şükela:  tümü | bugün
  • kimden neyden kurtulacagimizi aciklamasi gereken parti.
    zira gelecek olanlar da eskilerinden farkli olmayacak.
  • adına bakılırsa kapanması çok da uzun sürmeyeceği aşikar, henüz kurulmamış parti.
  • 15 haziran'da kurulan parti. oligarşinin yerine halkın demokratik iktidarının kurulması savunulan programında bir kere bile sosyalizm lafı geçmiyor.
  • gençlik örgütü kurtuluş partisi gençliğidir.
  • hrant dinkin cenazesi sonrasında dergilerinde yazdıklarıyla türkiyedeki en gerici-faşist güçlerin hislerine tercüman olmuş parti.*

    bu arkadaşlar hrant dinkin öldürülmesine karşılarmış ama görüşlerine de karşılarmış *.hrantın düşüncelerine karşı olmalarının sebebini iki başlıkta açıklıyorlar, ilk olarak şöyle diyorlar:

    "1- h. dink bir marksizm döneği, daha doğrusu maoizm döneğiydi. yüreği ve fedakârlığı yetmediği için önce devrimci mücadelede havlu atmış, sonra bununla da yetinmeyerek, pek çok benzeri gibi, takla atarak dönekleşmiş ve sermaye sınıfının saflarına doğru tekerlenip gitmiştir. bu bayır aşağı gidiş “hocaefendi”nin “zaman” gazetesinin sütunlarına varıncaya dek sürmüştür. o “hocaefendi” ki, birinci körfez savaşı en acımasız bombardımanlarla sürerken, izmir’de kendi cemaatine ait bir camide verdiği vaazda, abd emperyalistlerini ve onların yürüttüğü insanlık dışı, canavarca yağma savaşını en hararetli bir şekilde destekliyordu. “abd çok haklıdır, buna karşı çıkılmaması gerekir” diyordu, hiç utanmadan, sıkılmadan. çünkü, o din cambazının, “insanları allahla aldatan” o alçağın ipleri, abd’nin casus örgütü cia’nın elindeydi. abd oynatıyordu o kuklayı. sonraları bildiğimiz gibi bu satılmış, abd’ye kaçtı. dünyanın başhaydut devleti abd’nin kucağı ve kolları arasına yerleşti. oradan, türkiye’deki mecnunlarını yönetiyor. tabiî, abd’nin her saldırganlığını da destekliyor. amacı türkiye’de kendince bir din devleti kurmak. oysa böyle şerefsizlerin hz. muhammed’le de, gerçek islâmiyet’le de uzaktan yakından ilgileri yoktur. islâm’ın ilk anayasası olarak kabul edilen “medine emirnamesi”nde, hz. muhammed, böylelerini lanetler ve bunlara göz yumulmamasını emreder. “müslümanlara karşı kafirlerle işbirliği yapanların bizim aramızda yeri yoktur” der.

    yine lukman suresi’nin 33. ayetinde, bunlara karşı müslümanları şöyle uyarır:

    “(...) allah’ın vaadi haktır; dünya hayatı sizi sakın aldatmasın. o yaman aldatıcı, sizi allah hakkında/allah ile aldatmasın.” (kur’an-ı kerim meali, türkçeye çeviren: prof. dr. yaşar nuri öztürk)

    “hocaefendi” denen şerefsiz, işte o “yaman aldatıcı”lardandır yani iblis’lerdendir.

    bilindiği gibi, yine maoizm döneklerinden şahin alpay da bu gazetenin yazarları arasındadır şu anda. “agos” gazetesinin, h. dink’ten boşalan, genel yayın yönetmenliği’ne getirilen etyen mahçupyan da bilindiği gibi “zaman” yazarlarındandır."

    allahtan kitaptan alıntı yapmayı sevdikleri anlaşılan bu arkadaşlara islam dininde ölülerin arkasından konuşulmayacağı bari hatırlatılmalı ki, hiç bir sosyalist ahlakı kalmadığı anlaşılan bu çevreler biraz edep-terbiye edinsinler.

    bunu söylemek bana düşmez bile, dostu düşmanı bilir ki hrant dink "yüreği ve fedakârlığı yetmediği için önce devrimci mücadelede havlu atacak, sonra bununla da yetinmeyerek, pek çok benzeri gibi, takla atarak dönekleşip ve sermaye sınıfının saflarına doğru tekerlenip gidecek" biri değildir, son yazılarına bakarsanız aldığı tehditlere rağmen doğru bildiği yolda yürüdüğünün çok açık olduğunu da görürsünüz.

    zaman gazetesinde yazması onun bileceği iştir, eleştirilebilir de *, ama böyle bir şeyi iki satır sonra ayetler, hadisler yazacak olanların eleştirme hakkı bile yoktur.

    ayrıca hakkkında sosyalist bir bakışla söylenebilecek bir sürü şey olan fethullah gülen'i "müslümanlara karşı kafirlerle işbirliği yapanların bizim aramızda yeri yoktur" hadisiyle eleştirebilen bu çevrenin nasıl bir kitlesi var ki "biz ne diyoruz arkadaşlar" demiyor.

    hrantın düşüncelerine karşı olmalarının ikinci nedeni de şuymuş:

    "h. dink, iddia edildiği gibi türkiye’ye ve türklere dost değil, düşmandı. işte kanıtları:

    cumhuriyet okuru arzu şenyurt, 30 ağustos’ta sirkeci’den vapura binip adalara gidiyor. üst güvertede gazetesini okumaya başlıyor. bu arada üç-beş kişilik bir grup biniyor vapura.

    gruptakilerden birinin yüzü tanıdık geliyor arzu şenyurt’a; o kişi çevresindekilerle yüksek sesle bir sohbete de başlayınca tanıyor adamı: ermeni kökenli olup da damarlarına bulaşan “pis kan”dan mustarip avrupa birliği’nce meşhur fikir özgürlükçüsü büyük entelektüel. sonrasını arzu şenyurt şöyle anlatıyor: “tam arka sıramda, iki genç çocukla birlikte oturup, gürültülü bir şekilde konuşurken cep telefonu çaldı ve herkesin duymasını ister gibi bağırarak konuşmaya başladı. en son cümlesi ile sesi hâlâ kulaklarımda çınlıyor. karşı taraftaki ses sanıyorum 30 ağustos zafer bayramı’nı kutladı. o da cevap olarak ‘ne bayramı ağabey ya, bugün benim içimin kan ağladığı gündür’ dedi. nasıl dönüp kendisine baktıysam, hemen sesini alçalttı ve kıs kıs konuşmaya devam etti. şimdi bu demokrasi ya da konuşma özgürlüğü mü sayılıyor?” maalesef evet.” (cumhuriyet, 5 eylül 2006, deniz som’un “vaziyet” adlı köşesi)

    h. dink, 30 ağustos’a işte böylesine bir öfke ve kinle karşıdır. acıdan, öfkeden ve kinden içi kan ağlıyor."

    artık siyaset dedikodulara dayanılarak yapılıyor. bizim bir arkadaş görmüş, hrant dink vapurda şöyle demiş, 30 ağustosta içim kan ağlıyor demiş, yok istiklal marşında ayağa kalkmamış, vs.

    yani ellerinde bir tane dedikodu bir tane de hadis var, buradan hareketle hrant dink eleştirisi yapıyorlar. bunlar kim, siyasetle alakası bu düzeyde olan bir grup mu, değil, halkın kurtuluşu için devrimci mücadele verdiğini söyleyen bir partinin sorumluları. üstelik bir demokrasi şehidinin cenazesini örgütleyen demokratik güçlere, kendi dışlarındaki sola da saldırıyorlar:

    "cinayetin işlendiği gün olan 19 ocak’tan 23 ocak’a kadar süren eylemlerde; ödp, i. kaypakkayacı gruplar, esp, emep, höc, sdp, dtp ve bunlarla birlikte hareket eden birkaç küçük grup yer aldı. tabiî yerli yabancı parababalarının her kesiminden temsilcileri ve taraftarları da.

    bu cephe sevrci karşıdevrim cephesi’ydi ya da emperyalizm cephesi’ydi. burada bulunan “sol, sosyalist, devrimci, maocu” ve daha bilmem neci gruplar da aslında taşıdıkları adların tam tersini temsil etmektedirler pratikleriyle. bunların yalnızca adları soldur, sosyalisttir, devrimcidir. kendileri değil. o yüzden biz bunlara, gerçek siyasi kimliklerine en uygun düşen bir adla hitap ediyoruz: “sevrci sahte sol” diyoruz bunlara."

    iyi diyorsunuz, zamanında aydınlıkçılar da bol bol sahte sol dediydi, sonra tarihleri ihbarcılığın, jurnalciliğin, egemenlere yaranmanın tarihi oldu. sizlere de o yolda başarılar dileriz. ama o hiç boyun eğmemiş büyük devrimcinin, hikmet kıvılcımlının adını nasıl taşıyacaksınız?
  • 03 kasım 2007 tarihinde taksim de condelezza rice'nin ülkemize olan ziyaretini yaptıkları gösteri ile protesto eden partidir.
  • (bkz: doktor bu ne)
  • çanakkale deniz zaferi'nin 95. yıldönümü kutlamalarında çanakkale'de bir araya gelen ve atatürk ile lenin'in resimleri ile süslenmiş pankartları taşıyan parti...

    kaynak olarak buraya bakılabilir...
  • adnan menderes'in idam edilmesini protesto eden grubu protesto eden parti olarak dikkatimi çekmiştir.
    1960 darbesini halkı özgürleştiren bir girişim olduğunu öne sürerek açık açık tam destek vermişlerdir.karşı görüşe tahammülsüzlüğün bu noktaya geldiği bir ülkede aynı kültür ve değerlere sahip çıkamamak emperyalist ülkelere açık açık davetiye göndermektir.en basitinden sokağa çıkmanıza izin vermeyen bir girişimi özgürlük aracı olarak nitelendiriyorsanız malum boyunduruklara ses çıkarmanız hiç samimi gelmiyor bana.
    bu ülkede yaşları büyütülüp idam edilen insanlar oldu.tek tepkiniz yaşlarının küçük olmasına mı? sol görüşlü olmalarına mı? sosyalizm diye diye içini boşalttığınız kavram için en önemli olgu olan insanların orta çağ cezalandırılmaları ile öldürülmelerine mi?
    bu işler öle pos bıyık bırakarak lenin ve atatürk posterleri taşıyarak olmaz garip vatandaşım.

    not:yukarıda bahsettiklerim sadece bir görüşe karşı yazılmış değildir.somut bir örnek oldukları için hkp üstünden anlattım.vermek istediğim mesajı, her tür salt taraf olan görüş hakkında farklı kavramlar ve terimler ile anlatabilirim.