şükela:  tümü | bugün
  • şimdiki manada tasavvuf öğretisinin kurucularından. tasavvuf olayında anlamak ve anlaşılmanın çok zor olduğu açıktır (bkz: havas / avam kavramları). resim sanatına benzetiyorum bir açıdan, herkes bir tabloya bakar ama konuyla ilgili bilgi birikimi, sosyo-kültürel seviye, resim sanatına yönelik ilgi, eğitim vs dikkate alındığında aynı algıya sahip olamayabilirler.
    çocukluğundan itibaren dini konularda kendini çok iyi yetiştiren, islamın yanında diğer tüm dinleri de araştıran, öğrenmekle kalmayıp sorgulayan, belli bir zeka ve ego seviyesinin üstünde olan şahısların allah'a ve onun indirdiği kitaplara olan bakış açısının, dinle ilgisinin sadece içinde doğup büyüdüğü toplum ile sınırlı biriyle aynı olması düşünülemez elbette.
    varlığın birliği (bkz: vahdet-i vücud) temeline dayanan tasavvuf öğretisinde, "sen ben yok aslında, sadece o var, bizler ve tüm eşya onun evrendeki yansımalarıyız ayna misali" fikri de baktığınızda mantıklı gelebiliyor. ancak insanın yaratıcının bir parçası olması, yaratanına kavuşma gayreti, aşk, onda eriyip kaybolma fikirlerindeki asıl sıkıntının o'nu tasavvur etme çabası olduğunu, tasavvufun, aslında tarih boyunca insanlar tarafından güneş/ay/çeşitli hayvanlar/güçlü doğa olayları/yıldızlar/çeşitli metalar/kutsal ya da siyasi olarak güçlü görülen insanlara atfedilen yaratıcıyı bir kalıba/şekle sokma dürtüsünden de etkilendiğini düşünüyorum. o asla tasavvur edilemez.
  • insan bir kâinattır.
    ancak kâinat da insandadır.
    tek tek bakarsan çok görürsün.
    bütün bakarsan tek görürsün.