şükela:  tümü | bugün
  • öncelikle kendisi ve obezite hakkında en doğru bilgiye, yine kendi sitesi olan halilcoskun.com'dan ulaşılabilir. özgeçmişi ve şimdiye kadarki çalışmalarına ise şuradan: [http://http/http://www.halilcoskun.com/doc-dr-halil-coskun/ http://www.halilcoskun.com/doc-dr-halil-coskun/] ulaşabilirsiniz.

    ben ise kendisini ancak kendi gözümden anlatabilirim.
    tanışmamız sanıyorum 2009 sonlarına rastlıyor. ben kendisini bulana kadar -ne yazık ki- iki sene boyunca gastric bypass ameliyatım için güvenebileceğim bir cerrah arayışındaydım. çok kişiye gittim. kimilerine ben güvenmedim, kimileri yandaş hastalıklarım nedeniyle risk almadı, kimilerinin alet edevatı yoktu vs.

    hayatım boyunca taşıdığım obez kimliğimin (ve onlarca kilonun) yanında regüle olmayan bir diyabet ve yıllardır mücadele ettiğim necrobiosis lipoidica hikayem vardı. diyabet bir çok kaynaktan bilgi alabileceğiniz ve necrobiosis lioidica'ya göre nispeten başetmesi daha makul bir hastalık.

    gelelim necrobiosis'e. bunun için (hastane ismi vermek istemiyorum) türkiye'nin en bütük hastanelerinden birinde tam 96 gün yattım. olmadı, şehir değiştirdim, 60 gün de birinde yattım. sayısız doktora gittim. yanlış teşhisler mi istersiniz, "sizi tedavi edemeyiz kusura bakmayın"lar mı istersiniz...

    hayatınızın her gününü ayağınızdaki açık yaralarla, 40 kat sargılarla geçirdiğinizi, böyle yaşadığınızı, böyle çalıştığınızı düşünün. güneş yasak, deniz yasak, sürekli kısmi banyo yapıyorsunuz. her gün pansuman...

    lafı uzatmayayım kader, şans, talih adına ne derseniz beni bir gün, bir melek vesilesiyle ile doç.dr.halil coşkun'la buluşturdu. inanır mısınız bilmiyorum ama şu yazıyı yazarken dahi bir kova ağladım şükrederek.

    olacağım ameliyatı ve risklerini bana defalarca anlattı. her tahlilim neredeyse çifter çifter yapıldı. hepsinde bir aksilik çıkacak diye ödüm koparak bekledim sonuçları. gün döndü, devran döndü ve "nisan ayında ameliyat olabilirsin." dedi bana.

    tahlil süreci içinde ameliyata kesinlikle karşı olan annem de kendisine sonsuz güvenmişti ki bu benim için çok önemliydi. annemin desteği olmadan böylesi büyük bir olayı atlatamazdım, ki halil beyle görüştükten sonra hep destek, tam destekti. hala da öyle.

    halil bey size bir cerrah gözüyle bakmasının yanı sıra iyiliğiniz, mutluluğunuz, sosyalliğiniz, egzersiziniz, yemeniz, içmeniz ve bir sürü daha etkenle size bakabilen çok yönlü bir adam. olaya büyük pencereden bakmak gibi bir becerisi var ki el oğlu buna gifted diyor.

    ameliyat için hastaneye yattığımda biraz stressliydim. ne olacak, ne bitecek, sorun çıkacak mı gibi sorularım elbette vardı fakat her sabah o kapıyı açtığında biraz daha azaldı endişelerim. son güne kadar ameliyatın risklerini ve faydalarını anlatmaya devam etti. "zaten ameliyat olacak" mantığıyla düşünmedi ve ben o sedyeye içimde zerre kadar şüphe olmadan, gülerek, yüzde yüz güven içinde yattım.

    normalde biraz korkutucu olması gereken ameliyathane ortamında ben gülümsüyordum. hatta itiraf edeyim narkozu almaya başlayıp gözlerim kısıldığında içimden "iyi uçuşlar" diledim kendime ve ilk kendime geldiğimde bir miktar algım bulanık da olsa yanımda olduğunu hatırlıyorum.

    ameliyattan sonra eve çıkana kadar sayısız kere kontol etti beni. her seferinde güleryüzle, pırıl pırıl bir pozitif enerjiyle, ilgiyle dinleyerek. ben de ona bir söz verdim. "ben çok çabuk ve güzel iyileşeceğim ve sizin beş yıldızlı hastanız olacağım" dedim. sözümde durmak için de elimden geleni
    yapıyorum.

    eve çıktıktan sonra da ilgisi, kontrollerdeki güleryüzü ve takibi eksilmedi. en ufak ve bazen abuk subuk mesajıma bile geri döndü - ki benim için gerçekten bu önemliydi. koskoca ameliyattan sıfır komplikasyonla kalktım. ne ağrım oldu, ne şikayetim. dediklerini yazdım, sitesinde yazanları print ettim, yeniden alfabeyi öğrenir gibi verdiği bilgileri uyguladım.

    ameliyattan bir gün sonra diyabetim bitti, insülini bıraktım. öleceğim an dahi gözümün önünde olacak şu sahneyi sizinle paylaşmak isterim. halil hoca odaya geliyor, değerlerinize bakıyor ve odadan çıkarken diyor ki "diyabeti yendik!" bunu gerçekten görmenizi çok isterdim. gözlerindeki coşkuyu, paylaştığı başarıyı. en az benim kadar sevinmesini. bu nasıl güzel bir empatidir, bu nasıl muhteşem bir paylaşımdır, görmeliydiniz.

    ameliyattan bir ay sonra şu an necrobisis lipoidica çok hızlı bir şekilde iyileşiyor. yaralar kapanıyor. eğer daha da şanslıysam belki bu yaz denize bile girebileceğim.

    ameliyattan sonra bir ay içindeki kilo kaybım olağanüstü!
    artık sırtüstü uyuyabiliyorum.
    1 km'den fazla mola vermeden yürüyebiliyorum.
    bacak bacak üstüne atıp oturabiliyorum.
    bağdaş kurabiliyorum.
    egzersiz yapabiliyorum.
    her gün farklı bir şey keşfediyorum yapabildiğim. bunlar belki sizin rahatlıkla yaşam boyu yaptığınız şeyler ancak bunlar benim önce tanrıya sonra hocama şükretme vesilem.

    ben her gece dualarımda bunları yapabildiğim için tanrıya şükrediyorum, bir de halil hocamı karşıma çıkardığı için...

    eskiden de mutlu ve neşeli bir insandım fakat annemin söylediğine göre artık gözlerimin içi gülüyormuş. işte bunun adı sağlık, bunun adı iyileşmek dostlarım.

    sonuç olarak tavsiyem şayet bariatrik cerrahiye uygun bir hastaysanız, ya da bunu düşünüyorsanız bir biçimde yolunuzun doç.dr.halil coşkun ile kesişmesini sağlayın. o saatten sonra zaten dünyanın en şanslı hastası oluyorsunuz. dediklerini yapın ve yüzde yüz güvenin (ki o bu güveni zaten sağlıyor). sonra da iyileşmenin keyfini çıkarın.

    teşekkürler tanrım, teşekkürler halil coşkun!
    sadece sağlığımı geri kazanıyor olduğum için değil, sağlıklı olmanın mutluluk getirdiğini hatırlattığınız için de... :)
  • bugün 2012'nin ilk günü. biliyor musunuz sabah uyandığımda aklımda ne vardı? halil hocayla tanışmadan önce gittiğim doktorlardan biri "ne yazık ki 35'ini göremezsin." demişti bana. sabah sabah bunu düşünmem ne derece mantıklı bilmiyorum. öylece aklıma geliverdi işte.
    birileri gelir, elinizde kalan son umudu da alır götürür...

    sonra sabahın köründe telefonumun hatırlatıcısı ötmeye başladı. "halil hoca doğumgünü" yazıyordu ekranda. geniş geniş gülümsedim sonra. yılbaşı ertesi belki hırsız girse ancak yatağından kalkabilecek kıvamdayken kendimi bilgisayar başına attım.
    birileri gelir, elinizde kalan son umutla size bir hayat inşa eder çünkü...

    ağladığım o kadar senenin üstüne, bana kahkahalar attıracak bir yaşam bahşetti tanrı, halil hocanın elleriyle. yaşamdan da ötede umut verdi. sadece bu bile o kadar önemliydi ki. işte bu yüzden, sadece hayatımı değiştirdiği için değil, içimde birşeylerin ölmesine izin vermediği için herşeyin en güzelini hakettiğini düşünüyorum.

    bir hastalığı iyileştirebilirsiniz. bu neredeyse mekanik bir iştir. doktorlar bunu yapar, bununla yaşarlar. ancak bir insanı iyileştirmek zordur. ben ve benim gibi birçoklarını iyileştirdi halil hoca. iyileşirmeye de devam ediyor. o yüzden dolu dolu "iyi ki doğdunuz!", "iyi ki varsınız!" denebilecek insanlardan. ağzımın kenarıyla değil, yüreğimle söylediğim insanlardan.

    iyi ki varsınız hocam, iyi ki doğdunuz!
    iyi ki umutsunuz...
  • ilginç tesadüflerin insanı kendisi.

    elbette ki betty sayesinde tanıdım. obezite ile mücadelede artık her yolu deneyip sağlığımın net şekilde kötüye gittiğini görmemle birlikte, cerrahi seçeneğini ciddi ciddi düşünüyordum. ama sorun şu ki, anneme bunu anlatamadım. boğazını tutamıyosun sen, tutsan zayıflayacaksın ekseninden çıkamadık kendisiyle. ameliyat olursan hakkımı sana helal etmem dedi. böyle bişey.

    neyse, ben geçen ay kendisinden randevu alacaktım. annemden habersiz. mide balonu için diyecektim ona. kredi filan çekip ameliyatı finanse etmeyi düşünüyordum. sonra ne oldu, benim öğrenim kredisi borcumu vergi dairesine iletti hayin kyk. kredi alabilirliğim sıfıra indi. oturdum iki gün ağladım. iki gün boyunca. ben ne yapıcam nasıl yapıcam diye. sonra param yoksa koskoca şişli etfal var ulan dedim, kalktım şişli etfale gittim. tahlildi bilmemneydi tümör şüphesiydi derken durumun vahametini annem de gördü. ilk başta tek başıma koşturduğum hastanede, birden annem de yanımda gelmeye başladı. acillik oldum kaç kere filan. anneme cerrahi seçeneğini anlatmaya çalışıp her seferinde duvarla karşılaşırken, hastanede benim gibi bi kadınla karşılaştık. anneme cerrahinin çözüm olduğunu, böyle devam edersem öleceğimi söyledi. cerrahi seçeneğinin güvenli olduğunu, insanların kolay kilo verdiğini anlattı. tabi annem sinir küpüydü hastanede kadınla karşılaştıktan sonra. eve geldik, videolarını açtım hocanın. ameliyat olanların videolarını, resimlerini, öykülerini okudum. anaam, kadında bir yumuşama oldu anlatamam. ablacım, adını hatırlamıyorum senin ama, allah senden razı olsun be. valla. inşallah sen de sağlığına kısa sürede kavuşursun.

    neyse, bu değil sadece. annem bana pantolon almaya gittiğinde, pantolonu satan adam anneme bir cerrah önermiş. işte bizden pantolon alanlar bu adama gitti filinta oldular diye. adamın verdiği isim ne biliyor musunuz? halil coşkun.

    memlekete gitti bayram için annem. azönce geldi, elinde bi peçete. bayram ziyaretinde, benim ameliyata karar verdiğimden filan bahsetmiş. onlar da aa bizim filanca ameliyat oldu çok memnun kilo verdi şekeri iyileşti filan dur arayalım doktorunu soralım demişler. doktorun adı peçetede yazıyor. halil coşkun. annem geldi peçeteyi verdi, bak senin doktor bizim ordan bi kadını da ameliyat etmiş diye. param olmadığı için el mecbur şişli etfale giderken, annem şimdi "buluruz ya para, bi gidelim halil beye" moduna geldi.

    daha tabi benim doktorum diil. randevu bile almadım henüz. şimdi şişli etfalde bi tahlillerim çıksın, kendisine de bi gideceğiz. beni de ameliyat eder mi, ne yaparız, sağlığıma kavuşur muyum yoksa bu yolda ölür müyüm bilmiyorum. ama bildiğim bir şey var, onlarca insanın hayatına dokunup güzelleştirmiş biri kendisi. annemin ön yargısını, daha görüşüp konuşmadan, sadece duydukları ve youtube videoları ile kırabilmiş biri ayrıca. hayatım boyunca, annemin inadını böyle kırabilen başka bir şey görmedim.

    çok güzel insansın be halil hoca.
  • bazı hekimler yaptığı işin imzasını epikriz raporlarına değil, hastalarının yüreğine atar.
    halil hoca öyle biri işte.

    övülmekten ne kadar imtina ettiğini biliyorum. bazı şeyler var ki, suratına söyleyemiyorum. sürekli gördüğüm halde, hem hastası, hem çalışanı olduğum halde hala bazı şeyleri dile getirmekte zorlanıyorum. çünkü benim iman tahtam satırlar. neyse ki o da biliyor. söyleyemediğimi yazıyorum.

    dünya hiç adil bir yer değil. bu konuda netleşelim. herkesin birbirine önyargı ile baktığı, uzunun kısaya yukarıdan, zayıfın şişmana sırıtarak, kaşı gözü güzel olanın çirkine acıyarak baktığı garip bir yer. herkes ayıp, günah, yapmamak lazım diyor ama herkes yapıyor. başkalarının eksikleriyle kendine övünç vesilesi bulup yaşayan koca bir güruh var dünyada.

    dünya; eğer fiziksel bir sorununuz var ise, bir hastalığınız varsa her gün kılıçlarınızı kuşanıp savaşmanız gereken bir yer.

    hasta olduğum 31 senenin, kendimi bildiğim tüm kısmını dünyada savaşmış biri olarak savaşanları gözünden tanıyorum artık. savaşmaktan ne kadar yorulduklarını, ne kadar sıkıldıklarını. yaşadıklarının adına "kader" deyip ömrüne tahammül etmeye çalışanları...

    ben savaşmaktan çok yorulmuştum hocamla karşılaştığımda. ya barışacaktım hayatla, kaderle, dünyayla ya çekip gidecektim. kılıçlarımı ameliyathane kapısında bırakıp bembeyaz bir teslimiyet örtüsü örttüm gözlerime.

    ben sadece iyileşmedim. ben sadece zayıflamadım. ben sadece insülinlerimi bırakmadım.
    ben hayatla barıştım.

    hayatla savaşan yüzler, hatta artık binler hocamla beraber hayatla, kaderiyle, ömrüyle barıştı.
    o nedenle adı her anıldığında biz hastaların gözü dolar.
    sadece iyileştiğimiz için değil. dünyayla el sıkıştığımız, barıştığımız için...

    dedim ya,
    bazı hekimler imzasını yüreğinize atar...
    son nefesinize kadar hayatınıza yaptığı güzelliği hissedesiniz diye...

    not: hayır ağlamıyorum, gözüme minnet kaçtı. <3
  • bugün 30 ocak 2014, halil coşkun ve ekibinin sihirli elleriyle hayatımı değiştirmesinin üzerinden tam bir ay geçti.

    ameliyata karar verme, hazırlanma süreçlerinde ne gibi zorluklar çektiğimi, neler yaşadığımı ve psikolojimin allak bullak olduğunu az çok anlatmıştım buralarda. belki de herkesin yaşadığından daha zor değildi ama, kişisel olarak bana çok zor gelmişti. şimdi dönüp baktığımda, o zaman göründüğünden de zor görünüyor ve nasıl atlattım diye kendime şaşırıyorum. ama kendisinin ve sevgili betty'nin desteğiyle nasıl olacak nasıl bitecek ne yapıcam ben derken ve kendimi olabildiğince hazırlamaya çalışırken, ameliyat günü geliverdi ve üstünden bir ay bile geçti. şu an ameliyat gününe göre 15 kilo hafifim ve kendimi harika hissediyorum.

    kendisine duyduğum minneti kelimelerle ifade etmemin imkanı yok. gerek ameliyat öncesi olsun, gerek ameliyatta ve gerek de sonrasında, halil coşkun benim üzerimden büyük bir yükü aldı. psikolojik olarak verdiği destek, ettiği yardım o kadar büyük ki. ve şunu da söylemem lazım: ne kadar iyi hazırlanırsanız hazırlanın, ameliyat öncesi ne kadar bilgilendirme dökümanı okuyup grupları takip etmiş olursanız olun, ameliyattan sonra sudan çıkmış balık gibi oluyorsunuz. vücudunuzun vereceği tepkileri önceden kestirmek imkansız ve çok ufak bir şeyden panik yaptığınızda bile tüm o yoğunluğuna rağmen sorularınıza cevap veren birinin olması çok güzel.

    şu son bir aydır, kendimle daha önce hiç olmadığım kadar ilgiliyim. hiç olmadığım kadar bencilim belki de. ameliyatın getirdiği ve normal olan bir takım sıkıntıların (halsizlik bulantı vs) dışında, kendimi öylesine normal hissettim ki. bugün, kendimi daha önce hiç hissetmediğim kadar iyi hissediyorum. şekerim 90, tansiyonum 12-8, nabzım 87. burnum tıkalı değil, rahat nefes alabiliyorum. aynaya baktığımda hala şişman bir insan görüyorum. ama tartıya çıktığımda o zayıf insanın hayalini kurabiliyorum. ve kendimi bundan daha sağlıklı, bundan daha iyi hissedeceğim günlerin çok yakında olduğunu biliyorum.

    bu sağlıklı olma hissi var ya, bunun karşılığını kendisine parayla yahut başka bir şeyle ödeyemem. halil coşkun'a çok, çok teşekkür ediyorum. kendisine koskoca bir hayat borçluyum.
  • 18. yaş günümü birlikte kutladığım doktordur kendisi. şimdi, 18. yaş günümden yıllar sonra, kendisi bu kadar ünlü ve başarılı olmuşken nemalanayım dedim. neyse efendim bir yaz tanıdım onu, annesini, babasını ve dünya güzeli kız kardeşi gül'ü. o zamanlar çiçeği burnunda tıp öğrencisiydi bu. plaja ders kitaplarıyla gelince gülüyorduk. adamın adam olacağı varmış yahu. sonra sırasıyla babasını, annesini ve canım dostum gül'ü yitirdi halil. en güzel yazımın üç güzel kahramanını yitirmiş oldum ben de. o güzel aileden bir tek bu müthiş adam kaldı. ama ne adam! dirayetinin, çalışkanlığının ve böylesi düzgün biri olmanın karşılığını ömür boyu alır umarım.
  • ya hani bir dizi vardı kapalıçarşı diye. orada erkan can, tam umutsuz anında nejat işler ona iyi bir haber verdiğinde "arkandan da öyle bir ışık geliyo ki" demişti. o aklıma geldi ilk görüşmemiz sonrası. ya elimi kolumu nereye koyacağımı, ne dediğimi ne yaptığımı hatırlamıyorum. bir insan bu kadar mı sevinir?

    işler kötüye giderken, ortada ne yapsam nasıl yapsam çırpınırken, biri çıkar yol gösterir ya, her şey iyiye gitmeye başlar o saatten sonra, işte tam o saat bu saatti işte. şimdiye kadar kurtulmak için çırpınışlarım pek fayda etmemişti. açıkçası, inanamıyordum da. hep böyle giderim sanıyordum. zayıflamak artık fiziksel görünümle ilgili değil, bildiğin sağlık meselesi benim için. rahat yürümek, daha az terlemek, tansiyondan yamulmamak demek. hani şimdiye kadar hep gördüğüm kıyafetlere, ayakkabılara "zayıflayınca giyerim" filan diyordum ama, hiç "zayıflayınca neye benzerim" diye düşünmemiştim. bunun hayalini bile kuramamak kadar acı bir şey yok aslında.

    bugün ben ilk defa "zayıflayınca neye benzerim, nasıl görünürüm" diye düşündüm. sanki hiç hastalığım, sıkıntım yokmuş gibiydi. bu hayali bana kurdurdu ya, inanın zayıflamak kadar güzel.
  • kendisi 15 mart perşembe günü, saat 12:30'da bezmialem vakıf gureba hastanesi tıp fakültesi dekanlığı'nda bariatrik cerrahi ile ilgili yaklaşık iki saat sürecek bir sunum yapacaktır. kilo kaybı ameliyatlarıyla ilgilenen, ameliyat düşünen ya da yakını kilo kaybı ameliyatına girecek/girmiş olanlar için bu sunum, bulunmaz nimet statüsündedir peşinen belirteyim.

    sunumun küçük bir kısmında ben de yer alıp, dilim döndüğünce sizlerle kendi hikayemi ve öncesi-sonrası dönüşümümü anlatacağım. orada olmanın benim için önemi çok büyük. gerçekten de ben, motivasyona ihtiyaç duyan herkese "ben yaptıysam, siz de yaparsınız" demek istiyorum.
    "mutlu sonlara inanın." demek istiyorum.

    ayağa kalkmak ve mutlu sonlara inanmak için motivasyona ihtiyacınız varsa, bariatrik cerrahi/kilo kaybı ameliyatları hakkında ayrıntılı bilgi almak istiyorsanız orada olmalısınız! sunum hakkında bilgi ve facebook event sayfasına şuradan ulaşabilirsiniz.
  • bugün hocamın doğum günü.

    sanırım iki senedir yeni yılın ilk günü olmasının dışında benim kendimi dünyaya ne kadar "usta" bir insan gelebildiğine de ikna günüm.

    iki - üç yıl önce - kendisiyle henüz tanışmamışken- hayata tutunabilmek için ne kadar debelendiğimi hatırlıyorum. ne kadar umutsuz, mutsuz ve hasta olduğumu. kilomu falan bir yere bırakıyorum da "güneşe çıkmak" kavramının bile yasak olduğunu. böyle yaşamam gerektiğini, böyle çalışmam gerektiğini ve görüştüğüm tüm doktorların bana "umut" bile veremeyişini. hastalıklarımı insanlardan saklama çabalarımı...

    sonra kendisiyle tanıştıktan sonraki dönemine bakıyorum hayatımın. öncelikle riski bir hasta olduğum halde bana umut verişini. şahane geçen bir gastric bypass ameliyatını. sonrasında yaşadığım psikolojik debelenmelerde nasıl yanımda olduğunu, nasıl güç verdiğini.

    diğer insanlarda durum nasıl işliyor bilemiyorum ama her insanın galiba bir miladı var. hayatta hep mutluluk ya da hep sağlık değil de aşağı ya da yukarı giden bir ibre var. o ibreyi kıpırdatmak hem kader, hem çabanız hem de tanrının size yolladığı kader yardımcılarınızla oluyor.

    çok dua ediyorum ki; benim hayatım için tanrının seçtiği kader yardımcısı o. hem sağlığıma kavuşturan, hem en mutlu günümün şahidi, hem öğretmenim, hem rehberim, hem örnek aldığım, hem saygı duyduğum, hem yanında olduğum her andan gurur duyduğum...

    daha önce de bir yerde yazmıştım. mutlulukla tekrar etmek isterim ki; bu dünyada supermen'in varlığına can-ı gönülden inanan iki tip insan var. 1) çocuklar, 2) halil hocanın hastaları.

    o kadar usta elleri ve o kadar büyük bir gönlü var ki; sadece benim değil yüzlerce, binlerce kişinin sadece doktoru değil "kader yardımcısı", "supermen" i oluyor.

    hayattaki en büyük şükürlerimden biri varlığı,
    en büyük isteğim mutluluğu.

    iyi ki varsınız hocam,
    sadece benim değil, bir sürü insanın süpermen'i olduğunuz için...
    iyi ki doğdunuz. <3
  • tazecik kitabı çıktı!
    (bkz: obezite kaderiniz değil)