şükela:  tümü | bugün
  • rahşan'ın af furyasından nasibini almış yahudi vatandaşlarımızdan.. uğur dündar'ın komser gerard olduğu bir ortamda arena'nın dr.kimble'ıydı bir dönemler..
  • bahçıvanının kafasına uğur dündar'ın mikrofonla vurduğu insan.
  • fbi tarafından amerikada yakalanan şahıs.
  • abd'de zamaninda ciktigi eyalet mahkemesinde "abilerim aplalarim; ben yahudiyim. turkiye'de zulum goruyorum. ne olir beni bir daha yollamayain o ulkeye" diye yalvar yakar konusma yapmis kisi. hakim yememis tabi, yolvermis buna ulkeden. bu hirsiz da mecbur geri dondu. 5-6 yil sonra cikar ve "amerika yillarim" ya da "ben halil bezmen" diye anilarini yazar; tekrar samdan'a kapak olur.
  • 4 nisan günü üsküdar 1. ağır ceza mahkemesi’nde tarihi eser kaçakçılığı suçundan hakim karşısına çıkıp, suçlamaları redderek tahliye olmuştur.
  • www.yesil.org bir zamanlar bir yazisinda bu hirsizin "kökü" hakkinda sunlari yazmistir: "ilgaz zorlu, sabatayci cemaatlerin islam mutasavviflariyla iliskilerinin özellikle istanbul, izmir ve selanik’te yogunlastigini belirtiyor. istanbul’de yenikapi mevlevihanesi, kasimpasa mevlevihanesi, aziz mahmud hüdai’nin üsküdar’daki dergahi sabataycilarin etkin oldugu dergahlar olarak dikkat çekmektedir. yahudi mistizizmi olarak tanimlanan kabbala ögretisine dayanan sabatayci yorum, islam’in gevsek mistik yorumu olarak mevlevilik, bektasilik ve melamilik ile paralellikler arzeder ve ortak bulusma noktalari bulur. yunan asilli sabatayci yazar starolakis, salonika, jews and dervishes isimli kitabinda yahudi-sabatayci kökenden olup selanik’teki dergahlarda etkili olan ve hatta bir kisminin uzantilari istanbul’a kadar gelen dönme seyhlerden bahsediyor. bunlardan biri de su anda amerika’da yasayan müflis isadami halil bezmen’in dedesi esad efendi’dir. esad efendi 1920’lerde kasimpasa mevlevihanesi’nin seyhidir. ankara bektasi dergahi’nin su andaki dedebaba’si yani seyhi de sabatayci. yine dedebabalardan bedri noyan da yahudi dönmesi. kardesi engin noyan da bir tv’de program yapimci ve sunucusu."

    velhasili kelam bu sahsin abd mahkemelerinde: "ben yahudiyim!" haykirislari aslinda yalan degildir. "tamam da" deriz biz de bu deyyusa "abd'ye dusene kadar cevrendekilere neden hic ama hic belli etmedin esas kimligini! ha?!"

    amaaan amaaan. neler var dunyada.
  • memo'nun olaganustu maceralari adli kitabi yazmistir. halil bezmen ne kadar sacma bir adamsa kitap o kadar iyidir. 68 lerin parisinden 70 lerin istanbuluna kadar bircok seye deginmistir. soyle der:

    ''romanimizin kahramani olan memo, birakin gercek hayati, bir kurgu icinde bile sikca karsimiza cikacak cinsten biri. aslinda o, rastlantilarin istanbul'dan paris'e, oradan rio ya ve new york'a suruklendigi, yasadigi maceralrin gercekligi kusku goturur bir anti kahraman. bu roman memo'nun akillara seza hayatinin bir bolumunu anlatiyor. amaci sizi eglendirmek dogruyu ya da yanlisi gostermek degil. bazi isim ve olaylar size tanidik gelebilir, bunu rastlanti olarak degerlendirdiginiz surece egleneceginiz garanti edilir. ama yok okuz altinda buzagi aramak istiyoruz diyecekseniz siz bilirsiniz. turk yazininda az bulunur cinsten bir yazin ornegi...''
  • neden halil bezmen? isimli bir otobiyografiye imza attığını bugün bir programdan öğrendiğim şahıs.
  • 'eski halil bezmen' ulkesine ve insanina edebilecegi her turlu maddi ve manevi tecavuzu edip, (vergi borcu, ssk borcu, hileli iflas, dolandiricilik, tarihi eser kacakciligi, vs. gibi ), akabinde salya sumuk 9 sene amerikaya kacip, batan geminin mallarini esinin uzerine gecirip, geri dondugunde de sembolik bir sure icin hapis yattiktan sonra davalarinin bir cogundan beraat eden, renkli, regarenk sahsiyettir.

    hikayesi burada bitmez, yenilenir, sozlukte de onceden tahmin edildigi uzere (bkz: #2550876) bambaska olur biri olur, '55 yillik halili gomdum' der ve postmodern dervis piskinligi ile bir de otobiyografi yazdirilir kendisine.

    http://www.sabah.com.tr/…p/gnc124-20060430-102.html

    butun kitap boyunca, mandik attigi ulkesi ve calisanlarinin ahini hice sayip, cayir cayir yaktigi servetinin ortasinda ellerini havaya kaldirip 'bakin bana ne yaptilar' saskinligi icerisinde ki neron ayagindadir. gecmisine bakip bu denli sacma sapan dersler cikarabilmis bir insanin nasil olup da hatalarindan ogrenebilecegini, yeni bir insan olabilecegini dusunup durursunuz kitabi okurken. daha da beteri kitabi okudugunuz icin kendinizi de bu zevzek duzenin bir duzuleni gibi hissedersiniz.

    ancak konu ile ilgili en buyuk soku kendisine sempatiyle bakan, 'ne de olsa cezasini cekmis bir arkadasimizdir' alaturkaligini gosteren balik hafizalilari gorunce yasarsiniz.

    bu arkadaslara suc ve ceza yi okumalarini mi tavsiye etsem, vergi kanunu uzerine konusup o zamanin parasiyla trilyonlari bulan odenmemis verginin hepimizin, tuyu bitmemis yetimin cebinden ciktiginimi anlatsam, ceza evlerine gidip yillarca yatan mahkumlarla, dusunce suclulariyla sohbete mi davet etsem, yoksa hepsini birakip soyle bir disari cikip temiz hava mi alin desem, bilemiyorum.

    allah bu ulkenin yardimcisi olsun. olmazsa gulenimiz daha cok olur, daha cok otobiyografiyi tersten okuruz.

    (bkz: tersten okumak ve seytan korelasyonu)
  • nalıncı keseri ile yazdığı "neden halil bezmen" adlı otobiyografi kitabı geçtiğimiz aylarda piyasaya çıkan 1980-90’ların renkli işadamı.
    kahramanımız bu kitabında, başta kendi babası olmak üzere muhtelif kişilerin, firmaların, bankaların ve de devlet kuruluşlarının sistematik olarak ve sürekli bir şekilde üzerine geldiklerini ısrarla vurgulamış ve ekonomik çöküşünün bu sebeple gerçekleştiğini, hakkındaki, memleketin ilk ve en büyük şirket hortumcularından olduğu, kendisine ait şirketi (bkz: mensucat santral) borçlandırıp içini boşaltarak bu kaynakları şahsi servete dönüştürdüğü şeklindeki yaygın kanaati değiştirmeye bir hayli gayret etmiştir. fakat, babası ve zehir hafiye uğur dündar haricinde kendisine bu kötülüğü yapanların isimlerini, gerek şaşaalı gerekse çöküş dönemlerinde basında açıkça yazılıp çizildiği halde kitabına yazmadığı dikkat çekmektedir.
    kitaptan akılda kalan en ilginç bilgi, 1950'lerde istanbul sosyetesinin uludağ'da kayak yapmak için vapurla bandırma'ya, oradan araba ile bursa'ya gittikleri, kirazlıyayla'dan zirveye ise, donma tehlikesine rağmen katır, eşşek ya da sırtta taşınarak çıktıkları ve bu uğurda bir hayli meşakkat çektikleri, en faydalı bilgi ise alaturka taharetin, tırnak aralarında kalan mikroplar nedeniyle sağlık açısından riskli olduğudur.