*

şükela:  tümü | bugün
  • bana mı öyle geliyor bilmiyorum ama halk kelimesi resmen hayvan gibi kullanılırken tedavülden kalkan ürün olmaya başladı. son yıllarda siyasiler çoğunlukla halk yerine millet demeye başladılar. tabi bunu başlatan da akp iktidarı oldu, gerisi çorap söküğü gibi geldi. bir iktidarın en büyük başarılarından birisi de sanırım kendi söylemlerine ait jargon ve terimleri günlük yaşama empoze etmesidir. maşallah iktidar da bu konuda çok başarılı.

    peki neden halk değil de millet?

    şimdi efendim, millet kelimesini biz ulusla eş anlamlı kullanırız günlük yaşantımızda, yani aynı tarihi, kültürü, dili paylaşan insanlar topluluğu. oysa millet kelimesinin asıl anlamı "din, mezhep" yada "bir dine mensup cemaat" demektir. (burada ek bilgi olarak bir dine mezhebe mensup olanları kastetmek için kullandığımız ümmet kelimesi ise hem cemaat hem de ulus, kavim anlamında kullanılmaktadır)

    ludwig wittgenstein demiş ki "dilimin sınırları dünyamın sınırlarını belirler" yani dilin yapısı, kullanımı ile toplumların kültürü ilintilidir. bir dili inceleyerek toplumların kültürü, yaşamı algılayışı hakkında bilgi sahibi olabilirsiniz. buna en güzel örnek argodur mesela. türk argosunda erkeğe dair unsurlar hep etken konumda kadınlık ise hep edilgen konumdadır. aşağıda parantez içinde iki adet +18 örnek var, argodan rahatsız olanlar okumadan geçebilir:

    (- cinsel eylem için kullanılan sikmek ve sikişmek kelimeleri erkek cinsel organı odaklıdır. hiç birimiz bir kadının yada erkeğin "amışmak" kelimesini kullandığını duymadık.

    - yine argo olarak kullanılan "sokarım bunu sana" cümlesi. bir kadının "alırım seni içime" diye küfür ettiğini duysak nasıl bir tepki veririz acaba

    - "karı gibi erkek" bir hakaretken "erkek gibi kadın" bir övgü cümlesidir.

    bunun gibi yüzlerce örnek üretebilirsiniz. buradan yola çıkarak türk toplumunda kadın ve erkek rolleri, hatta kadın ve erkek olmak üzerine fikir edinebilirsiniz.)

    yukarıda verdiğim basit örneklerde de göreceğiniz üzere dil toplumun yaşamı ve dünyayı nasıl algıladığını, toplumun sahip olduğu kültürü doğrudan yansıtır. eğer toplumsal bir değişim yaratmak istiyorsanız ilk yapmanız gereken şey dile müdahele etmektir. cumhuriyet döneminde bu yüzden dilde türkçeleştirmeye gidildi, bu yüzden türkçe konusunda duyarlı insanlar konuşurken yabancı kelime kullananlara uyuz oluyor.

    şimdi eldeki bu bilgiyle ilk paragrafta kullandığım cümleyi tekrar ele alalım, "bir iktidarın en büyük başarılarından birisi de sanırım kendi söylemlerine ait jargon ve terimleri günlük yaşama empoze etmesidir." burada bilinçli bir şekilde millet kelimesi başına herhangi bir etnisite belirten tamlayan getirilmeden kullanılıyor. siyasilerin çoğunun ağzından "türk milleti" kelimelerini duyamazsınız, bunun yerine hemen hemen hepsi "milettimiz" der. (tek tük istisnalar haiç) burada iktidarın ve onun sözcülerinin yatkın oldukları ideolojik fikirleri düşündüğümüzde millet kelimesini "ulus " anlamında kullanmadıkları gayet aşikar.

    peki halk kelimesi neden kullanılmıyor? gayet açık, halk en basit şekliyle tanımlarsak ulusun bugün yaşayan kısmına denir. yani yapı itibariyle ulusa atıfta bulunur. halk farklı dinlerden, mezheplerden hatta etnisiteden oluşabilir. misal türk halkı derseniz bugün t.c. ne vatandaşlık bağıyla bağlı olan türk, kürt, çerkes, abhaz, ermeni, yahudi, sünni, alevi .... herkesi kastedersiniz. buna mukabil türk ulusu derseniz dar anlamıyla t.c. devleti vatandaşı olan, etnisitesi ne olursa olsun kendisini türk olarak tanımlayan yada üst kimlik olarak türklüğü benimsemiş, aynı ortak kültür, değer ve dile sahip geçmişten bugüne yaşamış herkesi kastedersiniz. geniş anlamda bu tanım orta asyaya kadar götürülebilir, size ve benimsediğiniz ideolojiye kalmış.

    ama herhangi bir etnik tanımlayıcı koymadan sadece "millet" kelimesini kullanırsanız o zaman işler yukarıda dediğim gibi farklılaşmaya başlıyor. buna şu günlerde çok popüler olduğu için örnek olarak " millet kıraathaneleri " ni vereceğim. neden millet kelimesi kullanılma ihtiyacı duyulmuş? neden "halk kıraathanesi" denmemiş? eğer bu mekanlar belirli bir etnisiteye, bir mezhebe yada dine mensup olanlar için özel olarak açılmadıysa, bütün t.c. vatandaşları için açıldıysa "halk kıraathanesi" daha uygun olmaz mıydı?

    bu sadece bir örnek. araştırırsanız eğer sadece millet kelimesinin değil diğer bir çok kavramında ya içinin boşaltıldığını yada anlamının keyfi biçimde değiştirilerek kullanıldığını görebilirsiniz. misal artık sadece sandıkta oy kullanmakla başlayıp, sandıkların açılıp oyların sayılmasıyla biten demokrasi. evet kelime sadece seçimlere indirgendi ve senelerdir bu anlamda kullanılmasıyla halkın gözünde de bu konuma indi. demokrasi seçim günü yaşanır ve biter.

    iktidar çok güzel bir şekilde kendi ideolojisini ve bakış açısını halka empoze etmekte, insanların algısını dil sayesinde değiştirmekte. peki işin asıl acı tarafı ne biliyor musunuz? muhalefetinde aynı söylemleri kullanarak atılan oltaya yem olması. bu durum o kadar ciddi ki hali hazırda cumhuriyet halk partisi adını cumhuriyet millet partisi olarak değiştirse asla şaşırmam.