiyle bu hafif röportajın oldukça tutulduğu, resimlerini geri vermekte geciktik diye sinirlenen, yorumlarını sorunca yemekte beni karsısına oturtup yarımsaat dopdoplu ve yapıcı elestirilerde bulunan, saygı uyandıran, dersini alınca kimbilir nasıl sevecegim diye düsündügüm, dergiyi göstermek icin odasına girdigimizde dört duvarı kitaplıkla kaplı hatta yerlerde bile boy boy kitaplarla karsılastıgımız, neşeli, bizi "en son odama bu kadar çok insan bir arada girdiginde yakalanıp götürülmüştüm" diye karşılayacak kadar sıcak bilimadamı...
  • sabancı uni web sayfasında yer alan sps dersi acıklamasını yazan ki$i olmalı, yuzde 90 ihtimalle evet. tanıyanlar hak verecektir, adam turkce anlattıgı zaman bu tur anlatımlara yakın $eyler kullanıyor. i$te alıntı:

    avcılık-toplayıcılık, tarım ya da sanayi gibi kesikli bir dizi maddi-teknik eşiğin gerçekleştirilebilirliğe getirdiği sınırlar içinde oluşan gündem ve sorunlara, toplumsal kuruluşlar, tek bir kurumsal çözüm ile değil, her biri kendi ideolojik meşruiyet çerçevesiyle çıkagelen bütün bir kurumsal çözümler skalasıyla karşılık verirler. üretim, yaptırım ve ikna biçimlerinin bu değişik bileşkeleri, farklı ortam ve/veya kültürel geleneklerden filizlenir
  • şu anki çizgisiyle, sözde dönmeyen ama her dediği, bir önce dediğiyle çelişenlerden, postallardan medet umanlardan* çok daha onurlu olan bir akademisyen. dönmeyen ama 15 yıl önce barış hareketına karşı çıkıp, kıbrısın kendi kaderini çizme hakkını savunan, "şimdilerde ise türkiyenin savunması kıbrıstan başlar" ilkesini şiar edinmişler dönek değil, ama halil berktay "dönek" noktadır, başka bir kelime dahi yazılmaz. bizden olmayan ajandır, satıcıdır, dönektir, revizyonist ve oportunisttir, itina ile adam karalanır, sosyalist ulusalcılık adına her türlü şövenistlik yapılır, her türlü trend ilgiyle takip edilir, solculukta ayrımcılık esastır*. iş bu taplo karşısında "dönek" damgası yiyesi geliyor insanın.
  • eski zevcesi için (bkz: fatmagul berktay)..
  • zamanında kendisinden ortaçağ tarihi dersi aldığım, hem çok tatlı hem de çok bilgili derya insan.
    sınıfı kaynaştırmak için kendi evinde parti vermiş, salon ve koridorların dört bir yanındaki kütüphanelere sığmayıp tuvaletteki raflara taşacak kadar çok kitap sahibi insan.
    hayatım boyunca gülümseyerek hatırlayacağım akademik mükemmeliyet sembolü.
  • kendi mail adresini söylerken 'hberktay' demesi gerekirken 'eyçbörktay' şeklinde söyleme gereği duyan, bilgi yumağı tonton hoca.