şükela:  tümü | bugün
  • geçmişten günümüze miras kalan türkülerde tıbba ve ilime duyulan güvensizliktir. dikkatle incelendiğinde belki de günümüzde doktorlara atılan dayakların, linç kültürünün de müsebbibi olan türkülerdir. şöyle üstünkörü hafızamı yokladığımda bile aslında nasıl da kanayan bir yara olduğunu gözler önüne serecek türküler mırıldanabiliyorum.

    (bkz: el vurup yaremi incitme tabip)

    (bkz: oy tabip şu yarayı sar sarabilir isen)

    (bkz: el çek tabip)

    (bkz: tabib sen elleme benim yaramı)

    (bkz: değme felek)
    lokman hekim gelse sarmaz yarayı
    hilebaz dostunan açtık arayı
    ne köşkümü koydu ne de sarayı
    baykuşlar tünedi dalıma benim
    değme felek değme telime benim

    (bkz: karadır kaşların ferman yazdırır)
    bu dert beni diyar diyar gezdirir
    lokman hekim gelse yaram azdırır
    yaramı sarmaya yar kendi gelsin

    (bkz: değme tabip sızılıyor)

    bunlar benim aklıma gelenler. halk türkülerimizde lokman hekim ve tabiplere yapılan bu ötekileştirmeye bir dur demenin vakti gelmedi mi sizce de?

    ek : (bkz: han sarhoş hancı sarhoş)
    han sarhoş, hancı sarhoş, yolda yabancı sarhoş
    el çek tabib gönlümden, içimdeki sancı sarhoş

    debedit: özer aydoğan'ın karikatürü referans gösterilerek tespitin arak olduğu iddia edilmiş. elinizi vicdanınıza koyun bu kadar kişinin takip ettiği bir mecrada, nasıl olsa fark edilmez diyerek özer aydoğan gibi popüler bir çizerin işini araklamış olabilir miyim? ben o karikatürü görmemiştim, kaldı ki kimsenin aklına gelmeyecek aman aman bir şey de değil. türkü dinliyordum aklıma takıldı. neden bu kadar açıklama gereği hissettim onu da bilmiyorum. arak değil bilin yani. arak olsa söylerim. arak derim ama değil.
  • tabiplerde ilaç yoktur yarama
    aşk deyince ötesini arama
    her nesnenin bir bitimi var ama
    aşka hudut çizilmiyor mihriban

    (bkz: abdürrahim karakoç)
  • söz konusu cerrahpaşa tıp fakültesi ise haklı olan güvensizliktir.
  • doktor erol bey şarkısı ile türk popu gereken cevabı vermiştir:)
  • tabip bir olgudur.

    halk müziği derdler üzerine oluşmuştur. derdin de dermanı doktordur, tabiptir. 'derd' ile başlayan yüzlerce halk müziği vardır.

    "aşk derdinin dermanı(devası, şifası, çaresi, ilacı) yoktur. "

    hasretin, ayrılığın, derdin, aşkın dermanı doktorlar olamaz der ozanlar. abdürrahim karakoç, "tabiplerde ilaç yoktur yarama, aşk deyince ötesini arama." der. neşet ertaş "sinemde gizli yaramı kimse bilmiyor, hiçbir tabip şu yarama merhem olmuyor." der. garip, kimsenin bilmediği yarasına derman olarak tabipleri görmüş, aslına bakarsak derin bir anlam var şu sözlerde. tabiplerin bile derman olamayacağı bir yara. en derinde, en gizlide. öyle işte.

    "lokman hekim gelse yaram azdırır, yaramı sarmaya yâr kendi gelsin." sözleri geçer karadır kaşların türküsünde. ciğeri de dağlar geçer. cevabı sözlerdedir. tabiplere olan bir güvensizlik değildir bu, yarin derman olacağını bir dert vardır ortada, hekimler bu derdin dermanı olmaz, olamaz. bu derdi çoğaltmaktan başka bir işe yaramazlar eserlerde.

    bir bayburt türküsü olan limini, lümüne ya da baba ben derviş miyem'in sözlerinde geçer, odan kireçtir senin, yüzün güleçtir senin, elin elime deyse, serin(tenin) ilaçtır senin." hangi doktor, yarin deni olabilir ki.

    baştabip bile gelse(düşünün ne kadar önemli bir insan) bu derde deva olamaz, aksine sanki zehirden acıdır gelişi. "tabip, gönül yarasından anlamaz." der halk müziği. "hiçbir tabip merhem olmaz yaralara, saramaz da."

    örneğin tabibin derdine derman olmayacağını bilen pir sultan eserlerinde "şah" olgusunu kullanmıştır.
  • 'aşk derdiyle hoşem el çek ilâcımdan tabîb
    kılma dermân kim helâküm zehri dermânındadır'

    fuzuli'nin dizelerinde de tabibi istememe durumu söz konusu fakat derdine derman kılabileceğinin altını çizmiş; tabipleri incitme yoluna gitmemiştir.*
  • okuduğunu anlamaktan aciz insanların yanlış yargıya vardığı şiirlerdir. soyut düşünceyi de bilmez bunlaar.
    gönül yarası nın çaresi tabip değil yardır, sevgilidir.
    tabibe karşı hissedilen şey de güvensizlik değil gereksizliktir. ve bu gereksizliğin en esaslı örneklerini divan şiirinde bulursunuz. halk şiiri bu gelenekten etkilenmiştir.
    ''çekme zahmet yok durur derman onulmaz derdime
    ey tabib âhir marîz-i aşka ölmekdir 'ilâç'' *

    illa her şeyi biz mi söyleyelim, açın biraz makale okuyun. hadi onu geçtim lise edebiyat kitabı okusanız da kâfi.
  • rahatsiziligim bedensel degil ruhsal, yani doktora degil psikologa ihtiyacim var demek istemisler.
  • efsane tespit. özellikle mahsuni'deki güvensizlik dikkate değer.